Bursa
Açık
32.3°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Çukur Kahve'nin tadı yok!

07 Ocak 2020 Salı, 23:46

Aradan yaklaşık üç koca hafta geçmiş. Çukur Kahve'ye şöyle bir uğradım. Bakalım memleket havası nasıl, rapor almak gerek.

Hava dondurucu soğuk, ama dört masalık mekanda ortam sıcak. Biraz da kağıt oyununun eskisiyle...

Aslında oyun bahane, dertler, sıkıntılar, çözülemeyen problemler bir an için de olsa yerini keyfe bırakabiliyor. Bu söylediğim, kağıt oyununun kazanan ikilisine ait. Kaybedenin öfkesi daha da büyük doğal olarak...

Oyunun en hararetli anında içeri girmişim meğer... Kahveci Şükret, televizyonun sesini bilerek daha da yükseltmiş, bağırışları duymamak için... Müzik kanalı açık olduğu için gözler masalarda o sırada... Mekanın sahibi içeriye girer girmez, Şükret'e komutu verdi ve "A Haber'i aç, savaş çıkacakmış" dedi.

Gözler bir anda yüksekte duran ekrana çevrildi. Haber İranlı general Kasım Süleymani ve yanındakilerin ABD tarafından füzeyle vurulmasını veriyordu. Birden sessizlik çöktü Çukur Kahve'ye... Kağıtlar masaya bırakıldı ve haber bitinceye kadar çıt çıkmadı. Rizeli Haşmet, sessizliği bozarak, "Yahu, bunların hangisi daha deli... Trump denen adam mi, İranlılar mi? Ha bunlar kapişirsa bize ne olur, bilen var mi?" diye sordu.

Soru oturaklıydı... Konu karmaşık, oyun da tatlıydı. Buna rağmen karşılıklı konuşmalar kısa süre de olsa sürdü... Şoför Mustafa, "Putin bizi korur, ne kadar olsa eski dostuz. İran'a da söz geçirir" der demez, Cazim Usta atıldı:

"Olur mu öyle şey, bir gün ABD, öbür gün Rusya... Tarafın belli olacak arkadaş. Baksana Libya işi de sarpa sarıyor... Orada da Rusya karşı tarafta..."

Kahve sahibi Oğuz dayanamadı, "A be size ne oluyor kardeşim, bakın oyununuza, siz mi kurtaracaksınız memleketi" diye mırıldandı ve kanalı değiştirdi...

Bir uğultu kapladı kahveyi... "Kanalı neden değiştirdin?" soruları peş peşe gelmeye başladı. Cevap hazırdı Kahveci Şükret'ten:

"Yeter bu kadar dertlendiğiniz, biraz da çay için bee..."

Yeni kanal daha az izlenen ve az da olsa muhalefet kokan bir mecraydı. Orada da haberler bitmemişti henüz... Spiker habere yorum katarak, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a CHP Sözcüsü'nün yanıtı sert oldu" diyerek habere girdi. CHP Sözcüsü Öztrak:

"Neymiş efendim, bizim asker çatışmaya girmeyecekmiş. Ayrıca bir muharip gücümüz varmış. Yahu sen paralel devletten sonra, paralel orduya da mı göz yumdun, ya da kendine ordu mu kurdun?"

Ortalık resmen buz kesti. Kimsede konuşacak hal kalmamıştı. Herkes birbirine bakarken, bir an önce oyuna devam etmek ister gibiydi. Tam o sırada kapıda bastonlu bir zat göründü. Çukur Kahve'nin temelini elleriyle kazan, ruhsat alamadığı için, mekanı mühürlenen Balıkçı Ender'di içeri giren... Selamını verdikten sonra, gözlerin kısarak ekrana baktı ve yıllar önce yaptığı gibi espriyi patlattı: "Çaya zam yaptın mı Oğuz?"

Bu kez dikkatler seksenlik Ender Baba'ya çevrildi. Sorular geldi anında, "Ne zammından söz ediyon baba... Enflasyondan haberin var mı? Devlet bile cezalarA yüzde 26 zam yaptı. Ama maaşa gelince yüzde 6... Hangi para ile çayı zamlı içeceğiz?"

Sözlerin sahibi bu kez çok bilmiş Marangoz Tufan'dı. Hep kritik anlarda ortaya çıkar, muzurluk yapardı. Bu kez işletmeci Oğuz kısık bir sesle sözü aldı Tufan'dan...

"Biraz da bizi düşünün. Maliyet arttı, gelin birlikte belirleyelim fiyatı. Ender Amca, ben senin gibi yapamıyorum. Sen zam yapacağın zaman geziye çıkarmışsın. Giderken de çaya zam yaptım ha, ona göre dermişsin. Ben bu kızgın adamlara nasıl anlatayım bunları..."

Söz, savaştan, İran'dan, Amerika'dan döndü dolaştı, çayın fiyatına dayandı. Emekli maaşı ile geçinen veya gündelikle çalışan orta yaş kuşağından oluşan bu kesim için en önemli harcama kalemi çaya verilen ücret değil miydi?

İktidardan yana olanlar oyuna tekrar dikkat kesilirken, birkaç cılız ses "verin oyları, daha ucuz çay içersiniz" diyecek oldu, ama o kadar. Çünkü farklı düşüncelere sahip arkadaşları ile ancak akşam yapılacaktı.

Çukur Kahve yine sorunları gizleyip, bildik havasına büründü. Ben de az sonra temiz hava almak için yandaki parkın yolunun tuttum.