Bursa
Açık
20.1°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Liyakat...

06 Şubat 2020 Perşembe, 23:06

Bazı yorumcular kara hafta diyor. Kimileri üst üste doğal felaket...

Ben daha da ileriye giderek, siyah günleri tercih ediyorum! Deprem, askere hain saldırı, çığ düşmesi ve uçak kazası. Buna dış politikadaki sıkıntıları da ekleyin, siyah günlere ulaşırsınız.

Böyle zamanlarda bir şeyler karalamak, yorum yapmak, ya da çözüm üretmek öyle zor ki... Sessiz kalmak da çok doğru gelmiyor bana...

Felaketin doğal diye niteleneni var... Manisa'da başladı, Elazığ-Malatya ekseninde ölümlerle devam etti. Kış koşullarının ağırlığı da bir başka.

Farklı görüşler, ağır yorumlar, ürkütücü haberler ve şişirilen kurtarma öyküleri...

Herkes kendi penceresinden, ideolojik bakış açısıyla bir şeyler söyledi durdu.

Şöyle, kendinize yüksek bir yer seçip, olaylara kuşbakışı göz attığınızda ne görüyorsunuz? Deprem doğal felaket tamam, ama önlem elimizde... Sonuç 40 küsur ölüm ise önlemden söz etmek biraz zor. Kurtarma çalışmalarının doğruluğu, çabukluğu ve yerindeliği ise tartışmaya açık. Hele, Gazeteci Serdar Akinan'ın, bir kurtarma operasyonunun, Cumhurbaşkanı'nın ziyaretine denk gelmesi için savsaklanması iddiası tek kelime ile fecaat... Doğruysa iki, yanlış duyum ise üç kez fecaat.

Bir de Elazığ'ın başrol oyuncuları var. Yine herkesin penceresi değişikti onlara bakarken... Gönüllü kurtarma elemanı kadının yaptığı göklerde, Suriyeli gencin yardımı da bulutların hemen üstündeydi!

Bunlar işin magazin yönü. Aynı sokakta yerle bir olan binanın yanında, diğerlerinin dimdik ayakta duruşuydu gerçek olan. İhmal ya da göz yumma, yani iyi niyeti istismar...

Özetin özeti; her işin başında kim varsa onda aranacak özellik belli ve koşulsuz şart olmalı: LİYAKAT...

Üşenmedim, bildiğim halde liyakat için kelime anlamına baktım. Arapça bir kelime ve "lâyık" kökünden geliyor. Liyâkatın vazgeçilmezleri, iyi eğitim, deneyim, bilgiyi beceriye dönüştürme ve performans... Bence burada bir de "dik duruş" olmalıydı. Kelimenin anlamına bakarken bir de özdeyiş gördüm. Selçuklu vezirlerinden Nizamü'l Mülk demiş ki "liyâkatli ve tecrübeli bir köle, bin evlattan evladır."

İyi güzel de, bize layık görülen yönetici, yetkili ve sorumluların tamamı bu sıfatı hak ediyor mu?

Etmiyorsa, edenlerin önünde ne tür engeller var? Benim saptamama göre, maddi ve manevi rant ile bunun sonucu koşulsuz itaat...

Yine sıkılmadım ve ABD seçim sistemine baktım. Orada da buna benzer bir kelime bulamadım. Varsa yoksa sandıktan çıkmak... Sonra da istediğini yapmak. Onlardaki tek fark, sağlam bir hukuk düzeni ile görev sürelerinin sınırlandırılmış olması. Buraya kadar olan bölüm umarım sizi sıkmamıştır!

Şimdi dönelim iki üç gün önceye... Van'ın Bahçesaray ilçesinin ünü yaygındır. Genelde "yılın 8 ayı yolu kapalıdır" cümlesi kurulur bu ilçe için... Şimdi değişmiş; duble yol yapıldığı için bazı bölgelere sürekli gidilebiliyormuş. O korkunç çığ felaketinin yaşandığı bölgenin yolu yeni olmasına karşın yine de tehlike arz ediyormuş. Amma, bir eski vekil ve Cumhurbaşkanlığı Danışmanı ısrar etmiş, yolu bir ekibe açtırarak ardından devam etmişler. Sonrasını biliyoruz. Ama daha bitmedi, bu kez yörenin AFAD sorumlusu, danışmanın çığ düşmesine maruz kaldığını duyunca kim var kim yok toplamış, olay yerine gitmiş, kurtarmaya girişmişler. Sonuç; 41 ölü ve şehitler. Bu kez gerçek ekipler geldiğinde, olay mahalline az sayıda kurtarma timi alınarak diğerleri yaklaştırılmamış. Düşünün ve buradaki liyakat ile itaati bulup çıkarın lütfen!

Sabiha Gökçen kazasına da bir değinelim. Hava kötü, söz konusu uçaktan önce iki uçak pas geçmiş. Uzmanlardan öğreniyoruz; şirket gelenekleri de bazı hataları tetiklermiş. Örneğin, birkaç kez pas geçmek ya da bir başka hava alanına inmek fazladan yakıt harcamak demekmiş. Bunun dışında inmey, ya da turlamayı belirleyecek birden çok beyin çalışırmış alanlarda, yani kulede... Burada da liyâkat arıyor ve bulmaya çalışıyorum. Pilotun eğitim ve deneyimi daha sonra açıklanacaktır sanırım. Bunun yanında bir de hava alanı sorunu var. Sabiha Gökçen'de tek pist bulunuyor ve sürekli bozuluyormuş. İkinci pist de bir türlü bitirilememiş! Ayrıca, İstanbul Havaalanı'nı tercih etmeyenler buradaki yoğunluğu iyice artırmış. İkinci pistin bitmemesi, Atatürk Havaalanı'nın uçuşa kapatılması, aklıma şeytani bir amacı getiriyor. İstanbul Havaalanı için verilen garantiyi tutturabilmek için, Anadolu yakasındaki bu mütevazı alan acaba ihmale mi uğratılıyor? Burada az rant üstüne bolca itaat dökülüp güzelce servis mi ediliyor ne!..