Bursa
Açık
18.5°
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Hem kümelik, hem rezillik!

27 Aralık 2019 Cuma, 01:16

Bundan yaklaşık 4 ay önce, ta 17 Ağustos'ta yazmışım. "Bursaspor mu kaybetti, yoksa Bursa mı?" diye sormuş ve şöyle bağlamışım yazıyı:

"Bursaspor yönetimi, teknik ekibi, futbolcuları ve sağduyulu taraftarları ellerinden gelen çabayı göstermektedir. Ancak Bursa'nın temel dinamikleri Bursaspor'u açıkça yalnız bırakmaktadır."

***

İşte o yalnızlık dün ardı ardına iki önemli gelişmeyi beraberinde getirdi. Önce Tahkim, silinen 3 puan için yapılan itirazı reddetti, birkaç saat sonra da Bursaspor'a destek amacıyla yapılması kararlaştırılan TV yayını iptal edildi.

Hatırlayacaksınız, Bursaspor taraftarları 18 Aralık akşamı "Şehri Müdafaa" sloganıyla bir yürüyüş yaptı. O gün Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, yanında Bursaspor Başkanı Mesut Mestan da olduğu halde Bursa Valisi Yakup Canbolat'ı ziyaret etti. Ziyaretin gündemi "Bursaspor'a Destek Kampanyası"ydı. İki gün sonra da Vali Canbolat ve Başkan Aktaş'ın çağrısıyla şehirdeki belediye başkanları, iş dünyası temsilcileri, STK'lar vs... toplandı.

Daha doğrusu toplanamadı...

O toplantıda Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanı vardı ama işin asıl sahipleri ve işi sahiplenmesi gerekenler yoktu. Ne Bursaspor Başkanı geniş kapsamlı istişare toplantısına katıldı, ne de cebinde akrep olduğu artık açıkça görülen iş dünyasının ağababaları... Lütfetmişler, vekillerini göndermişlerdi toplantıya...

İşte o toplantıda alınan karar uyarınca, Bursaspor'a destek amacıyla yapılması planlanan TV yayını, organizasyona saatler kala iptal edildi.

***

Kamuoyunun saatler süren açıklama beklentisi ancak gece yarısına doğru Büyükşehir Belediye Başkanı Aktaş'ın açıklamasıyla giderildi. Uzun açıklamanın can alıcı tek bir bölümü vardı:

"... destek talep edilen iş adamlarının bireysel gerekçelerinden ötürü kampanyaya istenilen katkı sunulamaması sebebiyle, mali destek tablosunda arzu edilen noktaya ulaşılamamıştır..."

Bu cümlenin Türkçe meali şudur:

"Varlıklarını; varsıllıklarını esas itibariyle Bursa'ya borçlu olan, Bursa sayesinde bir yerlerden başlayıp şehrin egemeni haline gelen, nerede rant varsa orada saman altından su yürüten - belki daha önceleri Bursaspor'a katkıda da bulunan iş dünyası, artık Bursaspor gerçeğini açıkça reddetmektedir. Her birinin bireysel gerekçeleri farklı olabilir, ama öz itibariyle ortak görüşleri 'Verdiğimiz yeter' noktasıdır."

***

Hiç mi haklılık payları yok?

Elbette vardır, vardır da gün o gün değildir! Gün herkesin elini taşın altına koyması gereken gündür. Elbette en büyük görev de 40 bin üyeli Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'na düşmektedir. Oysa BTSO, böyle sancılı bir dönemde Bursa'yı, Bursaspor'u vezir edeceği yerde rezil etmektedir.

"Girmeyelim bu işe, elimize yüzüme bulaştırırız, memlekete rezil oluruz TV ekranında" demekle; kararı alınan, teknik altyapısı hazırlanan, tanıtımı ve duyuruları gerçekleşen bir organizasyonu iptal etmek, ettirmek aynı kapıya çıkmaz mı? Hatta bu daha büyük bir rezillik değil midir?

***

Bizim Doğrucu Davut'un da geçenlerde yazdığı gibi Bursa'nın meselesi "variyet" değil, "basiret"tir. Ne yazık ki Bursaspor da basiretsiz ellerdedir.

Yaşanan bunca rezillikten sonra "Biz önce Allah'a, sonra gerçek Bursaspor taraftarına inanarak yola çıktık. Komada olan sevdamız, takımımıza sahip çıktık. Yapılamaz denilenleri yaparak, bugünlere geldik. Sezon sonu da inşallah Süper Lig'de olacağız." diye açıklama yapmak basiretsizlik değil de nedir?

***

Yalnız Bursaspor Başkanı Mestan'ın bir noktada hakkını yememek lazım. Zira bu iş artık gerçekten Allah'a kalmıştır.

Ta 17 Ağustos'ta yazdığım gibi, bu da bir tercihtir, ama bedeli yarın çok daha ağır olacak bir tercih...