Bursa
Parçalı Bulutlu
8.6°
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

EYT'lilerin örgütlenme özgürlüğü nasıl engelleniyor?

24 Ocak 2020 Cuma, 20:29

Hukukçular örgütlenme özgürlüğünü kısa ve net bir biçimde "bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kendilerini temsil eden bir toplu teşekkül oluşturarak bir araya gelmeleri özgürlüğü" olarak tanımlıyor.

Örgütlenme özgürlüğü, hem uluslararası belgelerde hem de Türk hukukunun ana metinlerinde yer alıyor. Örneğin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü" başlıklı 11. maddesinde, "Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir" diyor. Tıpkı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 33. maddesinde "Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir" dendiği gibi...

Emeklilikte yaşa takılanlar da (EYT) bir süredir hukukun kendilerine verdiği bu izinle dernekler kuruyor. Bildiğim kadarıyla şu ana kadar 20 dernek resmen kurulmuş durumda. 7-8 tanesi de yolda. Türkiye'nin dört bir yanındaki dernekler önce 3 ayrı federasyon oluşturacak. Marmara, Ege ve İç Anadolu EYT federasyonları kurulacak. Ardından da 3 federasyon EYT konfederasyonuna dönüşecek. EYT bu yapısıyla adeta emek kesiminin çatı kuruluşuna dönüşecek. Zira EYT'liler arasında işçi de var memur da... EYT'liler arasında Türk-İş üyeleri de var, DİSK üyeleri de, Hak-İş üyeleri de...

Evet, EYT'liler dernekleşiyor. Bu yönüyle örgütlenme özgürlüğünün kullanımı bakımından bir sorun yok gibi görünüyor. Ancak kazın ayağı hiç de öyle değil. Zira derneği kurmakla iş bitmiyor. O derneğin kendisini tanıtması, aynı sorunları yaşayan kişilere ulaşması, o kişileri aynı çatı altında buluşturmaya dönük faaliyetleri de örgütlenme özgürlüğü kapsamında. İşte EYT dernekleri açısından sorun, daha doğrusu engelleme işte tam bu noktada başlıyor.

EYT'liler örgütlenme özgürlüğünü bulundukları şehirlerin meydanlarında, caddelerinde stand çalışması yaparak kullanmaya çalışıyor. O standlarda hem bilmeyenlere EYT'yi anlatıyor hem de üyelik çalışması yapıyor.

Tabii yerel yönetimler izin verirse...

Örneğin, Ankara Valiliği bugüne kadar yapılan tüm başvurulara olumsuz yanıt vermiş. Oysa aynı kurum 4447 sayılı yasanın 20'inci yılında, 8 Eylül 2019'da Başkent'in göbeğinde on binlerce kişinin katıldığı bir miting yapılmasına onay vermişti.

Bir başka dikkat çekici örnek Çorum... Çorum Belediyesi'nin red kararını Valilik kanalıyla zorlayan EYT'liler, neyse ki amaçlarına ulaşmış. Valilik onay verince belediye de "He" demek zorunda kalmış.

Şehir şehir uygulamalar da farklılık arz ediyor.

Örneğin Bursa'da bu işlere Valilik sadece emniyet açısından bakarken, izin makamı belediyeymiş. Nilüfer'de, Mudanya'da stand açabilen EYT'liler şehrin merkezinde izin alamamış.

Başvurulara yanıt: "Uygun bulunmamıştır."

Gerekçe, yok!

Oysa örgütlenme özgürlüğünü tanımlayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de Anayasa da hakkı sadece belli koşullarla sınırlıyor:

  • Ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması,
  • Kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi,
  • Sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması.

Korkmayın EYT'liler!

Ulusal güvenlik ya da kamu güvenliğini tehdit etmiyorsunuz, kamu düzenini bozmuyorsunuz, yaptığınız ve yapmak istediğiniz suç değil, stand açarak toplum sağlığını olumsuz etkilemiyorsunuz, hele ahlaksızlık hiç yok, stand açtığınız yerlerde başkalarının hak ve özgürlüğüne halel getirdiğiniz de görülmüş şey değil.

E, diyeceksiniz o zaman niye izin verilmiyor?

EYT'lilere "off the record" verilen bilgiye göre, bu tür çalışmalara yukarısı onay vermiyormuş da ondan...