Bursa
Çok Bulutlu
21.9°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Marzinc zehirli atıklarını Bursa'ya mı gönderiyor?

18 Aralık 2017 Pazartesi, 14:29

Bundan tam 8 yıl önceye, 2009'a gidelim.

Adı "Endüstriyel-Tıbbi Atık Bertaraf ve Atıktan Enerji Dönüşümü"ydü. Bertaraftan hoşlanmasak da atıktan enerji dönüşümü cazipti.

Yola İnatlar'dan çıkmışlardı. İnatlar, Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı, neredeyse terk edilmiş, ama cennet gibi bir köydü.

Bursa İl Genel Meclisi, ki yerinde yeller esiyor, 2 Şubat 2009 tarihli oturumunda 1/100.000 ölçekli plan değişikliğini onaylamıştı. Ne var ki yasa, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunu şart koşuyor, onun için de halkın katılımıyla yapılacak bir toplantı zorunlu kılınıyordu.

Bizim kalantor dönüşümcüler keyifliydi.

Meclis plan değişikliğini onaylamış, İnatlar'da da zaten kimse kalmamış...

Ama bekledikleri gibi olmadı.

İnatlar boş olunca halkın katılımı toplantısı en yakın köy olan Çördük'te yapılmak istendi. Ve toplantının yapılacağı gün Çördük'e giden dönüşümcüler, hiç beklemedikleri bir manzarayla karşılaştı. Köylüler, en başta kadınlar olmak üzere, ellerinde bayraklar, pankartlar, zeytin dalları ve Atatürk posterleriyle bekliyorlardı onları. Toplantı yapılamadı, üstelik ikinci deneme de başarısız oldu.

Vekiller de asılların direnişini örnek aldı. Bursa İl Genel Meclisi, Çördüklülerin tepkisinden sonra projeyi "oy birliği" ile reddetti ve dosya kapandı...

Ne var ki hemen hemen aynı günlerde, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) sahneye çıktı. MESS, Türkiye'nin ilk "entegre geri kazanım" projesini hazırlamıştı. Karar MESS'in 2007'deki genel kurulunda alınmış, Entegre Geri Kazanım AŞ adıyla şirket kurulmuştu. 120 milyon Euro'luk projeyle yıllık 60 bin ton kapasiteli bir tesis kurulacak, 300 kişiye istihdam sağlanacaktı.

Üstelik, atıklar en gelişmiş teknolojiyle, en temiz şekilde bertaraf edilecekti!..

MESS gözünü Yenişehir Ovası'na dikmişti. İnatlar projesinden ilham aldılar, hemen kolları sıvayıp, işe PR çalışmasıyla başladılar. Halkın evet demeyeceği hiçbir projeyi hayata geçiremeyeceklerinin erken farkına vardılar.

İşin başında MESS Çevre Projesi CEO'su ve Yürütme Kurulu Başkanı Çetin Atsür vardı. Atsür, bir yandan Bursa medyasını elinde tutmaya çalışırken, bir yandan da Yenişehirlileri ikna etmek için uğraşıyordu. "Yenişehir'i çevre konusunda örnek bir şehir yapacağız. Yenişehir MESS'in üssü olacak. Bize güvenin" diyordu.

Yenişehir'den 30 kişilik bir heyet ve tabii bu arada kimi gazeteciler yurt dışına, Almanya'ya, Danimarka'ya ve isveç'e götürüldü. "Bakın", dendi, "Yerinde inceleyin, işte entegre geri kazanım tesisi budur, denizin dibinde bulunmaktadır ve de yanında ekmek fabrikası vardır, biz Yenişehir'e daha da iyisini yapacağız, tehlikeli atıkların temiz ve güvenli bertarafını sağlayacağız, yer altı sularına karışmayacak, çevreye zehirli gaz saçılmayacak, atıklarımızdan çıkan enerjiyi elektriğe çevireceğiz. Belki de Yenişehir'i biz aydınlatacağız."

MESS Yenişehir'i seçmiş, ama çevreci tepkiyi düşünerek arazi almamıştı. O günlerde MESS'in Bursa Temsilcisi olan Cenk Yöney, "Bir B planımız var, ama bunu şimdilik açıklamayı doğru bulmuyorum" diyordu.

Bursa kamuoyu projeye karşı birleşirken, bir işveren sendikasının projesine en sert tepkinin yine bir işveren örgütünden gelmesi ilginçti. Bu tepki o dönem Yenişehir Sanayici ve İşadamları Derneği (YESİAD) Başkanı olan Muhsin Mardin'den geliyordu: "Kim ne dersin sanayi atığı petrol ürünüdür. Nereye atarsanız atın, toprakta bile 500 yıl çürümüyor."

Yenişehir'de tartışma sürerken 2009 sonbaharında dikkatler bir kez daha Mustafakemalpaşa'ya çevrildi. Demir çelik sektöründe faaliyet gösteren beş şirket bir araya gelmiş, Marzinc'i kurmuştu. Şirket Mustafakemalpaşa'da çinko oksit işleme tesisi kurmayı planlıyordu. Mustafakemalpaşa OSB'de arsa tahsisi bile çoktan yapılmıştı.

Ancak...

Yeni seçilen Mustafakemalpaşa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ayhan Öztenekeci, projeye karşı çıkıyor, "Yenişehir'e burada kurulamayan tesis gitti. İlk gittiklerinde biz Mustafakemalpaşa'yı uygun görmedik, diye ballandıra ballandıra anlatmışlar" diyordu.

At izini it izine karıştırıp, it izini de ortadan kaldırmayı başarmışlardı yani... İnatlar, Yenişehir, Mustafakemalpaşa OSB... Bir ara, Harmancık'a da el attı bu tehlikeli atıkçılar... Hepsi aynı türün farklı ürünleriydi.

Ve sonunda 2009'un Ekim ayı sonlarında MESS Yenişehir için frene bastı. "Biz bu yatırımı Türk usulü yapmayalım, toplumla tartışalım istedik. Bursa hem ileri hem bilinçli bir toplum" diyordu Çetin Atsür.

Mustafakemalpaşa'daki Marzinc tartışması ise sürüyordu. Marzincciler kendilerini "devletin görevlendirdiğini" söylerken, şirketin Mustafakemalpaşa OSB'de arsa tahsisi isterken ne geri kazanımdan ne baca tozundan söz ettiği, yani "yalan söylediği" iddia ediliyordu. "Demir çelik, çinko ve metalik demir üretimi" yapacağız diye gelmişlerdi Mustafakemalpaşa'ya. Bunun dışında yaptıkları her iş yasaldı, ama varsaymadıkları şey, geç oluşan kamuoyu tepkisiydi.

Gel zaman git zaman iş soğudu, atıkçıların ortadan kaldırmayı başardıkları iz çevreciler sayesinde bulundu ve dönüşümcüler Bursa'dan voltayı almak zorunda kaldı.

Soluğu Karabük'te aldıkları da yaklaşık 3 yıl önce gelen ölüm haberiyle ortaya çıktı.

Karabük'teki işçilerin kanlarında yüksek oranda kurşun ve ağır metal var. Normal bir insanda, kandaki kurşun oranı yüzde 3-5. Onlarda bu oran yüzde 70'e çıkıyor.

Sadece işçiler değil, Karabük ölüyor!

Çünkü Marzinc çalışma koşullarını yerine getirmiyor! Başlı başına zehirli baca tozunu işleyen tesis, atıklarını havayla ve suyla temas etmeyecek şekilde depolamak zorunda, ama yapmıyor. Cüruflarını açık alanda depoluyor. Bu ortaya çıkınca da Marzinc duruşa geçiyor, Karabük Belediyesi atık tesislerini ve giderlerini "süresiz" mühürlüyor.

O mührün daha önce de vurulduğunu ve her defasında bir şekilde kırıldığını söylemeye bilmem gerek var mı?

Benim Karabük'ten aldığım son bilgi böyle. Şimdi gelelim konunun Bursa'yı da ilgilendiren tarafına...

Birincisi, bu o kadar hassas bir konu ki olan bitenin bizatihi Bursa'da yaşanması gerekmiyor. Karabük'ten havaya karışan zehirli atıkların kimi nerede bulacağı meçhul!

İkincisi, Karabüklü meslektaşlar diyor ki: "Karabük'teki firma zehirli cüruflarını kamyonlarla başka bir ile gönderiyor. Güya orada imha edilecek. Gelen bilgi İnegöl, Aliağa ve Kocaeli civarı. Bir deniz kenarı ya da nehir kıyısı... Ancak bu zehirli atıkların imhası mümkün değil. Varillere konup bir şekilde depolanması lazım. Soru şu; bu zehirli atıklar nereye gidiyor?"

Kocaeli'den havaya karışan zehirli gazların izine Uludağ topraklarında rastlandığı bilgisini hatırlatarak, şimdi bir kez de biz soralım:

Karabük'ten kamyonlarla taşındığı öne sürülen zehirli atıklar nereye taşınıyor, nerede imha ediliyor, yoksa Bursa'ya, İnegöl'e mi getiriliyor, getiriliyorsa nasıl imha ediliyor?

Zaman zaman Bursa'yı esir alan o garip koku ve giderek artan hava kirliliği neyin sonucu?