Bursa
Dumanlı
24.5°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Erdoğan'ın en zor siyaset sınavı!

11 Temmuz 2019 Perşembe, 18:40

Diyor ki Bosna dönüşü, Cumhurbaşkanı ve iktidar partisinin başkanı Recep Tayyip Erdoğan:

"Bizim dava arkadaşlığımızda bir şey var. Dava terk edilmez. Burada sonuna kadar hizmet söz konusudur..."

"Başbakanlık koltuğuna gelip oturan arkadaşlarımızın nereden nereye, nasıl geldikleri malum..."

"Cumhurbaşkanlığı makamına gelip oturanların nereden nereye, nasıl geldikleri malum..."

***

Biz sanıyorduk ki Erdoğan, kızıp köpürerek söylüyor bu sözleri...

Öyle değilmiş!..

Öyle olmadığını, "Hayatta binmem" dediği uçakta, Erdoğan'ın hemen yanı başında oturan Ahmet Hakan'ın yazısından öğrendik:

"Erdoğan'ın konuşma biçimde ve ses tonunda...

Ne polemik açma çabası, ne yıkıcı vuruş arzusu... Sadece sitem vardı.

Üç ismi de mahcup etmeyi hedefleyen şefkatli bir eda vardı.

Aşırı kırgınlıktan kaynaklanan üzgün bir tını vardı."

Buna karşılık Erdoğan'ın, görevden aldığı Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya'ya "çok kızgın ve çok öfkeli" olduğunu anlamış, Ahmet Hakan.

Nereden mi anlamış:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan, birinden...

'Beyefendiye kalsa şöyle olacak/Şöyle demiş beyefendi/Tabii beyefendinin bu işlerden haberi yok' falan türü sözlerle söz ediyorsa...

Bilin ki...

Ona karşı çok öfkeli, çok kızgındır."

***

Ahmet Hakan'ı okuyunca 12 yıl önceye gittim.

TMSF Olay'a el koymuş, İsmail Kemankaş ile birlikte Türkiye Gazeteciler Sendikası'na üye olmuşuz, gizli kapaklı örgütlenme çalışmaları yapıyoruz. İş ortaya çıkınca da kapıyı gösteriyor devlet bize... İşsiz kalıyoruz. Ne var ki mecburi izin kısa sürüyor. Celil İnce'nin çıkardığı Ekonomik Pusula gazetesine kapağı atıyoruz İsmail Hoca ile birlikte... Hoca, haftalık gazetemiz için sıra dışı isimlerle çizgi ötesi röportajlar yapıyor. Onlardan biri de Ertuğrul Yalçınbayır...

İsmail Hoca'nın "Liderlerin korkulu rüyası" başlığını attığı röportajda şöyle diyor Yalçınbayır, Erdoğan'la ilişkisini anlatırken:

"Tayyip Bey, bana önce 'ağabey', sonraları 'bey ve siz', daha sonra da 'sen' diye hitap etti. Ben de buna bir ek yaparak, 'şut' diyorum."

Bana kalırsa Abdullah Gül de Ahmet Davutoğlu da Ali Babacan da Yalçınbayır'ınki kadar sert olmasa da şutu yemiştir!

***

Uçaktaki sohbette şunları da söylüyor Erdoğan:

"Partimizden bu şekilde ayrılanlar daha önce de olmuştu. Hatta grup kuracak milletvekiliyle ayrılanlar olmuştu. Bu isimler kimlerdi diye sorsam, acaba hatırlar mısınız? 17-18 kişi başkalarını da kattılar ve grubu kurdular. Olsa olsa bir Erkan Bey'i hatırlarsınız..."

"Aynı şekilde ondan sonra da yine ayrılanlar oldu. Mesela bir tanesi şu anda Sayın Kılıçdaroğlu ile beraber. Çok büyük bir aşkla ayrılmıştı, partisini kurmuştu. O da ayrıldı ama yürümedi, tutmadı..."

"Bir başkası daha yine aynı şekilde ayrıldı, o da tutmadı. En sonunda tutmayınca Ordu'dan belediye başkanı adayı oldu. Ama Ordu'da bizim aday yaptığımız Hilmi Bey açık ara belediye başkanlığını aldı..."

***

Cumhurbaşkanı'nın ortaya koyduğu Erkan Mumcu'nun Anavatan Partisi, Abdüllatif Şener'in Türkiye Partisi, İdris Naim Şahin'in Millet ve Adalet Partisi, doğru ve yerli yerinde örnekler...

Bunlara İdris Bal'ın Demokratik Gelişim Partisi'ni de eklemek gerek...

Hatta ve hatta daha gerilere giderek, DSP'nin parça parça olduğu süreci hatırlayalım. Meclis'te büyük bir gruba sahip olan İsmail Cem'li, Hüsamettin Özkan'lı ve neredeyse Kemal Derviş'li Yeni Türkiye Partisi'nin ilk seçimlerde nasıl nal topladığını da yanına koyalım...

Ancak...

Recep Tayyip Erdoğan'ın, Abdullah Gül'ün, Bülent Arınç'ın Necmettin Erbakan'a nasıl bayrak açtıklarını, "yenilikçiler" olarak Saadet'le yürüyemeyince nasıl partileştiklerini, seçime girmeden Meclis'te nasıl grup kurduklarını da unutmayalım...

Sonra da nasıl tek başına iktidar olduklarını...

***

Diyor ki Erdoğan:

"Bizim partimizin oturmuş, yerleşmiş bir altyapısı var..."

Saadet'in yok muydu, DSP'nin, ANAP'ın yok muydu?

Bu nedenle Erdoğan, belki de siyasi geçmişindeki en zor sınavına hazırlanıyor şimdilerde...

Velhasıl siyaset zor zanaat...

En büyük belirleyicisi de halk...

Ve o halk da öyle "yepyeni bir gelecek vizyonu", "yeniden düşünülmüş stratejiler", "büyük ve tarihi bir sorumluluk", "ortak akıl", "bağımsız ve özgür çalışma","beyaz sayfa" vs... gibi süslü lafları artık yemiyor!

O yüzden Erdoğan'ın muhaliflerinin işi de hiç kolay değil!..