Bursa
Açık
23°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Bursa için yeni bir hikâye

06 Aralık 2019 Cuma, 00:24

Ekim ayı içinde ajanslara düşen bir haber Türkiye'yi heyecanlandırmıştı. Alman devi Volkswagen Türkiye'de bir fabrika kuracaktı. Uzun süredir dikkate değer bir yabancı yatırımın Türkiye'ye gelmeyişi bu heyecan ve mutluluğun kaynağıydı.

Ama ülke olarak sevincimiz kursağımızda kaldı. Çünkü Manisa'da kuracağı fabrika için şirketini de oluşturan Alman devi, ani bir kararla bu yatırımdan vazgeçti. Ekonomi dünyasına bu haberin yansıma biçimi ve nedeni de şöyleydi:

"Volkswagen, sözleşmeye imza atmaktan vazgeçti. Gerekçe, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde yürüttüğü askeri harekatın 'belirsizliğe yol açtığı' yorumu gösteriliyor."

Bu kısa süren otomotiv yatırım süreci, Bursa'da yaşanan bir olayı anımsattı. Olayın kahramanı Erdem Saker'den gerçeğin ne olduğunu yıllar sonra öğrendim.

Hafızamda yer eden televizyon bültenindeki sahnede, ağzından ateş püskürür biçimde bağıran Saker, "Kimdir Volvo?.. Ben bu şehrin belediye başkanıyım. Kim, nerede, nasıl fabrika kuruyor?" diyordu.

Nitekim bu fabrika kurulamadı Bursa'ya...

Nedeni de anlamlıydı. Otomotiv sektörü yeterince büyüktü Bursa'da... Bir yeni fabrika, iç göçü daha da hızlandıracak, kentin anayasası olan 2020 Strateji Planı'nı delecekti. Başkan Saker, planı deldirmemek için bu çıkışı yapmıştı.

Bu gelişme ile ilgili bilinmeyeni de anlattı Erdem Saker...

Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, Saker'in düşüncesini ve tutumunu bildiği için Bursa'ya kardeşini ekibiyle göndermişti. Bu girişim sonuç vermemişti doğal olarak... Başbakan Yılmaz, bu konuda Başkan Saker'e telefon bile edememiş.

Asıl konumuza gelince...

Bursa'ya dair kiminle konuşsam, çarpık yapılaşma ve hatalı kentleşmeden söz ediyor. Bununla kaygılananlar kişisel önerilerini de sıralıyor.

Siyasi partiler ve liderler, iktidara gelmeden planlı kalkınmadan, planlı kentleşmeden söz eder. İktidarları sırasında ise tam tersini yaparak, popülist bir yaklaşımla, kriterlere uymayan plan değişikliklerine, kaçak yapılaşmaya neden olan uygulamalara yol verirler.

Plan mı, pilav mı?

İşte geçmişten bir örnek daha...

1960 İhtilali sonrası CHP-AP yarışı ve çekişmesi son sürat devam ediyor. CHP ısrarla 1963'ten beri Anayasa gereği uygulanan 5 Yıllık Kalkınma Planı'nı savunuyor. Buna karşın AP Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel, literatüre yeni bir kavram katarak, "Halk plan değil pilav" istiyor diyerek, ilk genel seçimi kazanıyor!

Başta da söyledim; iktidarlar planlı sanayiyi, planlı kentleşmeyi bir türlü uygulayamıyor.

Şimdi de Bursa'ya göz atalım. Kadim şehrimize önemli ölçüde dokunan ilk kişi dönemin valisi Ahmet Vefik Paşa'dır. Bursa'ya kazandırdıkları yadsınamaz. Cumhuriyet döneminde de yine Bursa Valisi Haşim İşcan çok sayıda önemli yapıya imza atar.

...Ve Reşat Oyal. 27 Mayıs İhtilali öncesi 1958'de başlayan ve 1960 yılında kabul edilen Piccinato Planı'nı yaptırır. Bu plana göre 350 bin nüfuslu Bursa hedeflenir. O sırada kent içi nüfus 180 bin civarındadır. Özellikle Çekirge bölgesi ve Sultan Külliyelerinin etrafı koruma altına alınacaktır. Sanayi ve toplu konut alanları belirlenir. Ama bu gerçekleşmez. Kısa sürede plan delinir.

1973-77 arasında görev yapan İsmet Tavgaç da "Ova Koruma Protokolü" yaparak, kaçak yapılaşmayı önlemeye çalışır. Ama bu proje de tutmaz. 1994 yılında göreve gelen Erdem Saker'in belediye başkanlığı döneminde de "2020 Strateji Planı" hazırlanır. Bursa'nın 1/100 binlik planı yapılır. Yerleşim alanları belirlenir. NOSAB için yer işaretlenir. Sonra da OSB, NOSAB ve yerleşim alanları dışında kalan yerler sadece "tarım alanları" olarak işaretlenir.

Sonuç; Saker'e "Katliam gibi yapılaşma hareketi sırasında DSİ'nin su kanalları bile kırıldı" cümlesini kurduracak kadar hoyratça bir kentleşmedir.

Yıl artık 2020...Bursa için yeni bir hikâyenin yazılması elzem oldu.

Önce Kent Anayasası ve bunu deldirmeyecek kararlı yöneticilere gerek var.

Kendine güvenen varsa bu hikâyenin yazarı odur.