enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Gazeteci nasıl manşet atar ya da şahken şahbaz olmak!

14 Mayıs 2019 Salı, 14:12

Uzun süredir aklımdaydı bu yazı. Zira zaman zaman enbursa.com'da yayımlanan haberlere ve özellikle de o haberlere attığımız başlıklara, habere konu olan kişi ya da kurumlardan tepki gelebiliyor.

Peki, başlık nasıl atılır, gazeteci nasıl manşet atar?

Ben sorunun yanıtını Gazeteci Hasan Yılmaer'in (*) anılarında buldum. Bakın başlık atmayı nasıl öğrenmiş Yılmaer:

"... insan bazı tarihleri unutmadığı gibi bazı kişileri de unutmaz. Tasvir gazetesinde istihbarat şefim vardı. Sonraları hem patronum hem son derece yakın dostum olan Kadri Kayabal, o benim istihbarat şefimdi. Ama onun ötesinde sekreterin Necdet Baytok. Çok çok şey öğrendim kendisinden. Rahmet olsun, Turhan Aytul'la birlikte çalışıyorduk. Bize harf saydırırdı. 'Yahu bu da sayılır mı eşit olması için' derdik. Ama bana hiç unutmadığım birtakım mesleki kuralları öğretmiştir; mesela başlık atma. Nasıl başlık atılacağını iki anekdotumla söyleyebilirim. 'Mümkün olduğu kadar kısa ve olayı bitirecek bir şekilde anlatırsın başlıkta' demişti.

(...)

İlk şunu örnek vermişti: 'Bir arabada gidiyorsun, burada da bir araba yanına geldi, durdunuz. Burada bir tanıdık var, 'Ne var ne yok?' diye sordu. Senin o sırada baban ölmüştü. Ne dersin? 'İşte, babam biliyorsun hastaydı da, hastanede yattı da' diye uzatmak için vakit yoktur. 'Babam öldü' dersin. 'İşte başlık budur' demişti. İki; Mısır'da ihtilal olup da Kral Faruk devrildi ve General Necip cumhurbaşkanı, devlet başkanı oldu. Ona yetkiler verdiler. Savaş çıkarma, barış yapma, bütün yetkileri verdiler ve bu bir haber. Haberi hazırladım, başlık atacağım. Bir türlü başlığı sığdıramıyorum. 'Mısır'da General Necip'e harp ve sulh yetkisi verildi' gibi bir başlık attım. Rahmetli Necdet (Baytok) ağabey dedi ki: 'Yazdığın başka şeyler de yok mu? Niye öyle yazdın?' dedi. 'Yazsana 'Necip diktatör oldu' diye." (**)

İşte başlık böyle atılır!

Bu yüzden de örneğin, eskiye geçmiş, indirime güncelleme, kirliye temiz, aka kara... denemez. Örneğin sıkışan trafiğe, dökülmeyen asfalta, tıkanan kanalizasyona, kirli havaya, kaçak göçek inşaata, akmayan suya, haksız yere alınan haraca, adam kayırmacılığa...övgü düzülemez.

Evet, atılan kimi başlıklar bazı kişi ya da kurumları rahatsız ediyor. Ama biz biliyoruz ki asıl rahatsızlık, o başlıkların gerçeği yansıtmamasından değil, art niyeti ortaya çıkarmasından kaynaklanıyor. Kraldan fazla kralcıların, şahken şahbaz olduklarını yüzlerine vuruyor.

31 Mart yerel seçimleriyle birlikte Bursa'da yeni bir dönem başladı. Seçim öncesinde ve seçim sonrasında kimileri gibi sağa sola yalpalamadık. Elimizden geldiğince gazeteciliğin gereğini yapmaya çalıştık. Hele hele, aman, pastadan bir dilim de biz kapalım, çabasında olmadık.

Ne güzel söylemiş Nesimi:

"Rızkımı veren hüdadır, kula minnet eylemem."

_______

(*) Hasan Yılmaer, 1929'da İstanbul'da doğdu. Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Gazeteciliğe 1945'te Tasvir gazetesinde başladı. Son Saat, Milliyet, Yeni İstanbul, THA ve Güneş'te çalıştı. Hürriyet Haber Ajansı Genel Müdürlüğü ve Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Danışmanlığı görevlerinde bulundu. Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanlığı yaptı. Son olarak Dünya Gazetesi Yayın Danışmanlığı görevini üstlendi. "Dünyada Basın Sendikaları ve Toplu Sözleşme" adlı kitabı bulunuyor. 2013 yılında hayata veda etti. Evli ve iki çocuk babasıydı.

(**) Suat Gezgin-Veli Polat-H. Esra Arcan, Türkiye Sözlü Basın Tarihi-Cilt II, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Basım, Temmuz 2016, s. 321-322.