Bursa
Açık
31.7°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Aslında her şey 'meydan'da

08 Mayıs 2020 Cuma, 19:37

Bir tartışmadır gidiyor birkaç gündür... Kaynağı da bizim site enbursa.com'dan çıktı üstelik... Yüksel Baysal yazdı, haberi sürekli kondu ve kamuoyu bununla bir ilgilendi, bir ilgilendi ki, sormayın gitsin!

Ben de uzaktan izliyorum mecburen...

Dönemin en dokunulmaz kurumu Diyanet'e bağlı Bursa Müftülüğü'nün faullü bir kararla, Şehreküstü semtindeki eski binasının yerine, pek de elzem olmayan nedenlerle yeni bir bina dikme çalışmaları ve başlayan temel kazılarıdır gündeme gelen... Tepkinin dayanağı da İstanbul Yolu'nda yeni yapılan müftülük binası, ona ait 3 bin kişilik cami, 800 kişilik konferans salonudur. Bunlar yeterli olmamış ki, eski binanın yerinde de inşaat başlamış.

Tepki gösterenlerin kimliği de çok önemli. Osmangazi'nin AKP'li Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Kent Konseyi Başkanı ve eski AKP il başkanı ve eski vekil Şevket Orhan ve Cumhur İttifakı ortağı MHP'nin Osmangazi İlçe Başkanı... Muhalefet parti sözcülerini buna katmıyorum, onlar normal görevlerini yapıyorlar çünkü... Ama iktidar olanların aynı zamanda bu konuda muktedir de oldukları da aşikâr. Bunlar görmek istediğimiz hareketler. Bir de Hanlar Bölgesi'nin etrafını açma ve bölgeyi ortaya çıkarma konusunda, Bursa Müftülüğü'nün bu yanlışına yapılan atıf var. Bu da çok doğru ama sadece yeni inşaat mı engel Hanlar Bölgesi'nin görünümünü "meydana" çıkarmak için?

Açılışından bu yana bir türlü doldurulamayan ve AKP İl Başkanlığı'nın bulunduğu bina, karşısında boş duran özel hastanenin azametli yapısı, Bursa'nın anıtları (!) arasına giren Doğanbey TOKİ konutları ve finalde de Zafer Plaza'nın YKM mağazası... Onları ne yapalım? İsterseniz bu son binadan başlayayım.

ZAFER MEYDANI'NDAN KORUPARK'A

Bir iki ay önceydi, merakımı gidermek için Büyükşehir Belediye Meclisi'nin olağan oturumlarından birini izledim. Tartışılan maddelerden biri de Hanlar Bölgesi'nin etrafını açma projesi ile ilgili kamulaştırma kararıydı. Karar alındı ve AKP ile MHP'nin çoğunluğu sağlayan oylarıyla Zafer Plaza'nın, en stratejik ve bölgeyi en fazla kapatan YKM binası es geçildi. Diğer kararların hemen hepsi oy birliği ile alınırken, bu karar oy çokluğu ile geçti ve tartışma yaşandı. Bildik suçlamalar ve bildik yanıtlar, sonuçta doğal olarak karar değişmedi.

Nedeni de açık; Zafer Plaza yapımından yaklaşık 10 yıl sonra, çok himayeli ve ayrıcalıklı biçimde Emek bölgesindeki BOTAŞ'a ait 142 dönüm arazi, Torunlar Holding'e ÖİB tarafından18 milyon liraya satılmıştı. Bir süre sonra bu alan, önce Emek Belde Belediyesi, sonra da Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 19 Ocak 2006 günü yaptığı plan değişikliği ile özel inşaat alanı gibi ayrıcalıklı bir tanıma sokularak, konut ve ticaret merkezi haline getirilmiş, 200-300 milyonluk bir değere çevrilmişti. Üzerine de AVM ve yüksek katlı siteler inşa edilmişti. Katıldığım bir spor programında, Bursaspor'a yardım gündeme geldiğinde, konuyla direkt ilgisi olmasa da bu olayı dile getirmiş ve arkadaşlarımın şaşkın bakışları arasında anlatmıştım. Sanırım emir büyük yerdendi! Zaten holdingin sahibinin yakınları geçtiğimiz yıl Kızılay üzerinden bir vakfa bağış yaparak, ABD'deki bir özel yapıya katkı koymuştu. Bu bağış karşılıksız da değildi. Çünkü Torunlar ailesinin bir ferdi Başkentgaz şirketi ile Ankara'nın doğalgazını dağıtıyordu. Aynı aile aynı senaryolar...

Yıl 1997... Zafer Plaza inşaatı...

Özetle; sonradan oluşan Şehreküstü ve şimdiki adıyla 15 Temmuz Şehitler Meydanı ve çevresinde dönenler bunlar. Aslında Zafer Plaza'nın bir bölümünden söz ederken, aslını unuttuk... Torunlar'ın en etkili dönemleriydi her halde... Kapalıçarşı yangını sonrası yapılan "sıra dükkanlar" yıkılarak buraya Zafer Plaza inşa edilmişti. Çok katlı olmayışı, zemine doğru inmesi ve görünümü ile çok da tepki almıyordu. Buna rağmen çatlak sesler (!) çıktığında yetkilileri kızdırıyordu. En azından, Zafer Meydanı gitmiş, yerine sadece "plaza" gelmişti. Belediye'ye katkısı da hatırı sayılır cinstendi tabii...

Bu durum bile eleştiri için yeterli bir nedendi aslında... Çünkü meydan olarak adının "Zafer" konmasının, büyük olasılıkla Bursa işgali sonrası, düşman tarafından yakılan işyerleri ve karşısındaki Balıklı Rum Kilisesi olabilirdi.

Sözün özü Bursa'nın meydanla imtihanı hiç bitmedi. Çünkü bu kent meydanlarla barışık değildi! Toplumun sorunlarını dile getireceği, sesini duyuracağı ya da önemli günlerini yad edeceği, tören yerleri olmalıydı meydanlar... Ama pek de öyle olmadı.

KENT MEYDANI VE İŞLEVİ

İşte capcanlı bir örnek daha... Kent Meydanı... Burada ben susuyor ve merhum belediye başkanı ve politikacı Ziya Güney'in 31 Ocak 2007 günü bir yayın organına yaptığı açıklamasını sunuyorum:

"Kentin en önemli giriş noktasında, gerek her yöndeki karayolu gerekse raylı sistemin güney-batı ve kuzey akslarının kesişme noktasındaki bu değerli kamu arsası çağdaş planlama ve şehircilik ilkelerine uygun olarak kamu yararına değerlendirilememiş, rant hesapları ile ticari bir alışveriş merkezine kurban edilmiştir."

Bu meydan, birçok gizli gelişmeyi meydana çıkarmış, medya organlarını karşı karşıya getirmiş, belediye başkanlarını zora sokmuştu. Sonuç; meydan diye anılan bir yerde toplantı yapmak isteseniz, sadece yol kenarını kullanıyor, daha alta inmek gerektiğinde AVM Müdürü'nün onayı gerekiyor. Ne hoş değil mi?

Şimdi bir başka meydan hareket geçti, geldi geliyor. Osmangazi Meydanı... Bakalım Kent Meydanı ile bütünleşir mi, rakip mi olurlar? Ne heyecanlı değil mi? Bekleyelim görelim, bakalım neler meydana çıkacak!

AHMET TANER KIŞLALI MEYDANI'NI BİLİYOR MUSUNUZ?

Sevgili, meydan savunucuları ve sivil toplum mensupları... Size Ahmet Taner Kışlalrı Meydanı nerede diye sorsam, en azından nasıl ulaşılacağı konusunda tereddüt edersiniz. Çünkü girişinde kimsenin fark edemeyeceği bir yerde, taş üzerine yazılı bir isim görürsünüz, o kadar. Çünkü iki önceki belediye yönetimi, güney kesimindeki duvara (şimdi yok İHL'ye dahil edildi) "Bayrak Alanı" yazdırdı. Bir önceki yönetim de, nasıl olsa bu isim kullanılmıyordu diye isim taşını kamyonete yükleyip götürdü. Sonra da İçişleri Bakanı'nın emri ile taş yerine kondu. Ama taşlar bir türlü yerine oturmadı. Çünkü bu meydanda sivil toplumun sesi yerine, hemşeri derneklerinin panayırlarının ve yazın da konser-müzik sesleri çıkabiliyor.

Nemize lazım meydan... İçine girdikçe çapanoğlu çıkıyor hepsinden de...