Bursa
Açık
32.3°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Cambaza bak, Kadir'e çak!

16 Ocak 2020 Perşembe, 23:34

TÜİK'in enflasyoncuğu, yanında yüzde 23'lük yeniden değerleme oranı, doların gitgelleri, emekçinin sadece yüzde 6'lık zammı, İstanbul depreminin ayak sesleri ve İdlib'den yola çıkan 40 bin mültecinin korkusu... Yanında, Libya çıkmazı, Suriye'den gelen şehit haberleri ve Eset ile (ben de iktidar ağzıyla konuştum) arka kapı diplomasisi gibi iflas eden dış politika...

Bunlar bizi ilgilendiren tehlikeler ve gündemler.

Oysa Türkiye'nin neyi tartışması isteniyor; Kanal İstanbul, "evlilikte yaşa takılanlar" gibi sosyal konular. Bu arada, Demirtaş'ın öyküsünden devşirilen tiyatroyu izleyen Kadir İnanır...

Bu gündeme "kim inanır" diyeceğim, üstada ayıp olur!

Yahu, adam, 25 yıldan beri birlikte yaşadığı kadın Jülide Kural, söz konusu öyküyü seslendirenlerden biri olduğu için orada...

Ne yapsın, "sen git ben evde oturayım, egemenlere ayıp olmasın" mı diyecekti?

Adam, nikahlı ya da nikahsız, sonuçta eşine eşlik etmiş.

Biraz zahmet ederek buna baksalar ya!.. Olmaz politika yapacaklar. Bir de Soylu bir bakan var ya, onun diline düşmeyesin. Yoksa, Cumhurbaşkanı'na yaranmak için, İnanır'a bu nikahsız beraberlikten mi yüklendiler? Bilemem.

Bu durum, aslında, Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu'nun eşlerine yaradı. Kadir İnanır, ünlü olduğu ve de bir reklamda keçiye seslendiği için sanki, nasıl olsa alışık dediler ve günah keçisi oldu!

Uzatmanın hiç de anlamı yok, sıkışan iktidar bağıracak yer arar, onlar da istediklerinden fazlasını buldular ve yüklendiler. Kabak da Kadir İnanır'ın başına patladı.

Bunun adı olsa olsa "cambaza bak" yöntemi olur.

Ama, vatandaşın, kredi kartı ile kredi ödemek için koşturmaktan, cambaza bakacak vakti olursa ne ala...

Bu gün tembelliğim üzerimde, kesip yapıştıracağım; işte ilk örnek, konuşan kişi, geçen dönemlerin önemli ve ünlü danışmanlarından, iktidarın eski gözdelerinden Etyen Mahçupyan... Mahcubiyeti bir yana bırakarak, yeni patronu Davutoğlu için "konuşursa tarih yeniden yazılır" demiş ve ardından bu günün AKP'sini 'kendi pilotu tarafından rehin alınmış bir uçak' olarak tasvir ederek sözlerine devam etmiş...

"Adı aynı ama karşımızda gördüğümüz başka bir oluşum. MHP ile yapılan iş birliği farklı bir organik yapı üretmiş durumda. AK Parti'ye baktığımda 2002'deki hassasiyetlerinin hiçbirini görmüyorum. Epeyce merkezi otoriter, çevresi oportünist olan bir sosyolojik oluşum."

Aslında naif, oldukça yumuşak ve tek kelime ile bilimsel bir eleştiri. Anladığım kadarı ile birlikte olduğu arkadaşları ile cambaza, Demirtaş'ın tiyatrosuna, CHP'ye yapılan atıfa aldırış etmemişler. Yani cambazla bir işleri yok!

Bu yorumu neden yaptım biliyor musunuz? Yerelde daha kallavi olanı var da ondan... İşte size örnekler; bir süre önce meslektaşlarımın yaptığı söyleşiden arta kalan iki güzel ifade!

Birincisi AKP Bursa eski il başkanı, şimdi de parti genel merkezinde önemli bir görevi olduğunu bildiğim Mehmet Tunçak'a ait... Soyadına uygun biçimde tunç gibi çakmış.

"Bursaspor süper ligden düştü. Basın kan kaybetti. Belediyeler borçla boğuşuyor. Ankara'da bürokrasi anlamında temsil çok eksik... En önemli yer iktidar partisidir. Anahtar oradadır."

Bu sözlerin nedenini bilemem; iç dökmek olabilir, Bursa'da işin başına geçme isteği olabilir. Ama bozuk saatin günde en az bir kere doğruyu göstermesi gibi o da doğruyu söylemiş bir kere... Ağzına sağlık Tunçak.

Bir başka önemli itiraf mı, yoksa gözlem mi desem, karar veremedim. Şu anda Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı makamında oturan, aynı zamanda TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı... Şu sözleri söylediğini birlikte çalıştığımız arkadaşlarımın makalelerinde gördüm ve kopyaladım, aynen veriyorum.

"Şehir için üzülüyorum. Osmanlı'nın başkenti, tarihi eserleri var, kaplıcası var, şelaleleri, longozuyla doğal güzellikleri var, Uludağ'ı var. Bu kente değer katmam için fazladan bir şey yapmama veya çok zeki olmama gerek yok. Mevcudu korumam yeterli. Peki, mevcudu koruyabildik mi? Bakın mevcut sanayinin 3-4 katı geliyor. Hayır, Bursa'yı korumak için artık büyümesini durdurmalıyız. Burada para var, kaynak var, insan da var. Ama şehrin paydaşlarını bir araya getiremiyoruz."

Bunları, bırakın muhalefet partilerinde aktif görev yapanları, bizler bile yazıp söylesek 'onlar da hiç bir şeyi beğenmiyor. Ne yapsak eleştiriyorlar. Geçin bakın işin başına görürsünüz gününüzü' diyeceklerine adım kadar eminim.

Gördüğünüz gibi, artık muhalefet yapmak bile güçleşti! Bir süre sonra izne tabi olursa şaşmayın! Bu kadar dedikodu yeter sanırım. Ben biraz daha 'cambaza bakacağım' size de tavsiye ederim