Bursa
Açık
32.3°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Kuyruklar ve virüs formülleri

08 Haziran 2020 Pazartesi, 18:37

Küresel bir salgın, küresel bir dağınıklık ve kargaşa dönemi yaşıyoruz. Tam da bizim olgunluk çağımıza ya da bazı tanımlamalara göre "kıdemli vatandaş" dönemini yaşarken denk geldi.

Yaşadığımız nedir, sonuçları neler olur?

Acaba bu soruların cevabını, toplumun ne kadar bir bölümü merak eder?

Kusuruma bakmayın, soru sormak ve yanıt aramak benim doğal davranışım. Çünkü gazeteciyim... Televizyon ekranında uzun yıllar canlı olarak yaptığım programım "Soru İşareti" adını taşıyordu. Bursa'ya gelen ünlü konuklar da olurdu canlı yayınımda... Onlardan biriydi tiyatro oyuncusu Rutkay Aziz...

Yayın başladığında, sorular geleceğini hatırlatmak istedim... Öyle bir yanıt aldım ki, şaşırıp kaldım.

"Soru sormayan, sorgulamayan insanların yaşadığı bir ülkede, programın adı bile çok farklı..." deyiverdi sanatçı Aziz. İltifat mıydı ya da zaman kazanmak mı istedi bilemiyorum... Bundan yaklaşık 15 yıl önce duyduğum bu cümle ve içeriği hiç değişmedi, hele içinde bulunduğumuz dönemde neredeyse rafa kalktı.

"Evde önlemimi alarak neden bekliyorum, bu salgın ne zaman bitecek?" diye sorsam, kimden yanıt alırım. Cesaretimi toplayarak, "Acaba Bursa'da son olgu durumu (vakayı bıraktım bunu kullanıyorum) nedir, kayıplarımızın sayısı hakkında bilgi alabilir miyiz? Bunu, evde oturmaya mahkum sade ve kıdemli vatandaş olarak soruyorum" desem, nereden ve nasıl cevap alabilirim? Bileniniz varsa ne olur beni de bilgilendirin...

TTB Pandemi İzleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala'nın Dünya Sağlık Örgütü bildirisine dayanarak önerdiği "65 yaş üstü vatandaşlarımız için, bez maske yeterli değil, tıbbi maske kullanmalılar" dediğini hatırlatarak, "bu maskeyi nereden ve kimden temin edebilirim" desem, nasıl bir cevap alabilirim?

Neden böyle bir giriş yaptım, anlatayım. Bazı kuyruklar ve formüller ve parolalar üzerinden yürüyerek anlatabilirim.,.

Bilim insanları ve salgını yönetenler ile Sağlık Bakanı'nın tek formülü var:

Maske-Mesafe-Musluk (yani el hijyeni)...

Önceki gün, pazar tatilini kırda bayırda, ormanda, deniz kıyısında yapan, maskeyi gözlük, mesafeyi denize yakınlık, musluğu meşrubat içmek için algılayan topluluklara bakarak yakın gelecekten nasıl umutlanabilirim?

Yanıtı, niyet okuyarak (!) vereyim. Bu topluluğa göre formül şuydu Pazar günü:

Para-Plaj-Piknik...

Onlar özgürlüğün tadını çıkarırken, Covid 19 da eğleniyordu olgu (vaka) sayısını artırarak... Türkiye'ye karşı sevgi doluydu virüs!..

Bilim insanlarına, büyük kentlerdeki vatandaşın bu fütursuz davranışın nedenleri sorulduğunda "uzun süre evde kaldıklarından dolayı farkında olmadan bir tepki vermek olabilir" yanıtını veriyorlardı.

Oysa neredeyse dünyanın büyük bölümünde ve Avrupa'da siyahi Floyd'un "nefes alamıyorum" cümlesi parola haline gelmiş, salgının yerine yönetenlere karşı yönetilenlerin başkaldırışı gelmişti.Acaba onları da salgın mı bu hale sokmuştu? Ülkemizde ise bu tür bir davranışın bir gün kendilerine de yapılabileceği duygusunu taşıyamayan yurdum insanının bir bölümü, felekten bir gün çalmaya çalışıyordu!

Bu topluluk nasıl bu kadar rahat olabiliyordu?

Sağlık Bakanı'nın ölümlerin yüzde 93'ü 65 yaş üstü demesini tersten anlayarak, "nasıl olsa bizi öldürmez" diye mi düşündüler yoksa?

İşte yine bir soru... Yaklaşık 3 aya varan bir evde oturma önlemine karşın, bu oran neden düşmedi, düşmediyse bu karantina gereksiz mi?

Yaşlı ölümleri hangi tarihler arasına denk geldi ve kronik hastalıklar ne ölçüde rol oynadı? Ölüm oranlarının, bölge ve kentlere, yaşam biçimine göre dağılım neydi? Bu sorular yanıtlanmadan, sadece "kıdemli vatandaşları" riskli gösterip eve kapatarak, kısıtlamalar kaldırabilir mi?

Ben yanıtları gerçekten merak ediyor ve ekliyorum, acaba başarılı (!) Sağlık Bakanımız yanlışlıkla Avrupa'da toplu halde bakımevlerinde kalan ve ölen yaşlılarla, bizimkileri mi karıştırdı diye düşünmeden edemiyorum!

Yine geldim, pazar gününü dilediğince geçirebilmek için plaj ve orman kuyruğuna girenlere... Pazartesi sabahı da bu kez AVM kuyruklarını oluşturdular muhtemelen... Kendilerinin dışında başkalarını da koruyup, kollamak gerektiğini bilmezden gelerek...

Oysa, kendi hemşerisi, yurttaşı ve zor durumdaki vatandaşının kuyruğu daha bir zor olacaktı. Çünkü, eski ve yeni işsizlerle, umudunu yitirmek üzere olanlar yine İŞKUR'da uzun saatler bekleyecek, sonra da en ucuz ulaşım için metrobüs, otobüs ve dolmuş kuyruğuna girecekti.

Çok önemli bir kuyruk daha var unuttuğum... Ucuz kredi furyasından istifade edebilmek uğruna, gece yarısından itibaren bankaların önünde sabahlayanlar... Böylesine sıkışık bir ortamda, kredi ile oto ve ev sahibi olma girişimini nasıl anlamlandıracağım konusunda hakikaten güçlük çekiyorum.

Öyleyse, odadan odaya, maske-mesafe-musluk diyerek gezip dolaşayım!

Böyle bir toplumda bundan fazlası elimden gelmiyor çünkü...