Bursa
Açık
31.1°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Kıymayın efendiler Bursa'ya!..

14 Şubat 2020 Cuma, 23:04

Sözüm Bursa kamuoyuna... Bu kamuoyu da kimlerden oluşur, kaç kişidir, kent üzerinde etkinliği var mıdır, bilemem.

Suçlu aramak yerine, kaybolmak üzere olan sembol değerlerin korunması amacıyla böyle bir giriş yaptım.

Dilerim merak etmişsinizdir!

İşte size sessiz kalmaya mahkûm bir çığlık:

"Yeterli ödenek verilmediğinden tıkıldığımız ve tuvaletlerinde sabun, tuvalet kağıdı bile olmayan, ısıtma sistemi çalışmayan buz gibi tavan arasında prova yapmaya uğraştık. Niye? Neyi, kimi kurtarmak için? Bilmiyorum. Kendi aldığımız ufo ısıtıcıyla üçte bir kadroyla işimizi yapmaya uğraşırken, yan salonda aşırı yükseltilmiş roman müziği sonucu prova bile yapamadık. Ortalık gazinoya dönmüş, biz Mozart'ın inceliklerini konuşmaya uğraşıyoruz... Ama orkestracının performansı azmış, devlete sırtlarını yaslamış, halka inmiyor, üretmiyor diyor anlı şanlı müzikçilerimiz."

Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası müzisyenlerinden birinin sözleri bunlar... Bıçak kemiğe dayanmış ki, bu gelişmeleri sosyal medyada paylaşmış. Sonra da Bursa'da faaliyet gösteren Filarmoni Derneği'nin bir üyesinden daha açıklamalı bilgi alma şansım oldu. Açıkçası, Bursa'nın sembolü haline gelen senfoni orkestramız, bakanlık ile belediye arasına sıkışıp kalmış. Bakanlık kadrodan vuruyor, Büyükşehir Belediyesi de en azından prova için bile, bugüne kadar gösterilen kolaylıklardan imtina ediyor.

Şimdi burada durup, bir değerlendirme yapmak istiyorum. Senfoni konseri ile ilk kez Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nin büyük salonunda tanıştım. Yani, benim senfoni konusunda ne birikimim ne de düşkünlüğüm var. Buna karşın uzun yıllar yılda birkaç kez giderek konser izleriz. Bunu baştan ortaya koymalıyım, diye düşünüyorum. Ama, lakin; bu kuruluş şu anda Bursa'nın markalarından biri midir? Her yıl Uluslararası Bursa Festivali açılışında konser verir mi? Yıl içinde de izleyici sayısını düşürmeden konuk sanatçılı konserlerine devam eder mi?

Tek bir yanıt veriyorum. Bunların hepsi doğru ve benimsenmiş bir müzik etkinliği ya da Bursa'nın dışa açılan kapılarından biri... Kurum ve kişilere söz söylemeden, kenti ve onu oluşturan kesimi en azından konuyu seslendirmeye çağırıyorum.

Gelelim ikinci konuya... Bu kez halis Bursa markası bir etkinliğin biçim değiştirme eğilimine...

Uluslararası Bursa Festivali ve bu etkinliğin patronu Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı'na ve onun yeni oluşumuna...

Önce kısa bir bilgi; internete girin ve Bursa Festivali yazın... Göreceğiniz cümleyi ve tarihi ben söyleyeyim. Şu anda kayıtlara geçmiş ve festival adını taşıyan hiçbir etkinliğin Bursa'dan eski olmadığını görürsünüz. Çünkü Türkiye'nin ilkidir. Birincisi 7-12 Eylül 1962 tarihini taşır. İçinde Bursa'nın esaretten kurtuluş gününü, yani 11 Eylül gününü de kapsar. Sonradan tatile gelmesi için temmuz ayına alınmıştır. Bununla ilgili makaleyi Yüksel Baysal meslektaşımda okudum. Yeni oluşacak yönetim listesini gördüm. Kimseyi eleştirecek hakka sahip değilim. Sadece şunu söylerim; entelektüel birikimi, bu konuda deneyimi olan isimler göreve gelir, Büyükşehir Belediyesi ile paralel çalışırsa bu etkinlik uluslararası bir festival niteliğini kaybetmez. Tersi durumda, belediyenin bir şubesi halini alır, oradan da bir iş çıkmaz. İşte İstanbul... Aynı konumdaki vakfın başında Türkiye'nin önde gelen kültür-sanat adamlarından Bülent Eczacıbaşı yıllardır ve her iktidar döneminde bu işi götürüyor. Şimdiden belirteyim, aksi durumda festival bir anda "panayıra" döner.

Sıra üçüncü konuda... Genç bir yazar arkadaşımız belirtmiş, Arap Şükrü Sokağı için şikayetler başlamış. Son yıllardaki siyasi iklimden cesaret alarak, o mahallenin muhtarı ithamlarda bulunup, buranın şeklinin değiştirilmesini talep etmiş. Benim okuyabildiğim makalede böyle deniyordu. Neyse, yine suçlu ve suç aramıyorum. Sadece dikkat çekmek istiyorum. Hadi senfoni bizim kalemimiz değildi! Ama Arap Şükrü Sokağı Türkiye'de ünlenmiş bir eğlence merkezi. İsteyen alkol almadan da oturabilir. Birilerinin dikkatini çekebilmek için, merhum bir belediye başkanımızın cümlesini aktarıyorum.

"Ben Ulucami'de sabah namazı da kılarım, Arap Şükrü Sokağı'nda da otururum. Böyle bir Bursa hayalindeyim."

Dönemin iktidar partisinin İl Başkanı, ki kendisi arkadaşım olur, sanırım 2007 seçim dönemiydi, sokağı gezerek vatandaş ile sohbet etmişti, iyi biliyorum. Çünkü o da bunu iftiharla söylerdi. İşte değişimlere gebe konular. Hepsi birden dönüşüme uğrarsa, bir başka Bursa çıkacak karşımıza... Acaba bunlar gelmekte olan kültürel dönüşümün ayak sesleri mi? Kimseyi suçlamıyor ve sadece haykırıyorum.

Efendiler, kıymayın Bursa'ya...