Bursa
Parçalı Bulutlu
28.8°
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Küreselleşmede ikinci dalga!

03 Haziran 2020 Çarşamba, 18:54

ABD Başkanı Donald Trump'ın "Koronavirüs salgını bize küreselleşme çağının bittiğini gösteriyor" demesi ne kadar gerçekçi?

Sorunun yanıtı belki "küreselleşme"den neyi anladığınıza bağlı olarak değişecektir. Örneğin, dijital bir dünyaya geçiş ise küreselleşmeden anladığınız, tam ortasındayız!..

Gücün yerelden (ben bunu "geri bırakılmış" diye okuyorum) küresele (bunu da "yereli geri bıraktıranlar" diye okuyorum) aktarılmasıysa bugüne kadar yaşanan, bu mu bitti yani?

Benim gibi küreselleşmeye "postmodern emperyalizm" gözüyle bakıyorsanız, Trump'ın sözleri küreselleşmenin bittiğini değil, ancak yeni bir aşamasına geçildiğinin göstergesi olabilir.

Kurtuluş Savaşı sonrası Lozan'da kurulan barış masasında emperyalist taleplere aylarca direnir İsmet Paşa. Sonunda İngiliz Lord Curzon, bakın nasıl tehdit eder Paşa'yı:

"... En nihayet şu kanaate vardık ki ne reddederseniz, hepsini cebimize atıyoruz. Memleketiniz haraptır, imar etmeyecek misiniz? Bunun için paraya ihtiyacınız olacaktır. Parayı nereden bulacaksınız? Para bugün dünyada bir bende var bir de bu yanımdakinde (Amerika murahhası Mr. Chaild'i işaret ederek). Unutmayın, ne reddederseniz hepsi cebimdedir. Nereden para bulacaksınız, Fransızlardan mı? Para kimsede yok. Ancak biz verebiliriz. Memnun olmazsak, kimden alacaksınız? Harap bir memleketi nasıl kurtaracaksınız? İhtiyaç sebebiyle yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman, bugün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkartıp size göstereceğiz."

***

Cumhuriyet kurulduktan 2 yıl sonra bu kez İngiliz The Ekonomist dergisi atağa geçer. İngiltere-Türkiye ilişkilerini değerlendiren dergi, Türkiye'nin zengin doğal kaynaklarını geliştirmesinin zorunlu olduğunu belirterek, sözüm ona genç Cumhuriyete yol göstermektedir:

"Bu ise ancak yabancıların idari katkısı ve mali desteğiyle gerçekleşebilir. Özellikle büyük bir dış borç altına girilmesi ya da yabancılara geniş ayrıcalıklar tanıyan bir politikanın uygulanmasıyla hızlı bir üretim artışı sağlanabilir. Bunun için Cumhuriyet yönetiminin mutlu yalnızlık ve mutlak bağımsızlık tutkularından vazgeçmesi gerekmektedir."

***

Sabahattin Âli'nin 2 Aralık 1946 tarihli Marko Paşa dergisi için kaleme aldığı başyazıda yaptığı tespit ne kadar da dikkat çekicidir. Sabahattin Âli, günlük gazetelerin yabancı sermayeyi sevinçle karşıladıklarını, resmi makamların da yabancı para girişini kolaylaştırmaya uğraştığını anımsatır ve şu uyarıyı yapar:

"... bir memlekete girip yerleşen yabancı sermayeyi çıkarıp atmanın, yabancı orduları sürüp denize dökmekten çok daha güç olduğunu, biz Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasçıları, herkesten iyi biliriz."

Kenya ulusunun atası John Kenyatta'nın meşhur sözleri de meselenin bir başka şekilde ifadesidir, ki işin içine bu kez din girer:

"Beyaz Adam geldiğinde bizim topraklarımız, onların İncili vardı, bizi uyuttular; uyandığımızda, İncil bizim elimizde, topraklarımız onlardaydı."

Ne diyordum?

Koronavirüs, küreselleşme, postmodern emperyalizm...

"Koronavirüs salgını bize küreselleşme çağının bittiğini gösteriyor" diyen Trump, bu veciz sözü ettikten sonra, önce ticaretteki küresel düşmanı Çin'e vermiş veriştirmiş, sonra da eklemiş:

"Belki 100 bin insan ölebilir, ama bu düşünülecek en küçük şey. Bu süreci ben büyüklüğe geçiş olarak görüyorum."

Kapitalizmin ağababasından da ancak bu sözleri duymak beklenirdi!