Bursa
Açık
30.5°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Kıssadan hisse, gazeteciler bu da size!

17 Şubat 2020 Pazartesi, 23:21

Eylül ayının sonlarıydı... Önce Salda Gölü'ne uğradık, ardından da Pamukkale'ye geçtik eşimle... Leodikya antik kentine girişte yeni değişen basın kartımı gösterdim. Görevli ilk kez görüyormuş, çünkü rengi bu kez turkuazdı. İsterseniz mavi diyebilirsiniz. Sonra da izin alarak kartın fotoğrafını çekti. Sırasıyla Pamukkale giriş kapısı ve içindeki müzede bulunan görevlilere gönderdi. "Onlar da ilk kez görecekler, onun için gönderiyorum" dedi.

Birkaç saat sonra Pamukkale'deki antik alana giriş yapacaktık. Görevliler bizi gülerek karşıladılar ve bana dönerek "o bey siz miydiniz?" dediler. Gülerek bir sonraki girişe kartın fotoğrafını gönderdiler. Müze girişinde de aynı ritüel ve espri ile karşılandım. Bir anda Pamukkale'nin en ünlü kişisi oldum! Mavi kartlı ilk gazeteci giriş yaptı gibi bir unvanın sahibiydim artık!

Burada iki ilginç nokta var. Kartların değişmesinin üzerinden yaklaşık 8-9 ay geçmişti ve ülkenin bu önemli antik alanına henüz bir meslektaşımız gitmemişti demek ki. Ya da gidenlerin henüz yeni kartı elde etme şansı olmamıştı. Bence ağırlık bu ikinci ihtimaldeydi.

Bunun dışında; yıllardır kullanılan sarı basın kartları neden turkuaz olmuştu, bunu bir kez daha sorgulama ihtiyacı duydum. Ardından, İstanbul'da görev yapan basın emekçilerinden bir bölümünün kartlarının değiştirilmediği ve onay beklediği haberi geldi. Oysa, sarı basın kartının verilişi, yasal biçimde ve koşullara uygun yapılıyordu. Burada bir terslik olabilirdi, yani yasa yerine yönetenler belirliyordu gazetecilik kriterini!

Neyse, bununla ilgili gerekli girişimler yapıldı ve bekleyenlere sanırım kartları mavi biçimde verilmeye başlandı!

Merakımı gidermek için kaynak aradım ve bir meslektaşımızın, Burhan Akdağ'ın makalesi gözüme çarptı. Öykü çok çarpıcıydı, birazı kulağıma gelmişti ama tam aslına şimdi ulaştım, aktarayım.

1895 ve izleyen yıllarda, modern gazeteciliğin kurucusu kabul edilen Joseph Pulitzer, bir çocuğun çizimlerinden yararlanarak gazetesinde kahraman yaratır ve bir çizgi karakter oluşturur. Bu çocuk karakterin geceliğini de sarı renge boyanır. Sarı renk, bir gazetede ilk kez kullanılmıştır. Adına da Yellow Kid (sarı çocuk) derler. Ardından da sürekli çizerler... Hem de ne çizmek! Yellow Kid yoksulların geçim kaygısını, kötü yaşam koşullarını, kamu görevlilerin hatalarını, siyasilerin yolsuzluklarını, haksızlıklarını dile getirir. Sonra da bu karakteri bir başka gazete transfer eder çizeriyle birlikte... Rakipleri de boş durmaz o gazeteye ve benzerlerine Yellow Press, ya da Yellow Journalism adını takar. Böylece gazetecinin evrensel rengi sarı olur. Birçok ülke gibi Türkiye de basın kartlarını sarı olarak düzenler.

Bilmem bir şeyler anlatabildim mi?

HABERCİKER VE EMEKLİLER DİKKAT!

Konu basın kartından açılınca, bir gelişme aklıma geldi. Bursa'da daha önce, sarı basın kartı taşıyanların dışındaki gazeteciler için, meslek kuruluşlarının verdiği liste üzerinden ücretsiz ulaşım kartı verilirdi yerel yönetim tarafından... Bu sarı-mavi çelişkisinden ve kısıtlamalarda sonra mıdır, yoksa Bursa Büyükşehir Belediyesi hakikaten zorda mıdır bilemem, ama ücretsiz kartlara çalışanların dörtte biri oranında gibi bir kısıtlama getirilmiş. O zaman basın adına görev yapan meslek derneklerimizin hiçbir esprisi kalmıyor. Yani sivil toplum sizlere ömür! Onlara ve yöneticilerine güvenilmeyecekse, o derneklere üye habercilerin yaptığı işe nasıl güveneceksiniz?

Gelelim emeklilere... Mesai ve okul çıkış saatlerinde ücretsiz kartlarını kullanamayacaklar bildiğim kadarıyla. Yoğunluğu önlemek için yapıldıysa biraz anlayışlı olunabilir. Emeklilerin bir bölümü işlerini o saatte bitirip ulaşım aracına ulaştıysa ne yapabilirler?

Bu biraz siyasete girer ve beni aşar... Bu kararı alanların özgüveninin oldukça yüksek olduğunu söyleyebilirim ancak!