Bursa
Açık
20.2°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Kılıçdaroğlu'nu dinlerken...

03 Nisan 2020 Cuma, 21:25

Karşımızda tek başına bir adam... Salgın nedeniyle partisinin genel merkez binasındaki salonda oturmuş, tele-konferans yoluyla yapılan TV söyleşisinde derdini anlatmaya çalışıyor. Sakin bir üslup, hafif bir sesle verilen yanıtlar ve bunun arasında rakamsal veriler ile hedefine ulaştığını hissettiren bir konuşma.

Bunlar benim görebildiklerim ya da kendi yorumuma göre bir değerlendirme...

Toplumun önemli bir bölümü, bunun içinde partisine oy veren seçmen de dahil olmak üzere, acaba nasıl bir izlenim edindi?

Benim merakım bu yönde. Çünkü, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı açıklama ve yorumlar beni tatmin etti.

Sadece, üslûba ve tanıdığımı sandığım yurdum insanına göre bir değerlendirme yaparsam başka bir sonuç ortaya çıkar.

Sakin, munis bir baba, birincİ sınıf bir bürokrat ve meramını centilmence anlatan ve de bu tarzı, ortalama seçmeni tatmin etmeyen bir politikacı.

Benim yorumum genelde böyle. Doğal olarak ilk kez izlemiyoruz onu... Ama böyle bir günde, tek adamlığın ağırlığını koşullara bakmasızın en keskin biçimde uygulayan, buna rağmen köşeye sıkışmış gibi duran bir lidere karşı, halkın çok da etkilenemeyeceği bir lider.

Neyse, asıl konu bu değil. Kılıçdaroğlu'nun danışman ve kurmaylarının düşüneceği bir şey gerisi...

Ama, verdiği rakamlar, söyledikleri, nasıl bir durumda olduğumuzun adeta renkli bir fotoğrafı gibiydi.

Uzun bir anlatım yerine, dikkatimi çeken konu ve rakamları aktarmak istiyorum. Örneğin, salgın krizinin henüz bir ayını doldururken kapanan iş yeri sayısı 144 bin 690 olmuş. Çoğunluğu küçük olan bu işletmelerde çalışan 504 bin kişi şu anda işsizmiş. Buna ek olarak 982 bin motorlu kurye de boşa çıkmış.

AVM dosyası daha da vahim. Buralarda işsiz kalanların sayısı 523 bin, kahvehanelerin kapanmasıyla açığa çıkanlar 259 bin, devam ediyorum 150 bin kantinci, 1 milyon 900 bin otel-lokanta çalışanı çıkarılmış ve 360 bin servisçi de evlerinde oturuyormuş. Buna 1 milyon kadar gündelikçi kadın da eklendiğinde tablo iyice vahimleşiyor.

Peki Kılıçdaroğlu'nun önerisi nedir? En az 3 ay asgari ücretten Devlet tarafından ödeme yapılması. Bunun için de gösterdiği kaynak, kağıt üzerinde 131 milyar lira görünen "İşsizlik Fonu" birikimi. İşte püf nokta burası. Acaba buradaki paranın tamamı ya da bir bölümü nereye harcandı? Bilmiyoruz, çünkü bir açıklama yok. Bu konuda bilinenler, bu fondan başka yerlere yasal düzenlemeyle kaynak aktarılma isteğiydi.

Gerçekleşmedi çok şükür!

Kemal Kılıçdaroğlu'nun diğer önerileri bildiğimiz biçimde. Örneğin, 2009 yılından beri toplanamayan "Ekonomik Sosyal Konsey" toplantısı ve tarafların sorunlarını dile getirip, çözümler aranması... Uzak bir ihtimal! Bir de 1923'ten bu yana hükümetlerin harcadığı para miktarını vererek, AKP iktidarının elinin ne denli açık olduğunu ortaya koymaya çalıştı Kılıçdaroğlu...1923-2002 arasında yani 79 yılda tüm hükümetlerin harcadığı miktar 713 milyar liraymış. Bu para ile o güne kadar olan projeler bu paradan yapılmış. 17 yılda harcanan rakama gelince... Özelleştirme, ek vergiler ve borçlanmalarla elde edilen 2 trilyon 79 milyon lira harcanmış. Para ile başım pek hoş değil yorumu size bırakıyorum!

Şu ana kadar ekonomik tedbir konusunda iktidarın yaptıklarını da yetersiz buluyor Kılıçdaroğlu. Sadece bir kez verilecek bin liralık desteğin, ödeme biçimini de eleştiriyor. CHP Genel Başkanı, yıllardır dillendirdiği "Aile Sigortası" projesini yineliyor ve şunu ekliyor:

"Türkiye bu projeyi gerçekleştireceğinin sözünü 1974 yılında vermişti" diyor. Bu da çok ilginç. Sosyal devlet olgusunu hiçbir iktidar içselleştirememiş demek ki...

Bu günlerde çok popüler olan, CHP'li belediyelerin yardım kampanyası konusu var ya, ona ilişkin de bilgi verdi Kılıçdaroğlu...

"Bağış almalarında yasal bir engel yok. Sadece aracılık yapacaklardı. Böyle bir şey olur mu? Hangi engeli çıkarırlarsa çıkarsınlar, dar gelirli ailelerin çocukları yatağa aç girmeyecek. Gerekli önlemi aldık ve talimatı da verdik belediye başkanlarımıza" diyerek bu konudaki görüşünü daha bir yüksek tondan getiriyor Kemal Kılıçdaroğlu... Genel Başkan bu arada Cumhurbaşkanlığı'nın organize ettiği yardım kampanyasını da sert biçimde eleştiriyor, doğal görevi olarak... En çok da yap-işlet-devret modelli projelerin üzerinde duruyor ve haklı da...Bir yıllık ödenmesi gereken rakamları açıklıyor. Üstelik bundan sonra daha önce toplananın altında bir meblağ girecek devletin kasasına...

İşte örnekler; Osmangazi Köprüsü yıllık 2 milyar 300 milyon lira, Yavuz Sultan Selim Köprüsü 790 milyon lira, Avrasya Tüneli 300 milyon lira... "Bu paraların ödenmesi bir yıl ötelense, herkesi evde tutabilirsiniz" diyor Kılıçdaroğlu...Bir cümlesi daha var ki, çok ciddiye almak gerek.

"Para basmaktan başka çareleri kalmadı. Kontrollü yapamazlarsa sonu felaket olur" diyor. O arada ekrandan bakıyorum dolar 6.70 civarında geziniyor ve salgını atlattıktan sonraki piyasayı, sokakları düşünüyor, ürküyorum.

İktidar ve muhalefet ısrarla "bu durum siyaset malzemesi yapılmasın" demesine karşın, her iki cenah da politik tavırda direniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güçlü yönetim adına sertliğinden taviz vermezken, CHP de kazandığı 11 büyükşehir ile rakibine korku salmaya devam ediyor.