Bursa
Parçalı Bulutlu
28.5°
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

İşte Tatlıoğlu'nun seçim sistemi önerisi

27 Mayıs 2020 Çarşamba, 22:37

Koronaydı, buhrandı, darbeydi, çav bella'ydı, kiralık vekildi... derken, döndük dolaştık yine siyasi partiler ve seçim yasasına geldik. Bütün bu tartışmaların odağında yer alan erken seçim sözünü de önümüzdeki günlerde çok daha fazla duyacağız sanki... Hele hele Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "... yarından tezi yok, yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz" açıklamasından sonra...

Pandemi gibi olağanüstü durumların ardından her alanda değişimin yaşanacağı genel kabul gören bir düşünce. Ancak değişimin mutlaka bir gelişimi ifade etmeyeceğini, değişimin ileri yönlü olabileceği gibi geriye doğru götürebileceğini de unutmamak gerek.

Bakalım, Cumhur İttifakı ortaklarından nasıl bir teklif gelecek Meclis'e ve o teklif nereye götürecek memleketi? Değişiklik sadece "siyasal etik" başlığıyla mı sınırlı kalacak, yoksa yıllardır konuşulup duran istikrarı gerçekten demokratik anlamda sağlayacak bir teklif mi olacak? Baraj düşecek mi, seçim sistemi nasıl şekillenecek?

***

Hatırlarsınız, 2018'de İYİ Parti dirileşince seçim kapıyı çalmış, 3 ay içinde de sandık başına gitmiştik. Şimdi koronadan sonra Gelecek ile DEVA da uç vermeye başlarsa tarih tekerrür eder mi?

Eder mi eder!..

Oysa milletin derdi her zaman olduğu gibi seçim değil, geçim... Zira krizin başlıca göstergesi sayılan işsizlik aldı başını gidiyor. Türkiye'de Şubat 2020 itibariyle 4 milyon 228 bin "resmi" işsiz var. Bir yıl önceye göre, işsizlik oranı yüzde 13.6.

Sadece bizim sorunumuz da değil işsizlik: Uluslararası Çalışma Örgütü'nün yılbaşındaki küresel tahmini, ilave 2.5 milyon işsizdi. Koronavirüs geldi, bu tahmin mart sonu itibariyle ilave 25 milyona çıktı. Nisan sonu tahmini ise tam anlamıyla dehşet verici bir rakamdı: İlave 305 milyon!..

***

Geçenlerde, aynı zamanda üniversiteden hocam olan, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Prof. Dr. İsmail Tatlıoğlu ile "enBursa.com" canlı yayınında konuştuk.

Dedi ki Hoca: "Televizyonlara bakın, işsizlik konuşuluyor mu? Ne olacak bu işsizlik? 3 milyon 150 bin KOBİ, ne kadarı ayakta kalacak, konuşuluyor mu? '250 bin işletmeciye kapat git' demişiz, ne kadarı yeniden açılabilecek? Kaç milyon insanımız açta, açıkta kaldı? Konuşuluyor mu bunlar, yok! Ne konuşuluyor? Sen hainsin, yok sen daha hainsin, yok yok en hain sensin, yok senden daha hain olmaz... Bu milletin 5 milyon-10 milyon oy verdiği partileri en yüksek yerden hainlikle suçlayan bir dille siyaset götürmeye çalışmak Türkiye'yi yormaktan başka ne işe yarıyor?"

***

Yeri geldi sordum ben de: "Hocam, bu tür yorgunlukların ardından Türkiye'de genelde sandık kurulur. Bir erken seçim var mı kapıda?"

Tatlıoğlu, önce ekonomist kimliğiyle şu değerlendirmeyi yaptı:

"Seçimi geciktirmek de seçimi gerektiğinden erken yapmak da maliyetleri yükseltmektir, toplumsal kaynakları istismar etmektir!.."

Eyvallah, durup dururken seçim konuşmak adeta zamanı durdurmaya benziyor. Zaten hep bir şeylerin olup bitmesini beklediğimiz memlekette seçim demek; hele şu bahar gelsin, bahar gelip çatınca hele şu yaz bir geçsin, sonra da hele bir yeni yıl gelsin demekle eşdeğer. Ama o bekleyiş sürecinde toplumsal dinamik boş durmuyor.

"Seçimin konuşulması, toplumsal ihtiyaçların varlığındandır. Seçimle ortaya çıkmış siyasal karşılıkların artık mevcut olmayışındandır" diyor Tatlıoğlu ve politik bir gerçekliğe işaret ediyor:

"Cumhur İttifakı seçim talebinde bulunmaz. Henüz önlerinde 3 yıl var. Eğer bu 3 yılda toplumsal talep büyürse o ayrı. Ama bugünden itibaren görüyoruz ki çok ciddi bir arayış söz konusu. Şu an itibariyle bir seçim demek, Cumhur İttifakı'nın kaybı demek. Seçim kazanması açık bir ihtimal gözükmüyor. Seçime gidişin önünü açacaklarını düşünmüyorum, ama endişeleri şu: Sonbahara doğru toplumsal talep daha fazla seçim isteyecek, seçime yönelecektir."

Başka deyişle, muhalefet istediği kadar erken seçim desin, seçim kararını Cumhur İttifakı alacak!

***

Seçim öyle ya da böyle gelecek, gelecek ama yeni seçim nasıl bir sistemle yapılacak? Tatlıoğlu'nun seçimden daha fazla önem verdiği konu bu oldu:

"Seçim sistemini sık sık değiştirmek otoriter yönelimli ülkelerde olur. Rakibi bloke edecek, rakibi sınırlandıracak, Meclis'e sokmayacak sistemler bulmaca gibi döner durur. Bunları kim yapmış kim düşünmüşse hep kaybetmiştir. Bütün bu güçler er ya da geç kaybeder. Çünkü toplumsal talep büyük bir sel gibidir, hiçbir bent tanımaz. Toplumsal talep engellenemez."

İstikrarın temel koşulu da buydu. Tatlıoğlu'nun deyişiyle "Ülkenin bir siyasi partiler ve seçim kanunu olur ve bunlar istikrarlı yürürdü."

Hoca, tüm içtenliğiyle mevcut seçim sisteminin sıkıntılı olduğunu, Meclis'in, kendisi dahil atama milletvekilleriyle doldurulduğunu ve milletvekili seçiminin toplumsal taleplerle kopuk olduğunu söyledikten sonra önerisini dile getirdi:

"Dar bölge tercihli seçim sistemi isterim. Gerekirse farklı partilerden isimler seçeyim. Bursa, 2 bölgede 20 milletvekili çıkarıyor. 10 milletvekili seçeceksem, A partisinden 5 kişiye, C partisinden 3 kişiye, D partisinden 2 kişiye oy vereyim, partiye değil isme oy vereyim. Türkiye'nin eğitim seviyesi artık buraya geldi."

***

İktidar yeni bir gönül seferberliğine başlarken, kısıtlı günlerde teknolojiyi kullanarak, kısıtsız günlerde bizzat sahaya ineceğini açıklarken, muhalefet ne yapacaktı peki?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in salgın öncesi başlattığı yurt gezilerini hatırlattı Tatlıoğlu ve tarih verdi:

"Akşener, en geç ağustos itibariyle yeniden sahada..."