Bursa
Açık
20.6°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Havadan sudan diyeceğim ama!..

12 Haziran 2020 Cuma, 21:25

Tüm yurtta küresel bir belanın tedirginliği sürüyor... Vatandaşın geçim sıkıntısı ve giderek büyüyen işsizlik krizi nedeniyle pek de aldırış etmediği kısır siyasi çekişmeler de...

Daha 3 yıl var derken, sanki seçim sath-ı mailine girilmiş gibi iktidar hamleleri ve onu ilginç bir metotla karşılamaya çalışan muhalefet...

Siyasetin gündemi böyle. Halk bu gündemle ilgili mi?

Muhalefete, neden "ilginç metotlar" deniyor dedim biraz açayım.

İktidar "Ayasofya" diyor, muhalefet "buyur ibadete aç" diyor. İktidar "İş Bankası" diyor, muhalefet zaten bizimki sembolik bir temsil diyor, sükûneti muhafaza ediyor. Bu kez muhalefet sözü alıyor, "işsizlik, fakirlik aldı yürüdü, bunun çözülmesi gerek" diyor, İktidar resmi rakamlara (!) dayanarak, "bir yıl öncesine göre işsizlik azaldı" diyor.

İktidar "TÜİK" diyor, muhalefet partileri "Sayıştay" diyor (Şu anda en kritik kamu kurumu TÜİK'te 41 ilin müdürü değişti).

AKP, baroların seçim sistemini değiştirmek için hazırlık yapıyor, muhalefet partilerinin sesi kısık çıkarken 80 baro ortak açıklama ile hamle yapıyor.

Özetle, İktidar hücuma geçtiğinde, bunu sürdüremiyor. Muhalefetin karşı hamlesi ile savunmada kalıyor. Böylece abuk bir durum sürüp gidiyor. Buradan bir sonuç çıkarmak gerekirse, şunu tüm içtenliğimle söyleyebilirim. Salgın, ekonomik kriz, işsizlik ve doğal olarak yoksulluk ve sistem garabetleri yerine, iktidar gündem değiştirecek çok alâkasız konuları gündeme taşıyor ama muhalefet buna karşın "kavga etmeyeceğiz" sloganı ile ilk kez geriye çekilmeyi deniyor. O zaman, ortada ne yorgan ne de kavga kalıyor! Buna rağmen onlarca TV kanalı tarafından bu suni gündem pazarlanıp duruyor.

Oysa, muhalefet partilerini en fazla rahatlatan gelişme, AKP bünyesinden çıkan iki yeni parti... Hatta, şu anda görevde gibi görünen, bazı uygulamalara karşı uzun süre sonra ilk kez itiraz eden içerideki bazı isimlerin sesleri de bu muhalefet konforuna katkı sağlıyor.

Muhalefet ne yapsın (!) "bugüne değin ne söylediysem, iktidarın seçmeni kulak asmadı, kendi kendilerini eleştirdiğinde belki dinler" diyerek, ortamı erken seçime hazırlamak istiyor.

Bundan böyle iktidar partisinin açmazlarını muhalefet sözcüleri yerine kendi yöneticilerden dinlemeyi ben de tercih edeceğim!

Aslında bu gün havadan sudan söz edecektim ama yine olamadı ama olmayacak anlamına da gelmiyor.

Ekranda bir yerel yönetici konuşuyor. Konu tarihi bir çeşmenin uzun yıllar sonra suyunu vatandaşa sunması...

".. tarihimize sahip çıkmamız gerek. Osmanlı'nın en güzel geleneklerinden biri sokak çeşmeleridir. Mimari özelliklere sahip bu mirası halkın hizmetine sunuyor ve artık suyunu akıtıyoruz. Bunun gibi şehrimizde çok sayıda çeşmemiz var. Bunlar faal hale geldiğinde turizme de hizmet verecek ve ülkemizin kadim medeniyetini ifade edecek." diyor.

Ne kadar güzel sözler değil mi? Üstelik Bursa'da oturup, Evliya Çelebi'nin "velhasıl Bursa sudan ibarettir" cümlesini iftiharla kullanıyorsanız, yukarıdaki cümlelere hayranlıkla bakarsınız. Ama, gerçekte bu olmuyor. Yerel yöneticinin adını vermedim dikkat ettiyseniz... Eğer bu açılış, Bursa'da desem iktidar partisine gönül verenler tatlı bir gülümseyiş içinde olacak... Bunu yapmaz, bu sözlerin sahibi İstanbul'un şehir emini desem, bu kez yerler değişecek. Millet İttifakı seçmeni mutlu olacak.

Yani, sözün anlamı değil de söyleyene göre yorum yapılacak. Bu yaklaşım kime nasıl yarayacak? Zor yanıtlanacak bir soru.

Şimdi de sözlerin asıl sahibi Ekrem İmamoğlu, suyu yeniden akan çeşme de İstanbul'daki III. Ahmet Çeşmesi desem ne söylersiniz?

"Benzeri 15 Temmuz Şehitler Meydanı'nda (Şehreküstü) var." diyenleri duyar gibiyim.

Bugünkü konumu, havadan sudan işlere ayırdığımı söylemiştim, öyleyse devam edeyim. Sokak çeşmelerinin akması, hizmet vermesi çok yönlü güzellikler taşır. Geçmişte, şehir içinde bile sokak çeşmelerinden kovalarla su doldurulur ve para vermeden ihtiyaç giderilirdi. Hadi ondan vazgeçtik. Sokakta susadığınızda, bir tas içerdiniz Devrengeç suyundan... Şimdi elinize su faturasını alın ve lütfen hesap yapın. Vergiler, atık su bedelleri, belediye payları falan derken, en az harcanan su bedeli kadar, bazen daha fazlası kesinti olarak alınıyor. Üstelik büyük şehirlerde bu kurumlar, aynen BUSKİ gibi "Belediye İştirak Şirketi" statüsünde. Yani Belediye meclislerinin denetimi dışında. Bir anlamda da yerel yönetimlerin "kasası" gibi değerlendiriliyor!

Havaya gelince... Doksanlı yıllar gibi havamız kirli değil ama yabancı ortaklı gaz şirketimizin kestiği bakanlık onaylı faturalar, salgın ve kriz dönemine aldırış etmeden vatandaşın oksijenini azaltıyor.

Yine başarılı olamadım, havadan sudan söz edecekken yarayı kaşıdım galiba!