Bursa
Parçalı Bulutlu
24.4°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Bayram, bayram gibi olmalı!

22 Mayıs 2020 Cuma, 19:19

Her olayı farklı yaşıyoruz. Bu tamam... Ama yarın bayram; belki de hiç unutamayacağımız, bizden sonraki kuşağın hayretle anacağı ve bir türlü mantıklı bulamayacağı özel günlerden söz ediyorum.

Hiç aklınıza gelir miydi, camilerin ibadete kapatılacağı, hatta kutsal mekan Kabe'nin kapalı tutulacağı, ...

Ama oldu işte! Hem de kısa sürede öylesine alıştık ki bu duruma, el üstünde tutulan, sözüne değer verilen, zorunluluktan da olsa bilime sığınılan bir dönem yaşıyoruz! Örnek vereyim isterseniz. TV kanallarında bir türlü akıl erdiremediğim "sorun, cevap verelim" bölümleri var ya, işte oralardan birkaç örnek; "hocam, oruçluyken, dezenfektan ile elimi temizlesem orucum bozulur mu?" Ya da bir başka ibadet ve merak edilen ilginç bir soru; "hocam secde ederken virüs bulaşır mı?" Bir başkası, "hocam, camilerde ibadet serbest bırakıldığında, sosyal mesafeyi nasıl belirleyeceğiz, safların ve yanımızdakilerle olan aralık ne kadar olmalı?"

Burada soru sorulan hoca, kim biliyor musunuz? Bilim Kurulu üyesi veya halk sağlığı uzmanı doktorlar... Yani bilim ibadete kadar girdi günümüzde...

Bu durumda, bayram davranışlarımızı da onlar belirleyecek. Üstelik 65 üstü gruba, adres bildirmek ve en az 1 ay dönmemek kaydıyla verilen "bayram izni" öncesi, tıp bilimcilerin önerileri daha bir önem kazanıyor.

İşte onlardan biri ve en önemlilerinden Prof. Dr. Alpay Azap hocanın, genel anlamda içinde bulunduğumuz salgına dair kesin bilgi ve önerileri...

"Toplumda yanlış bir algı var. Salgının 'doğal olarak' tırmandığı, sonra aşağıya indiği ve bunun kendiliğinden olduğu sanılıyor. Bu kendiliğinden değil, alınan tedbirler sayesinde oluyor. Gevşetme politikalarını hayata geçirmek çok zor. İnsanların birbirleriyle temas etmesi bu salgını artırıyor. Ben insanlara 1 metreden fazla yaklaşmayacağım. Yaklaşmak zorunda kalırsam da maske takacağım. Genel tedbirler gevşetilecek ama bireysel tedbirleri birkaç yıl uygulamamız lazım."

Bireysel tedbiri, kaç yaşında olursak olalım, nereye gidersek gidelim, karşımızdaki kim olursa olsun, sosyal mesafeyi koruyacağız ve maskeyi ihmal etmeyeceğiz. Bunları neden hatırlatmak istedim.

Aramın çok da iyi olduğunu söyleyemeyeceğim sosyal medyada, mizah kokan ama gerçeği de yansıtan sözler görüyorum. Mesela şöyle deniyor: "Geleneklerimize sadık bir toplumuz. Bayram geçtikten sonra da geçmiş bayramımızı kutlarız. Birbirimize sarılıp, öpüşürüz. En azından büyüklerin elini öperiz!.."

Şaka niyetine, ya da topluma dair ince espri yaparken doğru da söylemişler.

Büyük şehirler, metropoller tamam, oraları çok kalabalık, bundan sakınmak ve aynı anda ihtiyaçları temin etmek kolay değil. Ama küçük yerlerde de örf, adet ve gelenek, salgından yana oluyor! Haberler bununla dolu. Virüs tedavisi gören bir zat, iyileşip evine gidiyor, ama 14 günlük izole dönemine uymuyor. Sonra da yemekli şölen yapıyor, sonrası malum!..

Taziye evleri de buna örnek. Aslında görmek gerek; normal ölümlerde bile vakit namazı beklenmiyor, çok az kişi ve görevliler marifetiyle defin gerçekleşiyor. Bunu görmeden taziye evi oluşturmak da neyin nesi?

3 günlük bayram sürecinde 81 ilde, sokağa çıkma kısıtlaması ilan edilişi ile önlem alındı sanmıştım. Ama şimdi bunlara 65 üstü grubun ikinci bir adreste bulunması ve bayramın birinci günü, belirli saatler arasında her zamanki serbest dolanımı da uygulanacak. Ne demeli bilmiyorum!

Ben de bilime sığınırım bir şekilde...

Yine, Azap hocaya dönüyorum mecburen, en sağlıklı bilgi onda çünkü...

"Yüz yılda, iki yüz yılda dünyanın başına gelecek bir şeyi yaşıyoruz. 2-3 ay önceki yaşantımıza dönmemiz mümkün değil. Mevsimsel bir grip virüsüne dönüşen, insanlar arasında dolaşan bu virüse alışmak zorundayız. Virüs bitmeyecek, toplumda dolaşmaya devam edecek."

Korku bazen iyi oluyor sanırım... Prof.Dr. Alpay Azap da bu metodu uyguluyor galiba, ama tek çıkar yol söylenenlere uymak gibi geliyor.

Finali de, çok önemli bir sivil toplum kuruluşu, Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı Başkanı Uğur Bayar'ın ilginç açıklaması ile yapmak istedim.

"Covid 19, aslında Ebola, AIDS, SARS, kuş gribi gibi son yıllarda ortaya çıkan hayvan kaynaklı hastalıklarının son örneği. Yayılmasında özellikle yaban hayvanı tüketimi ve ticareti ile doğanın insan tarafından aşırı sömürülmesinin büyük etkisi var. Dünyamız ne kadar sağlıklıysa biz de o kadar sağlıklıyız."

İş geliyor dayanıyor, rant uğuruna doğayı ne ölçüde tahrip ettiğimize dayanıyor.

İnsanlık ancak kendi sağlığı bozulunca ve bu tip salgınlarla kendine geliyor ve nedenlerini buluyor. İşte o günlerin en tipik olanını yaşıyoruz. Ne yapalım, binde bir olacak bir salgın belası bizim kuşağa denk geldi.

Yarın bayram... Dikkatli olalım ve toplumumuz için çok anlamlı bu bayram günlerini en azından dertsiz, tasasız yaşayalım.

Nice, buna benzemeyen, normal bayram günlerine ulaşmamız dileğimle...