Bursa
Açık
20.3°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Krizden çıkmak mı, fırsat çıkarmak mı?

20 Nisan 2020 Pazartesi, 18:56

Atasözü, deyiş veya halkın ağzı deyin de ne derseniz deyin. İşte onlardan biri de "her şerde bir hayır vardır" tamlamasıdır. Kimi insan, "şer" yerine "şey" kullanır. Şimdilerde matbuat (gazete) dilinde bir de "krizden fırsat çıkarmak" deyimi çokça kullanılır oldu. Bunu yapabilmek de maharet ister! Özellikle toplumsal yaşamdaki örneklerden bir demet sunmak da benim maharetim olsun! Ne dersiniz, önce küçüklerden başlayayım mı?

Tarım Kredi Marketleri adında yarı kamu nitelikli bir oluşum varmış. Şu günlerde önem kazanacak olan bu kurumun başına bir genel müdür atanmış. Ne var bunda, diyebilirsiniz. İyi de bu genel müdürün, kurucu ortağı olduğu iki gıda firmasından biri 10, diğeri de 5 kez Tarım Bakanlığı tarafından hileli ürün satmaları nedeniyle kamuya ifşa edilmiş. Üstelik, iddiaya göre atamadan Bakan Pakdemirli'nin haberi olmamış. Bu kriz fırsatını kim değerlendirdi acaba?

Neyse büyük bir olay değil diyelim ve geçelim!

THY'DEN RAMAZAN ÖZEL TARİFESİ

Cumhurbaşkanlığı tebliği ile 30 büyükşehir ve Zonguldak'a araç girişi çıkışı, bir ay daha ertelenmişti. Bu süre tartışılırken ekranda bir ilan belirdi. Dikkatli gözler yakalamış. İlan THY, yani Türk Hava Yolları'na ait. Şöyle bir ibare var:

"Ramazan'a özel fiyatlarla Türkiye'nin dört bir yanına seferler." Bunun dışında THY uçakları ile Kıbrıs'tan 650 kişinin geldiği haberi de işin tuzu biberi... Bir Avrupa ülkesinden gelen ailenin anlattıklarını yine ekrandan duydum. 300 kişi bir uçağa bindirilmiş. Sonra da ülkemize geldiğinde otobüslere tıkış tıkış doldurularak kampa alınmışlar. Kriz nedir, fırsatı kim çıkardı bilemedim!

Bir de çok ünlü bir "İnfaz İndirimi" yasamız var. O daha da tipik. Kim ne için istedi, kime yaradı, bu kriz ortamında son gülen kim oldu, tam bir bilmece! Dendi ki, "bu bir af değil, sadece infazda indirim. Hem de herkese değil." Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan kısa süre önce "Devlet, kendine işlenen suçu af eder. Ama kişinin, kişiye karşı işlediği suçu biz affedemeyiz." demişti. Hatta, bir iki yıl önce ittifak ortağı Bahçeli'nin af isteğine çok sert bir dille "uyuşturucu baronlarını mı affedeceğiz" çıkışı vardı ki adeta manifesto niteliğindeydi! Şimdi ne oldu? Önce yasa teklifinden "af" sözcüğü çıkarılarak, TBMM Genel Kurulu'nda üçte iki çoğunluk şartı kaldırıldı. Sonra da gelsin infaz indirimi... Önce 90 bin kişi çıkacak, dendi, dün bir bültende işittim, 100 bin lafı geçti. Arada küçücük bir 10 bin kişi var. Hadi ondan da geçtim, bu 90 ya da 100 bin kişinin testleri yapıldı mı, yapılmadıysa evlerine nasıl gönderildi? Yapıldı ve sonuçlar temiz çıktıysa, kamuoyu ile paylaşıldı mı? Yapılıp, duymadıysam özür mü dilesem? Neyse canım o kadar da önemli değil! Şimdi, bu yasa ve salgın krizinden kim fırsat yarattı. Devlet Bahçeli mi, Erdoğan mı? Bence her ikisi de... Bahçeli seçmenine ve eski dava arkadaşlarından bazılarına karşı puan topladı. Ülke ekonomik sıkıntı ve salgın ile boğuşurken, kriz sırasında doğan böyle bir fırsat, olası bir erken seçim öncesi kimin işine yaramaz ki?

SALDA OLAYI BÜYÜYOR

Henüz üç gün önceydi. Salda Gölü kıyısında, taşeron firmanın ağır vasıtalarla beyaz kumları taşıması görüntüleri arasında, bu cennet köşedeki siyasi oyundan söz etmiştim. Çok küçük bir ilçe olan Yeşilova sınırları içindeki bu doğa harikasının CeHaPe eliyle turizme kazandırılması iktidarın işine gelmemiş ve millet bahçesi projesi ile göle zaten o zaman girilmişti! Dün yaşanan suikast olayı ile Yeşilova Belediye Başkanı ve eşi bacaklarından (!) yaralandı. Olayın iktidara avantaj sağlamak için yapıldığını ima etmiyorum. Çünkü bir gecelik konaklama sırasında, yörenin garipliği dikkat çekmişti. Henüz hava kararmamışken patlayan tabancalara otel görevlisi "bizim buralarda olur böyle şeyler" diyerek geçiştirmişti. Bir de ilginç olayların döndüğü söylenen kıyıda gizemli bir otel vardı, tam girecekken geri dönmüştük. Sözün özü, küçük hesaplarla da olabilir bu suikast... Değilse zaten olay çok büyür. Aslında benim demek istediğim, salgını kalkan yaparak doğa harikasından fırsat çıkarmaya çalışan taşeron firma (değilse iş büyür) en tipik örnektir bana göre...

Ancak şaşırıp kalacağımız bu fırsat örneklerinden sonra, çok büyük bir gelişmeye parantez açmak istiyorum. Hem de yorumsuz biçimde...

Bundan sadece iki ay önce, Ankara'da DDY'ye ait tarihi bir binayı kurucusu olduğu üniversite için kampüse çevirmeye çalışan bir özel hastane sahibi, bugün ülkenin en güvenilir kamu yöneticisi konuma yükselmiş. Araştırmanın biri böyle söylüyor. Acaba neden? Cevap kısa ve yalın; Covid 19 salgını. Çünkü, özel üniversite ve hastanenin kurucu başkanı Fahrettin Koca, corona krizinin en şanslı ismi. Çünkü muhalefet partisi liderleri dahil, henüz yitirmediği şeffaflıktan dolayı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin en güvenilen bakanı (sisteme göre sekreter diyenler var).

İSTİFA İLE GÜÇLENEN BİR POLİTİKACI

Bir bakan düşünün, ilk anda sorumluluğunu üstlendiği bir uygulama ile salgının yaygınlaşmasına yol açmış varsayılıyor. Ardından hatasını telafi için istifa ediyor. İstifası, salgının önüne geçerek, ittifak ortağı partinin genel başkanı tarafından geri dönmesi rica ediliyor. Rica ettiği makam da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin bir numarası. Dedikodulara göre, gelecekte İktidar Partisi'nin genel başkanlık koltuğuna aday olduğu bile dillendirilirken, istifası en yüce kat tarafından kabul edilmiyor (üstelik istifa tek taraflı bir kurum) ve yerinde kalıyor. İşte size "krizden doğan en tipik fırsat", ama çıkaran belli değil!