Bursa
Çok Bulutlu
26.5°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Kaz Dağları sincabı yalnız değildir!

20 Ağustos 2019 Salı, 18:27

"Tolstoy şöyle der: 'Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.' Ancak şehre yabancıların gelmesi her zaman muhteşem hikayelerin başlangıcı olmaz!.. Hele de o yabancılar Truva Atı'nın içine gizlenmişse... Asıl niyetlerini gizlemek isteyenlerin eli boldur önce, cömerttirler ilk bakışta, yardımseverdirler hatta. Hele gücü de arkalarına aldılarsa, değmeyin keyiflerine, iştahları iyice kabarmıştır artık, doymak bilmezler. Truva Atı aynı coğrafyada, yine sahnede!.."

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan'a ait bu sözler...

Dünyaca ünlü Türk piyanist ve besteci Fazıl Say'ın geçen pazar günü Kaz Dağları'nda verdiği orman konserinden önce konuşan Gökhan, şöyle diyordu:

"104 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, hemen karşı kıyıda, onurla taşıdığımız Cumhuriyet tacının çoban ateşlerini yakan mücadeleyi vermiş bir milletin, 104 yıl sonra yeniden; taşını, toprağını, havasını, suyunu yine emperyalist güçlere karşı savunmak zorunda kaldığını görüyoruz. 1934 yılında Mustafa Kemal Atatürk, genç Türkiye Cumhuriyeti'nde İran Şahı Rıza Pehlevi'yi ağırlıyordu. Çanakkale'de orman köylerine ulaşmak için kol gücü kullanılarak yapılan yolu göstermek için Pehlevi'yi bu bölgeye getirmiş ve hemen ileride bulunan Balaban Kahvesi'nde kahve ikram etmişti. Atatürk'ü ağırlayan, çınar ve kestane ağaçlarının serinliğinde kahve keyfine şahit olan bu ormanlar bugün acımasızca katlediliyor, derisi yüzülen koca koca dağlar yerle bir ediliyor, sincap, kaplumbağa, kurt, kuş yuvasından ediliyor. Ne için altın için..."

Başkan Gökhan'ı dinlerken dünü ve bugünü, Türkiye'yi, Atatürk'ü, Cumhuriyet'in ilk yıllarını, düşündüm...

***

O günün Ankarası'nda bir tek iğde ağacı vardır. Mustafa Kemal, her gün o ağacın önünden geçerken arabasını yavaşlatır ve ağacı selamlar. Soluduğu havanın, yediği meyvenin, sığındığı gölgenin neferidir bu yaşlı iğde. Bir gün yine aynı seramoni gerçekleşecektir ki ağacın yolu genişletmek için kesildiğini öğrenir. "İğde yaşlanmış ve çelimsiz bir ağaçtı. Fakat yaşıyordu. Baharda güzel kokular veriyordu" diye sızlanır, "Bunun başka bir yolu yok muydu, hiç olmazsa bana sorsaydınız, bir çare bulurdum mutlaka" der. Otomobiline biner ve hüngür hüngür ağlar.

Bir tek iğde ağacı için!..

Yıllar sonra yüreği doğa sevgisiyle dopdolu bir şair, benim de hemşeri olmaktan onur duyduğum Tahsin Şentürk, bu hikayeyi beş dizeye sığdırır:

"Kesilen bir iğde ağacı için / uykuların kaçmış / cezamız ağır ulu Atam / ormanlar tükenmiş de /kılımız kıpırdamamış."

***

Falih Rıfkı Atay'ın "Babamız Atatürk"te Çankaya Köşkü'nün bahçesiyle ilgilenen bir memurdan aktardığı anı daha da çarpıcıdır:

"Bahçeyi dolaşıyorduk. Çok ihtiyar ve geniş bir ağaç Atatürk'ün geçeceği yolu kapıyordu. Ağacın bir yanı havuz, bir yanı dik bir yokuştu. Atatürk ağaca yaslanarak güçlükle karşı tarafa geçti. Atıldım,

- Emrederseniz hemen keseyim efendim, dedim.

Yüzüme baktı:

- Sen hayatında böyle bir ağaç yetiştirdin mi keseceksin, dedi."

***

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Dönemin Tarım Bakanı Tahsin Coşkan anlatıyor:

"Yıl 1925. Paşa bir gün:

- Gel seninle yeni satın aldığım araziye gidelim, bir konuda fikrini almak istiyorum, dedi.

Gösterdiği alan, ortada sadece bir ahlat ağacının bulunduğu, çorak, bozkır bir alandı. Bana:

- Ne dersin, buraya tüm masraflarını cebimden ödemek suretiyle bir orman çiftliği kurmak istiyorum, dediğinde,

- Aman Paşam, buranın ıslahı ya sizin paranızı tüketir ya da zamanınızı yitirir, dedim.

Bana uzmanlarla görüşüp bir rapor hazırlamamı söyledi. Bir süre sonra uzmanların 'olmaz' imzalı raporunu Paşa'ya götürdüm. Okudu, gülümsedi ve raporun kenarına bir şeyler yazıp bana verdi. Kağıdın üzerinde tüylerimi diken diken eden şu sözler yazılıydı:

'Burası vatan toprağıdır, kaderine terk edilemez.'"

***

Bugün Kaz Dağlarında, Murat Dağında, Cerattepe'de, Munzur'da verilen mücadelenin özü budur!..

Kaz Dağları vatan toprağıdır, emperyalizme teslim edilemez...

Kaz Dağları sincabı da yalnız değildir!..