Bursa
Açık
31.1°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Çukur Kahve'de korku yok hüzün var

27 Şubat 2020 Perşembe, 23:39

Cenaze törenleri yaşamımızın bir parçası oluyor. Eş, dost, tanıdık, komşu ve meslektaş derken, günlük programımızda bu törenler önemli bir yer tutuyor. Üzüntüyü paylaşmak temel görevimiz, bunun yanında da özellikle son yıllarda, cenazeler, bir anlamda sosyalleşmenin en önemli merkezi oluyor. Çünkü bireyler, zamanlarının önemli bölümünü iş yerinde, emekli ise sosyal medyada geçirdiği için birbirine görmek, hatır sormak ikincil hale geliyor. Taziye için gidilen cami avluları görüşme mekânı gibi kullanılıyor.

Çok da şikayet edilecek bir şey değil, ama bizim geleneklerimizde genelde bu tür törenlerde ağır başlı olmak, cenaze sahibi aile üzüntü içindeyken, aşırıya kaçarak gülüp yüksek sesle konuşmak pek de hoş bulunmuyor.

Nedense bu geleneğimiz unutulmak üzere.

İşte buna örnek bir tören bizim Çukur Kahve'nin bulunduğu mahalledeki camide yaşandı. Spor camiasının tanınmış bir isminin annesi vefat etti, çok sayıda spor adamı da cami avlusunda yerini aldı. Sohbetler koyulaştı. Bu durum Çukur Kahve sakinlerinin de dikkatini çekmiş olmalı ki, masa başında bu konu konuşulurken içeriye girdim. Dağlı Murat ile Damat Ümit, kağıt oynarken birbirlerine laf da yetiştiriyordu. Murat gözlüklerinin üzerinden bakarak, "yahu ne çok gonuştu bu sporcular. Merak ettim, gulak misafiri oldum. Uzun boylu orta yaşlı biri, daha genç olana dedi ki, 'Başbakan'ken Tayyip beyin oğlu ile yaptığı gonuşmalar sahiciymiş... Hani paraları sıfırla deyordi ya... Yabancılar kasedi incelemiş bu geçek demişle... Eee şimdi ne olcek?"

Damat Ümit, bir kamu kurumundan emekli ve oldukça bilgiçtir. Kendinden emin bir edayla

"hiçbi şey olmaz. Unutulur gider. Baksana herkes korona mıdır nedir, ondan korkup duruyo... Bunu mu düşünecek. Boş ver sen kağıdını bak" yanıtını verdi. Dikkat ettim, Ümit gibi kimse konuya girmedi! Ben de kulağımın üstüne yattım ve konuyu değiştirdim! Doların bu arada 6.17'ye çıktığını hatırlattım. Bu kez kahvede inşaat işi bekleyen Muşlu Cesim bana döndü...

"Bunlar dolarla falan ilgilenmez. Biz dolarla iş yapmıyoz ki derler. Haberleri yok ellerindeki paranın değeri bir yıl içinde yarı yarıya düştü. İnşaat sahiplerine, tamir işlerine ne fiyat vereceğimi bilemiyom valla.."

Sadece ikimiz ilgilenmiştik bu dolar işiyle de... Karadenizli servis şoförleri henüz seferden dönmemişti. O sırada mahallenin yaşlı delikanlısı Münir girdi içeriye. Hemen çay söyledim. Parayı peşin olarak tabağa koyacakken, aklıma zam geldi ve çayın fiyatını sordum. Münir, "ben canım ne kadar isterse öyle veriyom. Ama bu genç var ya, Teksaslı... O bir lira 25 kuruş istiyo..."

Ben gitmeyeli nihayet işletmeci Oğuz zammı yapabilmiş. Biz çay zammını tartışırken, haber bülteni saati gelmişti. Dikkat ettim bu kez Habertürk kanalı açıktı. A Haber'in akıbetini sormadım, belki de biri bu kanalı özel olarak istemiştir, diye düşündüm. Belli ki Cumhurbaşkanı'nın partililerine "bu kanala çıkmayın" talimatı verdiğinden kimsenin haberi yoktu! Haber bülteni de yine üzücü biçimde açıldı. İdlid'de iki şehit verildiğinden söz ediyordu. Kahve birden bu habere kilitlendi. Homurdanmalar başladı. Özellikle Teksaslı ocakçının genç arkadaşlarından biri öfke kustu.

"İki şehit de Libya'da vermişiz. Adını da açıklamadılar. Acaba uzman mı, yoksa vatani görevini yapan mı?"

Soru kimsenin aklına gelmemişti o ana kadar... Adını bilmediğim yaşlı bir kahve sakini atıldı. "Vatani görevi için orada bulunan asker yoktur. Oraya uzmanlar ve teknik işleri bakanlar gidiyo..." dedi. Bu kez muhalif bir ses duyuldu. "Zaten Cumhurbaşkanı isim vermeden 'orada iki tane şehidimiz var' dedi ve kıyamet koptu. Kimse bu şehitlerin adını merak etmeden, iki tane denmesini tartışıyo... Ölüye de, şehide de saygı yok canımmm"

Bu sözler, kenardaki masada bulmaca çözen Marangoz Tufan'a aitti... Her zaman olduğu gibi kavganın fitilini ateşleyivermişti. Arada bir Çukur Kahve'ye uğrayan Öğretmen Hasan, "insan için tane kelimesi kullanılmaz. Hele şehit için çok ayıp" dedi. Ben merakla bakıyorum kim karşılık verecek diye... Neyse kavga çıkmadan kenardaki emekli memur Turan, "ne var canım. İstemeden ağzından çıktı adamın... Her şeyi de tartışma konusu yapmayın. Bakın işinize... Millet, bütün dünya korona virüsü ile uğraşıyo... Siz neyi tartışıyonuz."

Kısa bir sessizlik ve Cesim araya giriyor.

"Kardeşim biz Türküz bize bir şey olmaz. Zaten yaşlılar ölüyomuş, gençlere bir şey olmuyomuş" dedi ve konuyu kapattı.

Ben de "sıfırla" diye bilenen kasetin neden tartışılmadığını bildiğim halde, yine de şaşkınlıkla ve böyle önemli bir konunun günlük hayatın içinde olmayışına sadece gülerek kahveden çıktım ve trene doğru yürüdüm.

Ne diyelim, Çukur Kahve'de bile konu olmayan bir olay belki de gerçekten önemsizdi!