Bursa
Çok Bulutlu
26.6°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Eserinizle övünün!

26 Aralık 2017 Salı, 12:33

Aslına bakarsanız, Doğanbey olayı, Bursa'nın sorunu olmaktan çıkmış, TOKİ sakinlerinin sorunu haline gelmişti. Yıllar süren sıkıntıların ardından iyi kötü evlerine girenler, yaşadıkları asansör sorununa bile çözüm bulamıyor; çözüm bulmayı bırakın, seslerini bile duyuramıyordu.

Ta ki Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığının el değiştirmesine kadar...

Başkan Alinur Aktaş'ın açıklamalarını baştan sona doğru hatırlayalım...

6 Aralık'ta acil eylem planını açıkladı Aktaş...

"Yüksek katlı başka binalar da var, ama (Doğanbey) Ulucami, Kapalı Çarşı, Uludağ'ın görüntüsünü kesmesi nedeniyle 'şehrin böğrüne saplanan hançer' gibi olduğu için sıkıntılı bir konu. Bu konuda da bir şeyler yapmayı arzu ediyorum. Kafamda bazı şeyler var, ama Cumhurbaşkanımızla özellikle istişare edeceğiz."

Acil eylem planında Doğanbey yoktu, ama "kafada bir şeyler" vardı. Herhalde "turbun büyüğü heybede" diye düşündüm.

20 Aralık'ta Kent Konseyi üyeleriyle buluştu Aktaş...

"Cumhurbaşkanımızın, görevi vermesinden sonra ilk ifadesi, 'Ya Allah aşkına, şu Bursa'daki kentsel dönüşüm rezaletine son verin' dedi" sözleriyle, ilk ağızdan aldığı talimatı açıkladı...

Turbun büyüğü gerçekten heybedeydi. Üstelik umulandan daha büyüktü.

Ve son olarak da Aktaş'ın 21 Aralık'taki Büyükşehir Belediye Meclisi'nde yaptığı açıklama geldi:

"Mülk sahiplerinin rızaları olmadan ruhsatlı, tapulu binalarını nasıl alabiliriz? Böyle bir şey mümkün müdür? Bizim olmazsa olmaz önceliklerimizden bir tanesi değil. Görsel anlamda kötü bir algıya neden olduğu için konuyu tartışıyoruz."

Sizi bilmem, ama ben bu son açıklamayı duyunca "Haydaaa" dedim, kendi kendime. Ne oldu şimdi? Hani kafada bir şeyler vardı. Hani Cumhurbaşkanı, "Son verin şu rezalete" demişti.

Üstelik rezaletten kasdı sadece Doğanbey değil, Büyükşehir Belediyesi'nin yürüttüğü tüm kentsel dönüşüm uygulamalarıydı. Zira iktidar cephesinden, ne Osmangazi'deki ne Yıldırım'daki dönüşüm uygulamalarına ilişkin bir yakınma duymadık. O halde rezaletin nedeni 0.50 emsal artışı uygulamasıydı.

Rezalete son verilecekti ve görev de Başkan Aktaş'ındı. Ve fakat ne dedi Aktaş?

"0.50 emsal ile alakalı süreç Bakanlığın belirlediği şekilde devam edecek!"

Peki Bakan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, ne dedi, henüz geçen hafta Meclis Genel Kurulu'nda?

"Durduğu yerde yoğunluk arttırarak iş yapmak kentsel dönüşüm değil. Kat yüksekliği vererek yarısı müteahhit yarısı vatandaşa kentsel dönüşüm değil. Vatandaşı yerinden çıkarıp, bir yere götürüp boşalttığı yeri büyük iş merkezlerine satmak asla doğru bir hareket değildir. Bütün bunların tek temel prensiplerini yazdık."

Nokta atışı, Bursa'yı anlatıyordu!..

Oysa 25 Ağustos 2017 tarihindeki Bursa ziyaretinde ne söylemişti?

"İki ile yetki verdik. Birisi İstanbul, diğeri Bursa. İstanbul'a yetkiyi bırakırken 'Hiçbir yoğunluk artışı yapılmaksızın bina bazlı dönüşümlerde siz yetkilisiniz' diye yetki verdik. Ama Bursa'da biraz daha özel hassasiyetini gözeterek, başkanımızın da isteği ve talebiyle '0,50'ye kadar emsal artırılabilir' dedik. Bu konuda müthiş çalışmalar yaptık. Bakanlar Kurulu'ndan geçti, ekonomik kurullardan geçti. Sene sonuna kadar bunu inşallah yasalaştıracağız."

Acaba ne oldu da 3-4 ayda düşüncesi değişti Bakan Özhaseki'nin?

Bana kalırsa, bu kentsel dönüşüm işinde iktidarın kafasında bir şey yok, ama kafaları fena halde karışık. Hani kafasında 40 tilki dolaşır, kırkının da kuyruğu birbirine değmez, denir ya. Burada tam tersi, kafada 40 tilki, kırkının da kuyruğu birbirine dolanmış! Baksanıza, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere herkes yatay büyümeden söz ediyor, ama dönüp şehirlere bakıyorsunuz, İstanbul'a, Ankara'ya, Bursa'ya bakıyorsunuz, dikey büyümenin alası karşınızda...

İşte bu noktada ister istemez samimiyet sorgulaması giriyor devreye...

Madem turbun büyüğü heybede değildi, madem Doğanbey önceliğiniz değildi, ne diye umut verdiniz bu kente?

O binaların oraya birer birer dikildiğini herkes gördü. Osmangazi'nin ve Büyükşehir'in eski başkanı Recep Altepe gördü; yıllardır Büyükşehir Belediye Meclis üyesi olarak Alinur Aktaş gördü; cümle partililer gördü; iktidar gördü, muhalefet gördü; bakanlar başbakanlar gördü; TOKİ görmekle kalmadı bu işin bizzat mimarı oldu. Ve TOKİ'nin mimarı, Şehreküstü Meydanı'nda defalarca miting yapan Cumhurbaşkanı gördü.

Hani Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyaset literatürüne kazandırdığı bir deyiş var ya...

"Hepiniz oradaydınız be!.."

Gelinen noktada ya eserinizle övünün!

Ya da Doğanbey'i kentsel dönüşüm kapsamına alın!

Yıkın!