Bursa
Açık
20.9°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Havadan sudan konular!

30 Kasım 2019 Cumartesi, 00:08

Meclis kürsüsünde orta yaşlı efendiden bir hatip...

Konuşmasın biraz dinleyince ilgimi çekiyor. Sonra da gözüme unvanı çarpıyor. MHP Kahramanmaraş milletvekili Prof.Dr. Sefer Aycan... Konusu da çok ilginç. Termik santrallerin gaz salınımı sonucu ortaya çıkacak kronik hastalıklardan söz ediyor. Astım diyor, KOAH diyor...Hapsinden önemlisi de "Halk Sağlığı" kavramının içini dolduruyor.

TBMM henüz etkisini yitirmemiş duygusuna kapılıyor ve çok etkileniyorum. Hepsinden önemlisi vekillerin duyarlığı beni daha da umutlandırıyor.

İki gün sonra haber bültenlerinden birindeki bir gelişme dikkatimi çekiyor. TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen yasa ile termik santrallerin "filtre" takma zorunluluğu iki yıl erteleniyor!

Her zamanki gibi Meclis Genel Kurulu'nda az sayıda ama, yeterli çoğunluğu sağlayacak kadar vekil var. Sonradan öğreniyorum; Cumhur İttifakı ortağı MHP bu oylamaya 49 vekilinden sadece 14 ü ile katılmış. Bu 14 vekilden biri de Prof.Dr.Sefer Aycan'mış...Üstelik termik santrali ile ünlü Kahramanmaraş temsilcisi olarak.

Politikalar ve politikacılar anlamında tipik bir örnek.

Bu kez neredeyse tüm kanallarda canlı yayınlanan bir grup toplantısı. Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüde konuşuyor...

" Üç ay gibi bir sürede havalar böyle giderse, İstanbul susuz kalır" diyor. Muhalefet yanlısı bir kanal bunun üzerine, Erdoğan'ın Kasım 2018'de yaptığı bir konuşmadan görüntü veriyor. Erdoğan bu kez demiş ki "İstanbul'un su sorunun Melen Projesi ile 2071 yılına kadar çözdük..."

İyi ki kimse şöyle sormuyor...

"Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı 'İstanbul'un suyunu kim içti? İnek mi içti? İnek nerede? Dağa mı kaçtı ? Dağ ne oldu? Yandı bitti kül mü oldu ? Veya; "Ne oldu da bir yıl içinde bu susuzluğu yol açtı?"

Siyaset işte böyle bir şey...Ülkenin bir numarası dahil, bilim dünyasından birini de ters köşeye yatırabiliyor. Bilim bile siyasete kurban verilebiliyor.
Bu durumda vatandaş ne yapmalı?

İşte can alıcı soru da bu sanırım. En kısa yoldan işin peşini bırakmaz, doğrusuna ulaşmaya çalışırsa bir nebze sorunlar çözülür diyelim ve konuyu Bursa'ya getirelim. Kentimize gelmişken de Melen Projesi'ne emek vermiş olan Erdem Saker'i hatırlayalım. Küçük bir araştırma ile Melen Barajı'nın zemininde çatlak olduğu ve bu nedenle su tutmasının imkansızlaştığı için yarıda kaldığı bilgisini de paylaşalım. Bu bilginin birkaç dakika içinde önünüzdeki bilgisayardan elde edilebileceğini de hatırlatalım.

Bursa demiştik...

Hava ve sudan meseleler kadim şehrimizi de derinden ilgilendiriyor. Kış kapıda...Doğalgaz birim fiyatlarının şimdiki seviyesinde, çok katlı binalar bile bu tür yakıttan kaçınabilir. Müstakil evlerdeki emekli ve dar gelirlilere hiç bakmayın. Yani odun ve kömür yine gündemimize gelebilir.

1989-1994 döneminde yaşananları, unutmayanlardan bir zahmet öğrenelim!

Bursa'nın su rezervi konusunda da küçük bir bilgilendirme...

Selahattin Saygı Doğancı Barajı yapılırken (Barajın tam ismini ben böyle biliyorum) çok önemli bir projeksiyon yapılmış; 2000 yılında Bursa nüfusu 1 milyon 50 bin olarak ön görülmüş ve bu rakam tutmuş. Yetmişli yıllarda yapılan bu öngörüye göre Bursa'nın 2030 yılındaki nüfusu 2 milyon 300 bin olarak düşünülmüş. Bursa merkez, Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer'i kapsıyormuş bu öngörü. Yani kent içi rakamlarmış. 2030 yılına daha 10 yıl var. Buna karşın ön görülen nüfus şimdiden aşılmış. İç rahatlatıcı bir önlem, Nilüfer Barajı'nın Doğancı'ya su akıtmasıymış. (Bu bilgiler Erdem Saker'den alınmıştır)

Neyse, havadan, sudan bir sohbet bu kadar olur diyerek sözü şöyle bağlayayım:

Velhasıl Bursa, ne sudan, ne de havadan ibaretmiş.