Bursa
Açık
30.5°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

İstişare demokrasisi!

31 Ekim 2017 Salı, 16:00

Dolar aldı başını gidiyor... Borsa az da olsa düşüşte, benzini hiç sormayın. Bunlara bir de iki perdelik oyun misali taşıt vergileri eklendi.

Yani, uzun lafın kısası; vatandaş karnını doyurma derdine düşerken, yıllardır unuttuğu siyasi iktidarı değerlendirme aşamasına geldi.

İşte tam burada müthiş bir siyasi manevrayı izledik.

İktidar partisinin elinde bulunan ve ülkenin en büyük illerinin belediye başkanları istifaya zorlandı.

Demokrasi adına bir yeniliğe daha tanık olduk!

Yenilikler bununla da biter mi, tabii ki bitmedi.

İktidar partisinin genel başkanı, bu yeni demokrasi biçimini daha da ileriye götürerek "Şehirleri mahvettik" dedi. Olay bununla da kalmadı; Anadolu'nun ortasında uzun yıllar başkanlık yapan ve kendi kabuğundan çıkmayan, çiçeği burnunda Çevre ve Şehircilik Bakanı da, soloyu düete çevirdi ve o da "Kentleri katletmişiz" türünden sözler sarf etti.

Büyük Genel Başkan daha önce de gür bir ses ve natıklı (üzerine basa basa) bir seslenişle "şehirlerde yatayyy büyümeden yanayımmm" diyerek, kendi eliyle başkan yaptığı şehir eminlerine seslendi.

Bu kez şaşırmadım. Çünkü bunların, siyasi manevra ve dikkati başka noktalara çekmek olduğunu biliyorum.

Sadece kendi kendime gülümseyerek, ne büyük ve önemli bir strateji diyebildim. Muhalefete, görevini bile yaptırmayan bir anlayış!

Ya da öyle bir kibir ki, yapacaksam, kendi yöneticilerime bile muhalefeti ben yaparım anlayışı.

Aynen tek parti döneminin, güçlü ve korkulu valisi Nevzat Tandoğan gibi bir anlayış... Malum hikaye; bir gün, eylemine kızdığı bir gence şunu söylediği rivayet edilir Tandoğan'ın...

"Size ne oluyor! Bu memlekete komünizm gerekirse onu da biz getiririz."

Bu durumu, bu rivayet kadar iyi anlatacak biri varsa beri gelsin.

O Tandoğan'ın, usulsüz bir yetki kullanımı sonucu, yargıda hesap vermesine ve kendisine sahip çıkılmamasına içerleyerek, 52 yaşında intihar ettiğine de dikkat çekmek gerek.

Nasıl bir kaderdir bilinmez; ismini taşıyanTandoğan Meydanı'nı, Anadolu olarak değiştiren müzmin Başkan Gökçek'in, aynı anlayışın kurbanı olmasına da söz bulamadım.

Aslında konumuz bu değildi... Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, istifaları yorumlarken, istişare yolunu gerekçe gösterdi ve başkanlarını kendisi yargılayarak cezayı kesti. Başka türlü, demokratik bir yargıya da gerek duymadı.

Artık bize söz düşmez!

Asıl vurgulayacağım konular yine geride kaldı...

Örneğin, istifaya zorlanan Bursa Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Recep Altepe de hatalarını kabul ederek, Beştepe yöntemiyle,

"Üzgünüm birçok projede beni yanılttılar... Örneğin, diğer şehirler yeni stadlarını devlete yaptırarak, bizden önce önemli milli maçlara ev sahibi oldular. Hem de bütçeyi zorlamadılar" dese fena mı olurdu?

Ya da "Nostaljik tramvay dedim, ama Bursa'da bu tür bir taşıtın hiç kullanılmadığına vurgu yapmadım. Yalova yolunu İstanbul Caddesi'ne çevirdim, tuttu, ama, tramvay için yol açarken, trafik arap saçına döndü, beni yine kandırdılar" deyiverse ne olurdu?

Belki de yapamadığı bir projeyi anlatmadan reklama çıkmanın garabetine bakarak, "Cevval bir mimar, önüme ne zaman bir proje koysa beğeniyor ve kanıyorum. 'Bursa termalin başkenti olacak' dediğinde çok heyecanlandım, ama kamulaştırma bitene kadar Afyon, Balçova aldı yürüdü" itirafını yapsaydı iyi olmaz mıydı?

Gazi ismiyle yola çıkan, Ulu Önder'in bizzat parasal katkısıyla yapılan ve son şeklini biraz daha güneydeki yerinde alan, anıların, zaferlerin mabedi Atatürk Stadyumu yıkılırken (yıkma işlemi, mülk sahibi Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından gerçekleşti) kamuoyunun (pardon bir grup duyarlı insanın) sesine kulak verse ;

"Başbakanımız emretti diye yeşil alana çevirip, Kültürpark'la birleştirmek istedim. Sanırım yine de beğenmedi. Referandum konuşmasını bu alanda yaparken, beni görevden alacağını nereden bilebilirdim. Keşke stadyum ve gönüllerin yıkılmasına seyirci kalmayıp, direnerek kahraman olsaydım" cümlelerini kursa nasıl bir ortam yaratırdı?

En sorunlu proje için "Çok büyük emeklerle, tarihi mirası ortaya çıkarmaya çalışırken, Bursa'ya son darbeyi vurduk. TOKİ'nin beni böyle zor durumda bırakacağını nereden bilebilirdim? Bursalılar'dan özür diliyorum" biçiminde bir açıklama onu affettirmez miydi acaba?

Olan olmuş, benim ki de hayal ötesi bir laf kalabalığı!

Mevcut durumu kabullenerek, "istişare demokrasisine devam" der, işimize bakarız!