Bursa
Açık
31.6°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Bir toplu konut kültürü vardı

14 Ocak 2020 Salı, 23:31

Sosyal medya bir yanıyla gazete ve gazetecilik gibi elzem sayılabilecek bir iletişim aracını baltalarken, kimi zaman da göremediğimiz gerçekleri gözümüze sokmayı başarıyor. "Meskenliyiz Biz" sayfasının yönetmeni Vedat Vermez dostumuz, geçtiğimiz günlerde, çocukluk çağlarından bu yana ikamet ettikleri Ertuğrulgazi semtindeki İlkadım Okulunu ve yaşananları öyle bir anlatmış ki, okulun öğrencileri bir anda duygusallaştı ve tam bir nostalji fırtınası esti. Aslında esmedi, Vedat kardeşim estirdi.

Bursa'nın tarihi eğitim kurumları yanında söz konusu okul yeni sayılabilir. Önemli değil, benim söz etmek istediğim bir başka gerçek var.

Önce şunu belirteyim, Vedat Vermez'in öyküsündeki yaşanmışlıkların hemen aynısını görmüş biriyim. Bu duygusallığı ben de doyasıya yaşadım. Tarihi bir kurum olmamasına karşın İlkadım Okulu ve öğrencilerini bu denli mutlu kılan, duygusallaştıran neydi, bekleyin benzeri üzerinden anlatacağım ve günümüzdeki örnekleri ile kıyaslayacağım.

Altmışlı yılların başlangıcı... Türkiye Cumhuriyeti ilk kez bir askeri darbe ile tanışıyor. Üstelik siyasi çalkantının yanı sıra ekonomik sıkıntılar da cabası.

Buna karşın 27 Mayıs öncesi planlanan ve yeni oluşan işçi sınıfı ile dar gelirli aileleri "sosyal konut" gerçeği ile tanıştıran bir iklim var. Bu havanın yaratılmasında, henüz emekleme dönemindeki sendikalaşma ve dönemin iktidarının modernleşme niyeti, daha doğrusu Amerikanlaşma eğilimi önem kazanıyor. Bursa'daki sosyal konut örnekleri 1950 sonrası, yani İşçi Sigortaları Kurumu'nun ihdası ile sendikalaşmanın yaygınlaşması sonucu, kurumsal işletmelerin çalışanlarının kurduğu kooperatifler eliyle verildi. Şimdiki Çarşamba Pazarı mevkii, Çekirge Havuzlupark civarında ve Sırameşeler bölgesindeki kooperatifler ilk akla gelenler. Bunun yanı sıra Şükraniye sınırları içindeki DSİ blokları ile Ertuğrulgazi'deki Bin Konutlar da bu yılların ürünü.

Babamın 1955 yılında üye olduğu Sigortalı İşçiler Yapı Kooperatifi'nin, İşçi Sigortaları kurumundan aldığı kredi ve inşa yardımı ile 1963 yılında biz de Çamlık Sitesi isimli toplu konutlarda bir ev sahibi olduk. Kooperatif tarafından hibe edildiği sanılan arsa üzerine inşa edilen Emek İlkokulu'nda okuduk. Biz taşınmadan okulumuz hazırdı ve sitede ikamet eden bizlerin her biri Bursa'nın farklı semtlerinden gelmiştik. Meskenli dostlarımız gibi (onlar kendilerini böyle ifade ediyor) geleneksel aile kavramından farklı, Avrupa'daki örnekleri gibi, çekirdek aile için yapılan emekçi konutlarında yaşamaya başladık. Bizim sitedeki sakinlerin, özellikle babalarımızın çoğunluğu Merinos Fabrikası mensubu olduğu için, ailelerin kaynaşması kolay oldu. Yaz gecelerinde bahçelerdeki sohbetler, içilen çaylar, birlikte paylaşılan sinema keyfi unutulacak gibi değildi. Sitenin ismine uygun olarak bahçelere çam ağacı dikiliyordu. Birlikte piknik yapılıyor, yardımlaşma doruğa çıkıyordu. Okul yaşamımız da bunun bir benzeriydi. Bina yeni yapıldığı için, bir inşaat işçisi gibi eksiklerin tamamlanması için emek veriyorduk. Okulun ismi de babalarımızın sınıfını yansıtırcasına "EMEK" olarak konmuştu. Bu yeni okul ve aile düzenimiz, geldiğimiz semtlerdeki geleneksel yaşamdan çok farklıydı. Hem toplu halde oturuluyor, hem de sıcak ilişkiler kuruluyordu. Kooperatif varlığını sürdürürken, borçlar da aylıklar halinde ödeniyordu. Yöneticiler de babalarımız veya onların arkadaşlarıydı. Özetle; toplu konut yaşamı vardı, ama site sakinleri kendi kendilerini yönetiyordu. Etrafı tütün tarlaları, meyve bahçeleri ile çevrili Bursa'nın varoş sayılabilecek bir bölgesinde, adeta Avrupa'nın bir sanayi kentindeki çalışanların yaşamı sergileniyordu.

O günleri hatırladıkça bugün gözler yine doluyor. Buna karşın, Çamlık Sitesi'nde arkadaşlarımın önemli bir bölümü mutlu biçimde oturuyor. Çünkü o dönemde biz ve ailelerimiz çevreden çok farklı görünüyorduk.

Şimdiki gibi TOKİ eliyle değil de, babalarımızın kendi gayreti, becerisi, maaşlarından ayırabildikleri o taksit ücretleri ve istediği gibi inşa ettirdiği bir toplu konut alanında yıllarca yaşadığımız için bugün de gururluyuz.

Teşekkürler Vedat Vermez, bize ve özellikle bana o günleri geri verdiğin için...