Bursa
Çok Bulutlu
22.3°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

İlker Başbuğ aslında ne söylemişti?

13 Şubat 2018 Salı, 20:03

Önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kükredi:

"Siyaset beka mücadelesini konuşmayacaktır da neyi konuşacaktır?"

Ardından da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Az önce duydum" deyip, ötesini berisini araştırıp soruşturmadan, verdi veriştirdi:

"Gerekli cevabını alacak, böyle bırakılamaz, yazıklar olsun!"

Başbakan Binali Yıldırım da durmadı tabii:

"Afrin'i siyaset konuşmayacak da balinaların, yunusların, kaplumbağaların geleceğini mi konuşacağız?"

Eee...

"Asker çatışırken, şehit olurken 'yok siyasiydi bilmem ne', bu konuların tartışılma zamanı değil" diyerek, siyasilerin bam teline basan adam, bu ağır tepkiyi hak etmişti doğrusu!..

Zira kendisi göbeğini kaşıyan adam değildi, balon kafa hiç değildi.

Kendisi Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Genelkurmay Başkanı'ydı.

Boru değildi yani...

Ve fakat, liderlerden ardı ardına gelen tepkiler bana pek bir anlamsız geldi. Üstelik yandaş candaş kanallar bile henüz 6 gün önce, Başbuğ'un sözlerini "Kılıçdaroğlu'na ayar verdi" başlığıyla ekranlarına taşımışken... Zira İlker Başbuğ, eleştirilen açıklamasını tam 6 gün önce yapmıştı. 6 gündür gıkını çıkarmayan siyaset, tam da Meclis'teki şov gününde, "mal bulmuş mağribi" gibi sarıldı söz konusu açıklamalara...

Ama ne öncesinden söz ettiler ne sonrasından, ne de gerçekten Başbuğ'un ne söylediğinden...

Onları buraya aktaralım da bugünden geriye farklı bir kayıt kalsın... İşin doğrusunu da bir kenara not düşmüş olalım.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Adıyaman'da, gazetecilerin soruları üzerine Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin bir değerlendirme yapıyor. İşte açıklamalarının ana hatları:

Bir...

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Afrin'e yapmış olduğu harekat zorunlu bir harekattır."

İki...

"Bu harekattan Türk Silahlı Kuvvetleri başarıyla çıkacak, bundan kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın."

Üç...

"Bu harekatta özellikle iki durum çok önemli: Birincisi harekattan en az zayiatla çıkmak. İkincisi masum insanlarla teröristleri ayırt etmek."

Dört...

"Sabırlı olacağız. Bu sınır ötesi harekatlarda karşılaşılan durumdur. Bir süre geçtikten sonra 'işte harekatı bitirin; yok, çıkın', bunlar hep yaşanan olaylardır, söylenir bunlar. Siz planladığınız şekilde, bunlara biraz kulaklarınızı tıkayarak, ama oradaki sivil halka zarar vermeden, Mehmetçiklerimizin, askerimizin, subayımızın, astsubayımızın canlarını koruyarak, bu harekat planlandığı gibi yapılacak."

Beş...

"Bu konuşmalar her zaman olur. Orada Mehmetçik şu anda çatışıyor, bak çatışıyor orada, askerimiz çatışıyor, şehit oluyor. Şimdi asker çatışırken, şehit olurken, 'yok siyasiydi bilmem ne', bu konuların tartışılma zamanı değil ya. Bırakalım şimdi, orada asker görev için çatışıyor, şehit oluyor, kanını akıtıyor. Şimdi bu olaylar olurken böyle konuların gündem gelip tartışılmasını ben doğru bulmuyorum."

Var mı bu açıklamalarda, "siyasete alet tartışması" başlatacak bir unsur?

Elinizi vicdanınıza koyun ve Başbuğ'u neden hedef tahtasına koyduğunuzu açıklayın!

Yoksa siyasi bir emeliniz mi var?