Bursa
Açık
30.7°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Bu 6 Nisan'da kuşatma altındaydık!

06 Nisan 2020 Pazartesi, 20:56

Her yıl 6 Nisan günü Bursa'da törenler yapılırdı. Çünkü yaygın bir ifade ile "Fetih Günü", gerçekte ise "Bursa'nın Bizans'tan teslim alınışı" günüydü 6 Nisan... Dün yine bir 6 Nisan'dı, ama Covid 19 izin vermediği için tören yapılamadı. Sadece Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın kısa bir videosunu izledim internette...

Bu tür hatırlatmalar önemli. Özellikle genç kuşaklar, yaşadıkları kentlerin tarihi hakkında bilgi sahibi olmalı ve bunun sonucu olarak katkı koymalı diye düşünüyorum. Bunun için önce doğru bilgiye başvurmak gerek.

Güvenilir tarihçilerin makalelerine göre, uzun sayılabilecek bir kuşatma sırasında, susuz bırakılan ve yiyecek girişi önlenmeye çalışılan Bursa, Bizans tekfurunun şehri Orhan Bey'e teslim edişiyle 6 yüzyıl 3 kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu'nun temeli atılır.

İşte böyle bir anlamlı günü, virüs belası nedeniyle sessiz biçimde yad ediyoruz.

Bu arada, şunu da bir kez daha hatırlatmak isterim; Bursa'nın Yunan Ordusu tarafından işgalinin 100. yılını da idrak ediyoruz. Bu güne değin 2 yıl 2 aylık işgal günleri için çok da belirgin bir çalışma yapıldığı, verilen kayıplar, direniş mücadelesinin öne çıkarıldığı makale ve kitaplara rastlanmıyor. Ayrıca bunun kent tarafından yeterince idrak edilemediği de gözleniyor.

İşgalin 100. yılı ile tekrar özgürlüğün kazanılması için geçen iki yıllık sürecin, TBMM'nin açılışının ve kurtuluş mücadelesinin bu dönemde çok iyi değerlendirilmesi gerektiğine inananlardan biriyim. Örneğin Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin bir süre önce açıkladığı 2026 vizyonu gibi, 2022 ve 2023'ü de hedeflemesini öneririm. Bu sayede 6 Nisanlar, 23 Nisanlar, 11 Eylüller ve 29 Ekimler daha anlam kazanır diyorum.

ZORUNLU EV TATİLİ VE GÖZLEMLER

Başta da söylediğim gibi, bu yıl kötü yürekli virüsün emri altındayız. İzin verirse özel günlerimizi kutlar, vermezse elimiz böğrümüzde camdan bakarız. Dün ben de uzun uzun pencere önündeydim. Önce BursaRay vagonlarını izledim, uzaktan göründüğü kadarıyla doğal bir sosyal mesafe kuralı uygulanmıştı. Özel araçlar dışında ana arterde başka toplum taşıma aracı sıklığı yoktu. Yandaki binanın alt katındaki araç kiralama şirketinin tam 12 otosu yaklaşık 10 günden beri, galeride sergilenir gibi yerinden kıpırdamadı... Osmangazi Belediyesi'nin katı atık aracı, Bursa türküsü çalmadan geçip gitti! Sokak hayvanları bile bir yerlere çekilmiş gibiydi... Yan sokaktaki apartmanda en az 7-8 dairenin perdeleri kapalı duruyordu. Belli ki yakınlarda, daha sakin yerlerde kalma olanağı bulan, emekli veya hali vakti yerinde olanlar zorunlu tatili daha sıhhi ve renkli hale getirme amacındaydı. Güneye doğru baktığımda, Uludağ daha haşmetli ve mağrur göründü bana... Sanki, beyinlere çip yerleştirip istediğini yaptırabilen insanoğlunun küçücük bir yaratık karşısında düştüğü acizliği haykırır gibiydi!

Bundan etkilenmiş olabilirim ki, tekrar odaya dönerek ekrana göz gezdirdim. Haber kanalları tahmin ettiğiniz gibi corona haberleri ile harıl harıl bir çalışma içindeydi. Yerel muhabir, Diyarbakır-Urfa karayolunda denetim yapan emniyet güçlerinin çalışmalarını canlı olarak veriyordu. O sırada kuyruktaki bir araç durdurulmuş, kontrolden geçiyordu. Muhabirin arkasındaki canlı görüntü çok ilgimi çekti. Kamyonetin önünde üç kişi vardı. Şoför ve hemen yanındaki kişi maskeliydi. Üçüncü ve cam kenarındaki vatandaşta maske yoktu. Polis bir şeyler söyledi. O da kapıyı açtı ve arka tarafa yöneldi. Herhalde, kamyonetin kasasındakileri sordu diye düşündüm. O sırada ikinci şahıs da aşağıya atladı ve kısa sürede döndü. Sonra kavradım olayı, polis herhalde "neden bu denli dip dibe oturuyorsunuz" demiş olmalı ki, üçüncü şahıs kamyonetin kasasına geçmiş, diğeri de kapağı kapatmıştı. İşte Türk tipi virüs önlemi. O araç kontrol noktasına gelinceye kadar, yakın oturan iki kişiden birinde virüs varsa çoktan yanındakine geçmiştir diye düşündüm ve bir kanıya vardım; denetim içimizde olmalı, kendi polisliğimizi kendimiz yapmalıyız.

Bizim anladığımız ve son yıllara kadar bildiğimiz devlet de, korkutucu önlem değil, koruyup, kollayıcı ve muhtaç etmeyecek konumda olmalı!