Bursa
Açık
31.1°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Geriatri ve Demirtaş rüyası

21 Şubat 2020 Cuma, 22:49

Bazı Amerikan filmlerinde yaşlı bakım evleri görürsünüz. Çoğu kez de imrenirsiniz. Hastalığı ağır olanların yanında, sağlıklı ama yalnız ve dost arayan simalar karşınıza çıkar. Sonra da kendi ülkenize geri döner, kamu hastaneleri ve huzurevleri gözünüzün önüne gelir.

Sadece imrenirsiniz!

Ben de aynı duyguları paylaşan biriydim. Yakın bir dostum konuyu çok derinden açmıştı bir kaç yıl önce... "Bizim kuşak belki de son, ömürleri uzayan anne ve babaların bakımı artık bitiyor. Biz de şimdiden, huzur evlerinin birinde yerimiz ayırtsak mı acaba?" sorusunu yöneltmişti. İlk anda ancak tebessüm ettim. Sonra düşündüm ve hak vermeden edemedim. O günlerde uzun yıllar görmediğim bir başka dosta rastladım. O da konunun uzmanıydı. Uzun bir süre İl Sağlık Müdürlüğü koltuğunda oturmuştu. İlk cümlem "geriatri bizde neden yok?" oldu. İrkildi, "ben de onu yıllardır sorguluyorum. Ama şunu düzeltelim; sadece geriatri olarak değil de yaşlıların konforlu yaşamasını da ekleyelim" dedi. Geriatri kelimesi sadece tıbbi bir tanım ve dahiliyenin yan kolu imiş. Aslında, yaşlı ama önemli bir sağlık sorunu olmayan tek yaşayan bir kişiye de kaliteli yaşam sunacak tesisi hayal ederek konuyu açmıştım. Geriatrinin bunu da kapsadığını sanıyordum. Hekim dostum "bu konuyu oturup konuşmak lazım" diyerek yoluna devam etti.

Biraz düşünerek, bu ihtiyacın nereden kaynaklandığını anlayabiliriz. Geçmişin geniş aile yapısı yerini ana-baba ve çocuklardan oluşan çekirdek ailelere bıraktı. O nedenle günümüzde yaş alan ebeveynler 65 yaş üzerine geldiğinde tek başlarına kalıyor ve büyük zorluklar yaşıyor. Daha ileri yaşlardaki ağır ve yatağa bağlı hastalığı olanlar da ya bakıcı ya da özel bakımevlerine ihtiyaç duyuyor. Toplumun önemli bir kesiminin gelir durumuna bakıldığında bunu sağlamalarının mümkün olmadığı da açıkça görülüyor. Bu düşüncemi yakın dostlarıma açarak önemine vurgu yapıyorum o kadar...

Çünkü elimden bu kadarı geliyor.

DEMİRTAŞ'TA ÖNEMLİ BİR PROJE VE YOK OLAN TARİH YAN YANA

Kafamın bir köşesinde bu düşünceler ile yoğunlaşırken, eski belde Demirtaş'tan bir davet aldım. Demirtaş Lozan Mübadilleri Dayanışma Derneği, tarihçeleri için yapacakları çalışma nedeniyle benden görüş almak istemiş. Bu vesile ile Başkan Ali Kömürlü ve yönetici ve belediye meclis üyesi İsmail Kılık ile beldede inceleme yaparken, o arada buraya ilişkin öyküleri de dinledim. Örneğin, yerli halkı Rum olan beldenin, tam merkezinde bir Ortodoks kilisesi bulunuyormuş ve Kurtuluş Savaşı sonrası burası camiye dönüşmüş. Yakından bakınca dönüştürüldüğü çok belirgin... Bunun dışında Rum toplumunun yaşadığı Tepecik isimli bir köy ve buraya ait bir höyük varmış. Yunan askeri Bursa'dan çekilirken, köyü tamamen yakıp gitmiş. Geriye tek bir iz kalmamış. İşte o izleri ararken karşımıza devasa bir inşaat çıktı. Dernek yöneticisi İsmail Kılık, "sana daha önce söz ettim ya, işte Kaliteli Yaşam Merkezi burada yapılıyor" dedi.

Benim dostlarıma açtığım "bizde neden yaşlı bakım evleri yok?" derken sorduğum sorunun yanıtı acaba burada mı veriliyordu?

Rastlantının böylesine de pes doğrusu... Döndüğümde bizim mecra enbursa.com haberleri arasında Osmangazi Belediyesi'ne dair bir haber gördüm.

"Yaşlıların hayatına konfor katmak ve engelli vatandaşlara rehabilitasyon imkânı sağlamak için Türkiye'de bir ilk olan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi (BAREM), Demirtaş'ta 14 bin 162 metrekare alan üzerinde hızla yükseliyor."

Şimdiye kadar bu projeden haberim olmayışı benim için önemli bir eksik... Böyle bir ilki proje haline getirmeleri, başta Belediye Başkanı Mustafa Dündar olmak üzere Osmangazi Belediyesi için örnek bir çalışma... Buna rağmen teşekkür ve takdir için, proje bittikten sonra işletme düzenini beklemek gerek... Yararlı olduğu anda herkesin takdirle karşılayacağı da bir gerçek.

Hayat insanı her daim şaşırtıyor. Demirtaş'ta görmek isteyip göremediğim bir tarihi zenginlik yok edilerek ne denli üzüntü yaratıyorsa, günümüzde de BAREM gibi bir proje en azından gülümsetiyor. Üzüntü ve sevinci aynı anda birlikte yaşamak hayatın bir gerçeği olsa gerek.