Bursa
Parçalı Bulutlu
25.7°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Mimarlar Odası seçimi ve şehirleşme...

13 Ocak 2020 Pazartesi, 23:38

Demokratik bir seçim ve pek de rastlanmayacak bir seçim sonucu... Yer Mimarlar Odası Bursa Şubesi Genel Kurulu... Üç adayın yarıştığı genel kurulda, mevcut başkan Ömer Faruk Şahin, 7 kişilik yönetim kurulu üyeliğinden sadece üçünü kazanabildi. Etkin Mimarlık Hareketi adayı Şirin Rodoplu Şimşek ise dört kişiyle yönetime girdi.

Sanırım, siyasi partilerin yapamadığı yapılarak, belki de yasa gereği "çarşaf listeli" bir seçim sistemi uygulanmış. Tam anlamıyla demokratik bir yaklaşım. Konuyla ilgili olarak enbursa.com'un haberi aynen şöyleydi.

"Bu sonuca göre Mimarlar Odası Bursa Şubesi'nin ilk yönetim kurulu toplantısında, Şirin Rodoplu Şimşek'in başkan olarak seçilmesi ve görev dağılımının yapılması bekleniyor."

Beklemek güzel bir kelime... Burada, gelişmenin sonuca ulaşması için kullanılmış. Benim beklentim biraz farklı. Yarı kamu kurumu nitelikli akademik odalar, sivil toplum dışında bir kentin emniyet sübapları...

Mimarların yanı sıra, inşaat mühendisleri, şehir plancıları, makine mühendisleri odaları ve diğerleri kent yanlışlarının düzeltilebileceği, bu tür konuları yargıya taşıyacak, kıymetli ve önemli merciler.

Kendi üyelerinin özlük hakları ve çıkarlarını korumak dışında, çok da etkin göremedim odaları son yıllarda... Bu benim görüşüm, yanılmış olabilirim; bana gönderilecek iyi örneklerden söz etmek de benim gazetecilik görevim ve topluma karşı borcum.

Şimdi buradan çok önemli bir konuya geçerek, saptamada bulunmak istiyorum. Bir kentin yaşamını düzenleyen ve sakinlerinin haklarını koruma altına alan en önemli proje, kent Anayasası da denilebilen, uzun erimli strateji planlarıdır. Bir başka anlatımla kentin 1/100 bin ölçekli planlamasıdır. Bunun yapılmasından çok daha önemlisi de harfiyen uygulanmasıdır. Kentin egemenlerinin, bazı kamu kurumlarının yersiz isteklerinin bile dikkate alınmadan, bırakın sağlıklarını bozacak tehlikelere engel olmayı, yaşayanların yaşamını kolaylaştıracak önlemler içerir bu tür planlar.

Şimdi asıl soru geliyor... Plancı ve mühendis olmadığım için, belki de çok dikkat etmediğimden Bursa'nın 40 veya 50 yıl sonrasının projeksiyonunu içeren bir çalışmanın son kez hangi tarihte yapıldığını atlamış olabilirim.

Hafızamda kalan son ikisi şöyle; birincisi 1960 yılında Reşat Oyal döneminde kabul edilen Piccinato Planı, diğeri de Erdem Saker'in yaptırdığı 2020 Strateji Planı. Birincisinin yaklaşık ilk beş yılında delindiğini o dönemin politikacısı Hüseyin Suat Sungur, belgesel çalışmamda açıkça ifade etmişti.

İkincisi için bir yorum yapabilmek daha kolay sanırım.

1999-2020 arasında bir üçüncüsü yapılarak, halen başarı ile uygulanıyorsa, lütfen ilgililer bildirsinler. Hemen özür dileyerek yayınlayayım!

Şimdi burada durarak, mimarların son genel kurulunda Bursa'nın ağırlıklı milletvekili Hakan Çavuşoğlu'nun sözlerine bir göz atalım...

"Bursa'nın bütün paydaşlarının bu şehirle ilgili bir tasavvuru olması gerekir. Elbette şehirle ilgili söylemleriniz elzem olacaktır. Ama bunu yaparken hiçbir ideolojiye, angajmana dayanmadan, bagajında hiçbir şey olmadan, sadece mesleğinden aldığı kültürle bunu yapması gerektiğine inanıyorum."

Kendisi de mimar olan Büyükşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Gülten Kapıcıoğlu da "Şehrin kimliğiyle ilgili alınan kararlarda söz sahibi olmak da önemli. Bunu yapabilmek için ilgili kurum ve kuruluşlarla diyalog da önemlidir. Bu diyalog şehrimize zenginlik katacaktır" demiş.

İktidar temsilcisi iki siyasinin görüşleri böyle... Bu açıklamalardan çıkardığım sonuç; Çavuşoğlu'na göre ideolojiniz, kendi doğrunuz ve yasadan aldığınız gücü kullanmadan söylemlerde bulunulabilir. Yani fazla bir eleştiriye girmeyin benzeri bir şey... Meslekten alınan kültürü de pek çözemedim. Bu kültür güçlünün beklentilerini karşılayacak bir yaklaşım sergilemek mi? Dilerim, ben yanlış algılamışımdır. Kapıcıoğlu da, sanki bize danışın ve konuşun bir orta yol buluruz, yasayı masayı bırakın gibi kendi görüşünü göre bir açıklama yapmış. Bu açıklamaların takdir edilecek yönü, iki siyasinin de partilerinin görüşünü dürüstçe, eğip bükmeden sergilemeleridir.

Artık sıra, akademik odaların yeni dönemdeki sağduyulu kararları ve yasadan aldıkları gücü, her türlü çarpıklıkta kullanmalarına kaldı.

Bu olmazsa, Bursa bir kez daha çökecek ve biz de seyirci olacağız.