Bursa
Açık
20.6°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Corona virüs neleri değiştirebilir?

12 Mart 2020 Perşembe, 22:54

Kısa süre içinde birkaç deprem felaketi, Suriye'de onlarca şehit verilmesi gibi badireleri atlatmaya çalışan ülkemizin sorunlarına, bu kez de küresel bir bela eklendi. Yani corona virüs salgını ve ölümlerden söz ediyorum.

Bu salgının dünya geneli ve Türkiye ile Bursa özelinde ne tür önlemlerin alınmasına yol açtığından söz etmeyeceğim.

Daha insancıl, daha öze dönük varsayımlarda bulunarak ve bu arada bazı gözlemlerimi aktararak konuyu başka bir açıdan değerlendireceğim.

Örnek mi vereyim; dün raylı sistemde yolculuk yapmak için perondayım. Orta yaşlı, iyi giyimli bir bey öksürürken ağzını dirsek ayrımına götürdü, böylece çevreye zarar vermeden badireyi savuşturdu. Demek ki ekranlardan yapılan uyarılar amacına ulaşmış diye düşündüm. Peronda biraz ilerledikten sonra, kirden yüzü simsiyah olmuş yine orta yaşlı bir erkek, bir elinde hurda dolu bir torbayı tutarken, diğeri ile çocuğunu kavramıştı. Üstelik diğer çocuğunu da banka oturtmaya çalışıyordu. Ayağı çorapsız, ayakkabısı yırtık ve bilekleri kir içindeydi. Aynı ortamda, iyi giyimli dikkatli bir bey ve ondan 20 metre uzakta bırakın virüsü, nerede olduğunu dahi bilemeyecek bir garip adam...

Bu iki tablo beni düşünmeye sevk etti. Yahu bu virüs belası nasıl bir yol izliyor? Bu varlığından bile haberi olmayan adama geliyor mu, dikkatli beyden çekiniyor mu? Acaba bu denli akıllı mıydı bu virüs? Siz önlemleri eksiksiz alsanız bile bu illetten kaçış var mı? Sorular soruları izledi beynimde... Ardından virüsten ölenleri anımsadım ve yaşadığımız her günün kıymetini bilmenin yolları nedir, diye düşünmeye başladım.

Birkaç günlük gelişmelere baktım, tüm dünya bu belayı savmak için seferber olmuş. Para, pozitif bilim, güç, kudret, emperyalist güç bile bunu savmak için yetersiz kalıyor. Çok önemli organizasyonlar erteleniyor, günlük yaşam kısıtlanıyor. Konforunuz ortadan kalkıyor ve bunun yanı sıra ölüm korkusu giderek yaygınlaşıyor. Tüm sorunlar bir kenara, tek gündem boşluğu dolduruyor.

Örnek mi? Önceki gün Ali Babacan yeni kurulan partisinin tanıtımını yapacaktı. Gündeme cuk oturacak DEVA ismi tanıtımdan önce basına sızdı. Amblem de tartışmaya açıldı o kadar. Aslında bütün önemli kanallar, Babacan'ın partisini konuşup, nasıl bir yol izleyeceğini, seçmeni ne tür vaatlerle yanına çekeceğini konu edebilirdi. Ama olamadı; çünkü bir gece önce ya da sabaha karşı Sağlık Bakanı baklayı ağzından çıkardı ve "Ülkemizde ilk vakaya rastlandı" dedi. İşte o andan itibaren dikkatler bir noktada toplandı ve Babacan'ın partisi unutuldu. Günlerdir önlemlerden bahsedilirken, bir anda ne oldu da ilk vakanın müjdesi (!) verildi bilemiyorum... Öylesine bir dönemden geçiyoruz ki, komplo teorisi oluşturmaktan geri durmuyoruz. Acaba bilerek mi gece yarısı 00.55'te açıklama yapıldı, sabah beklenmez miydi gibi bir soru akla geliyor. Neyse, benim konum bu değil, kim bu teoriye itibar edecekse etsin!

Asıl söz etmek istediğim biraz hayal gücüne dayalı... Bu toz duman içinde, sıkıntıyla boğuşurken, önemli siyasi figürler, bir an için egolarından sıyrılıp, yaşamın önemi kavrasalar, birbirlerini incitmeden konuşsalar...

Az da olsa bazı konularda ortak fikirde buluşsalar...

Vatandaşa haklarını kullanmada kolaylık sağlasalar... Hoşlarına gitmeyen her eleştiriye art niyetli, kasıtlı veya daha da ileriye giderek vatan düşmanlığı yaftasını yapıştırmasalar...

Dedim ya, hayal dünyasındayım bir an için...

Söylediklerim aslında o kadar da zor değil. Demokrasi kültürü almış olmak, bunu yaşamın her alanında kullanmak yeterli olacak.

Somut bir örnek; milletvekilliği meslek olmaktan çıkarılarak, iki dönemle sınırlandırılsa, bir dönem için bile verilen emeklilik hakkı ortadan kaldırılsa, sizce ne olur ve kimler halkın vekilliğine talip olur?

Daha doğrusu, yasa üretimi ve idari denetim nasıl olur?

Aynı yasal kural, siyasi partilerin genel başkanlığı ve yöneticiliği için veya cumhurbaşkanlığı gibi yüksek makamlar için de geçerli olsa...

Ne olacağını kendimce yanıtlayayım. Ancak gönüllü kuruluşlarda, sivil toplum örgütlerinde çalışan, birikimli, eğitimli, demokrasiyi içselleştirmiş yöneticiler, bu tür önemli görevlere talip olur, süreleri dolunca da köşelerine çekilirler. Bunun gerçekleşmesi için sizce ne gerekir?

Bence; deprem korkusu, virüsten gelecek ölüm tehlikesi, savaşın ayak sesleri, toplumun önemli bir bölümünü etkisine aldığında, bir gün bile sağlıklı, mutlu yaşamanın kıymeti hatırlanır ve bireyler dünyadaki her gelişmenin insan denen yaratığın eşit koşullar ile sınıflara ayrılmadan yaşaması için olageldiğini derinden anlar.

Gördünüz mü, korona neleri değiştirebilirmiş!

Düş bitti, sizi korkular, hırslar ve egonuzla yine baş başa bırakıyorum!