Bursa
Parçalı Bulutlu
17.9°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Kaçakla mücadele mi parti içi güç savaşı mı?

12 Kasım 2019 Salı, 09:17

Öncelikle kaçak yapılaşmayla ilgili tutumumu net bir şekilde ortaya koyayım:

Kent suçudur ve kesinlikle izin verilmemelidir!

Bu sadece benim bireysel tutumum değil, naçizane yöneticisi olduğum, enBursa.com'un da yayın politikasıdır.

Hiç kuşkusuz, Bursa'da aylardır tartışma konusu olan Hasanağa'daki villa için de aynı tutum geçerli. Villanın Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'e ya da Erdem'in arkadaşının kardeşine ait olması sonucu değiştirmez. Ortada yasal olmayan, kaçak göçek bir durum varsa şeriatın kestiği parmak acımaz!..

İşin görünen kısmı budur ve son derece nettir! Ancak önemli olan, işin görünmeyen kısmıdır ve maalesef o kısım son derece fludur! Gazetecinin görevi o fluluğu netleştirmek, bunun için de soru sormaktır.

Rahmetli Necmettin Erbakan'ın deyişiyle, "bir kısım medya"nın aylar önce "İmarsız alana villa yaptırdı, onlarca ağacı katletti" manşetleriyle haberleştirdiği villa, iktidarın "İmar Barışı" diye yutturduğu af yasasına dayanarak, 28 Ağustos 2018 tarihinde yapı kayıt belgesi almış. Kimden? Çevre ve Şehircilik Bakanlığından... Tabii, yapı kayıt belgesi ruhsat anlamına gelmiyor. Bir yapının 'İmar Barışı'ndan yararlanabilmesi için 31 Aralık 2017'den önce inşa edilmiş olması şart. Eğer yapı o tarihten sonra yapılmış ise ve bu durum da belgelenmişse aftan yararlanamıyor.

Buraya kadar her şey net. Ancak bundan sonrası flulaşıyor. Diyor ki İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Albayrak:

"Bursa'da bu durumda olan, hatta yasadan yararlanmak için hala yapımı devam eden çok sayıda yapı olduğunu biliyoruz ve hepsinin yıkılması gerektiğini düşünüyoruz."

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Sözcüsü Osman Ayradilli de "Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde bulunan benzer dosyaların akıbetini merak ediyoruz" diyor.

O halde soru şu: "Nasıl olsa imar affından yararlanırız" diye, sağa sola kaçak inşaat yapanlar, yapmaya devam edenler kimler; o inşaatlar nerede; onlar ne zaman yıkılacak ya da yıkılacak mı?

Nilüfer Belediyesi, Hasanağa'daki villanın gündeme gelmesinin ardından konuyu Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sordu, Bakanlık'tan yıkım yönünde görüş gelince Nilüfer Belediye Encümeni kararı aldı, yapı sahibine tebliğ etti. Yıkım için yapı sahibine tanınan 15 günlük yasal süre 13 Kasım'da doluyordu ve bu sürenin ardından yıkımı Nilüfer Belediyesi yapacaktı. Üstelik konuyla ilgili olarak Büyükşehir Belediyesi ile Nilüfer Belediyesi arasında gereken yazışmalar da yapılmıştı. Buna rağmen yıkıma başlamak için Nilüfer Belediyesi de beklenmedi, 13 Kasım tarihi de...

Normalde anlı şanlı yerel/ulusal medya kanallarının, haber ajanslarının bizzat davet edilmesi gereken yıkıma sessiz sedasız başlandı. Yıkım enBursa.com aracılığıyla haber olunca da durumu kurtarmak için "evlere şenlik" bir açıklama yapıldı.

Neden "evlere şenlik" bir açıklama?

Çünkü...

İlk paragrafında, 30 Temmuz 2019 tarihinden bu yana konuyla ilgili yapılan tüm yazışmaların anlatıldığı açıklamanın ikinci paragrafı, "Kaçak olduğu tespit edilen bina ile ilgili hiçbir işlem yapılmaması üzerine..." diye başlıyor ve bina sahibine taşınır malların tahliyesi için 13 Kasım'a kadar süre verildiği belirtiliyor.

Kime neyin süresini veriyorsunuz? Zaten adamlar kararı almış, tebligatı yapmış, yıkım için yasal sürenin dolmasını bekliyor!

Evet, o süre çoktan belliydi ve Büyükşehir'in açıklamasından saatler önce bizzat Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem tarafından şöyle deklare edilmişti:

"Kararı uygulamak için yargının mülk sahibine verdiği sürenin dolmasını bekliyorduk. Süre 13 Kasım'da bitiyordu. Bittiği gün biz zaten yıkacaktık."

Büyükşehir açıklamasına göre, yıkım başlamamış! Yıkımı yapılan bahçe (istinat) duvarı taşınır mal sınıfına girmediği için yıkılmış! Acaba o koca bina nasıl taşınır mal sınıfına giriyor? Açıklamayı kaleme alanlar, keşke bunu da izah etselerdi. Taşınır taşınmaz diye kafa karıştırmaya çalışmak yerine "Amacımız 'gözdağı vermekti, biz buradayız demekti, 2 gün sonra yıkmazsanız biz yıkarız' mesajı vermekti" demek daha yakışık almaz mıydı? Üstelik Bursa Büyükşehir Belediyesi ve iktidarıyla muhalefetiyle Büyükşehir Belediye Meclisi, kaçak yapılaşmaya karşı topyekün mücadele kararı almışken, hayata geçirilecek kararları oy birliğiyle almışken...

İşte bu çerçevede Büyükşehir Belediye yönetiminin gerçekten uygulaması gereken bir kararı mı hayata geçirdiği, yoksa birilerinin zorlamasına ya da baskısına boyun mu eğdiği, kocaman bir soru işareti!..

CHP cephesi gelişmeleri "siyasi şov", "işgüzarlık", "rol çalmak" gibi deyimlerle özetliyor. Peki, AK PARTİ cephesi neden bu tepkilere tek satır yanıt vermiyor? Yoksa o kaçak villaya kimi AK PARTİ'li yöneticiler de imzalarıyla harç mı koydu?

Acaba, olabildiğince uyumlu çalıştıkları gözlenen Büyükşehir ve Nilüfer belediye başkanları, iktidar içindeki güç savaşına kurban mı ediliyor?

Acaba, yıkım ekiplerinin Hasanağa'da olduğu saatlerde, AK PARTİ'den "Kongre öncesi bazı il ve ilçe başkanları görevden alınacak, istifa edecekler" diye açıklama yapılmasının zerre kadar anlamı yok mu?