Bursa
Açık
32.6°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Hücre ve süper hücre!

25 Haziran 2020 Perşembe, 18:19

Doğa ve iktidara bir haller oldu!..

Biri "benden aldığını geri ver" diyor; diğeri, yani İktidar "bana sürekli verdiğini, yine ver" diyor sanki...

Biri doğal yollardan hakkını geri istiyor, diğeri de toplumun önemli bir bölümünü ayağa kaldıracak uygulama girişimleri ile seçmenine göz kırpıyor.

Anladınız sanırım. Çok mu kapalı oldu? Öyleyse açayım. Öncelik doğada... Kapanan dere yatakları bir numaralı suçlu! Yıllardır akmayan sular, seller, kendi tapulu malına apartman dikenlerin yanı sıra ona inananları da güçlü bir şekilde akarak kurban ediyor. Esenyurt'taki örnek gözümüzün bebeğinden içeriye girdi adeta... Bu sayede evinin oturma odasında boğulma tehlikesi (!) geçiren vatandaşın, bir bahçe hortumu ile kurtarılma sahnesini "kara mizah" örneği olarak koltuklarımızdan izledik! Pes doğrusu... Böyle bir kurtarma fikri ancak Türk insanının beyninde oluşur diye gurur duydum necip halkımla!..

Sonra da asıl neden ve buna yol açan unsurlar aklıma geldi de hırslandım.

Ama benim hırsım, her zaman olduğu gibi kolay para kazanma hırslarını sergileyenler kadar etkili olamadı.

Dere yatağını değiştir, boş kalması gereken bodrum katını eve çevir, bir güzel rant elde et, bunun bir bölümünü rüşvete kullan, gelsin paralar...

Bunu siz de biliyorsunuz ama çareniz yok değil mi?

"Ne yapalım nasıl önleriz" demek zaten bizim için adeta bir kader.

İki kelime, iki farklı anlam

İddianame hazırlanmadan tutuklanıp cezaevine konan gazeteciler için "neden bu yapılıyor?" gibi bir merakı olmayan güzel toplumumuz, suçları dahi belli değilken, kimseyle konuşmasınlar diye "hücre" hapsi uygulanmasına karşıdan kayıtsızca bakarken, bu kez karşılarına "süper hücre" çıkıverdi. Ama bu hücre hiç ayrım yapmıyor insanlar arasında...

Anlatayım.

"Süper hücre" nedir? Ben de yeni tanıştım kendisiyle... Anlayabildiğim kadarıyla, özellikle büyük kentlerde toprak alanların neredeyse bitmesi nedeniyle, hava sirkülasyonunun beton zeminlere çarparak tekrar yukarıya çıkması ve orada küçük bir bulut kümesi oluşturması. Sonra da yukarıdaki soğuk hava temasıyla yere ve çok dar bir alana şiddetle yağmur ya da dolu biçiminde inmesi... Yani "benden aldığınızı geri verin" demenin doğa dilinden anlatımı.

Kıdemden kıyama

Şimdiye kadar anlattığım, rantiyecilerle, yerel veya bazı genel yönetimdeki çürük elmaların işbirliğinden doğan ve uzun vadede sonuç veren, "insan eliyle yaratılan doğa olaylarının" bize olumsuz yansımasıydı.

Sıra, ülkenin genel yönetiminin, anlaşılmaz biçimde yeni hücreler ve suçlular yaratarak toplumu "kıyama" özendirecek uygulamalarında...

En azından ben öyle yorumluyorum.

Bir; kıdem tazminatına vurulan neşter. Bunun çalışma yaşamındaki meali; Türkiye'de 70 yıldan beri zaman zaman zedelense de, çağdaş biçimde sağlanan "iş barışı" altına dinamit koymaktır. Nokta. Kıdem olmayınca, ne işçinin, ne memurun iş ve hayat güvencesi kalır.

Bu bir kıyımdır ve kıyama yol açar.

İki; toplumun savunma dayanağı, pardon kalkanı (moda deyim böyle) avukatlık mesleği "çoklu baro" sistemi geldiğinde, vatandaşla birlikte yok olur gider.

Bu da toplumsal barışı dinamitlemekle eş değerdir. Nokta.

Kısa çalışma modelinin geniş zamana yayılmak istenmesi de "kıdem tazminatına erişme" süresini uzatır, bu da emekçiler için bir kıyımdır.

Gerçek gündemde, işsizlik, ekonomik kriz, eğitimde belirsizlik, salgınla etkin olamayan mücadele varken, "Bayraklı İzmir" gibi absürd bir konuyu gündeme getirerek, TV ekranlarında konuşturmak da, muhalefet bloğunu "kıyama" davet değildir de nedir? İşin iyi tarafı, toplumsal bir bilinçle, sokağa dökülme ve protesto hakkı gibi bir alışkanlığı olmayan toplumumuz, böylece ilk kez istemeden de olsa hayırlı bir iş yaparak, iktidarın tuzağına düşmüyor!

Belli ki, iktidar, bir toplum kesimini sokağa çıkararak, bu grubu şeytanlaştıracak ve sonra da seçmenine dönerek "işte bu kesim vatanını bu kadar seviyor" diyerek "safları" sıklaştıracak. Aman yanlış anlamayın; saf kelimesini sadece sıra olarak kullandım. Siz siz olun, sokağa çıkarken dikkatli olun ve "süper hücre" sağanağına aman rastlamayın!