Bursa
Çok Bulutlu
11.5°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Dünya döndükçe umut fakirin ekmeği, ye Memet ağam ye!..

18 Eylül 2019 Çarşamba, 17:42

Mesleğe "müvezzi" olarak başlayan, çok sayıda gazetede muhabirlik, yöneticilik ve yazarlık yapan Necmi Onur'un "Unuttuğumuz Doğu" adlı kitabında yer verdiği bir anekdot hiç aklımdan çıkmaz.

Meslek yaşamının bir bölümünde serbest röportajlar yapan Onur, sık sık Doğu'nun, Güneydoğu'nun, çaresizliğin ve yoksulluğun fotoğrafını yansıtır gazete sayfalarına. Ancak patronunun hoşuna gitmez bu durum.

"Okuyucu" der, gazete patronu, "Bıktı artık hep aynı hikayeleri okumaktan, yeter artık!.."

Doğu'nun bir köyünde doğan, hamallıkla başladığı çalışma hayatını tezgahtarlıkla sürdüren, gazete satıcılığından mürettipliğe terfi eden, Hukuk Fakültesi'ni yokluk yüzünden yarım bırakmak zorunda kalan Necmi Onur'un yanıtı, adeta tokat gibi iner patronun yüzüne:

"Sizin bıktık dediğiniz hikayeleri insanlar her gün yaşamaya devam ediyor orada!.."

***

Türkiye'de yıllardır yaşanan bin bir sorun var böyle...

Asgari ücret mesela... Lafa gelince, işçi de memur da enflasyona ezdirilmez bu memlekette. Ama ne hikmetse yoksulluk sınırının da üstüne çıkamaz o ücret, açlık sınırının da...

Varsın çıkmasın, ne gam!..

Ne de olsa "Bizim memurumuz işini bilmektedir", Türkiye'nin çağ atladığı yıllardan bu yana...

Sadece çalışanlar değil, emekliler de ezdirilmez bu memlekette... Enflasyon oranında zam alırlar nitekim. Ne var ki enflasyon zammının boyu kısa geldiği için maaşları derhal bin liraya tamamlanır.

"Sosyal devlet" budur işte!..

E, emekliler de bu kadirşinaslığın karşılığını verir elbette... "Çift dikiş" yapıyorlarsa şayet, aldıklarından çoğunu verirler Hazine'ye... Mesela diyor ki Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun:

"Ülkemizde en düşük emekli maaşı bin TL'dir. Sigortalı çalışan bir emekliden dolayı devletin cebine giren para ise bin 1 lira 21 kuruştur."

"Vereceğine karga, alacağına kartal" derdi, rahmetli babam...

***

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) mesela...

"Türedi" mi olmadılar, "çift dikiş"çi mi olmadılar... Daha ileri gidenler de oldu: Terörist mi olmadılar!..

Oysa istekleri çok açık ve çok netti... Devletin "hukuk devleti" olduğunu görmek istiyorlardı.

Hukukun "genel ve evrensel" ilkelerinden biri sayılan "aleyhe kanun geriye yürümez" ilkesinin çiğnenmemesini istiyorlardı.

Hakem zırt bırt değişiyordu zaten. Ama hiç olmazsa maç oynanırken, kuralın değişmemesini istiyorlardı.

Çalıştıkça, ürettikçe, prim ödedikçe, vergi verdikçe maaşlarının azalmasını değil, artmasını istiyorlardı.

Bu ABO denen garabet insan aklıyla alay etmek değildi de neydi?

***

Vergi meselesi de böyledir Türkiye'de... Yıllardır tabana yayılır, hatta öyle bir yayılır ki tabandan hiç çıkamaz tavana!..

Sabah gözlerinizi açar açmaz başlarsınız vergi ödemeye... Yüzünüzü yıkadınız vergi, kuruladınız vergi... Televizyonu açtınız vergi, kahvaltıya oturdunuz vergi... Telefonu elinize aldınız vergi, internete girdiniz vergi... Verginin vergisi... Verginin vergisinin vergisi...

Otobüse trene bindiniz vergi... Sakın ola kontağı çalıştırmayın, yine vergi...

Hele Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'daki petrol sahalarına düzenlediği saldırıdan sonra...

Son akaryakıt zammının ardından Vergi Uzmanı Ozan Bingöl, beklenen tweet'i atmış... Buna göre, benzinin pompa fiyatının yüzde 48'i vergiymiş...

Korkmayın canım, benim gibi hep 50 liralık alıyorsanız 24 lira, hep 100 liralık alıyorsunuz 48 lira vergi ödüyorsunuz. 60 litrelik bir depoyu 432 liraya dolduran "şanslı azınlık" 208 lira vergi veriyormuş.

Şanslı azınlık!..

Açıkladığı rakamlar için bir de "güven" araştırması yapması gereken Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), şaşırtıcı bir şekilde, varsılın biraz daha varsıllaştığını, yoksulun biraz daha yoksullaştığını açıklamış bugün...

TÜİK'in 2018 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre, Türkiye'de en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun (şanslı azınlık bu galiba) toplam gelirden aldığı pay, bir yılda 0.2 puan artarak yüzde 47.6; en düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun payı 0.2 puan azalarak yüzde 6.1 olmuş...

Memlekette "sürekli yoksulluk" oranı yüzde 12.7, "ciddi maddi yoksunluk" oranı yüzde 26.5 imiş...

Yani yoksulun sırtından doyan doyana...

Yani voyvodalar çoğalmış, kazık atan atana, itibar günümüzde kazığı dik tutana...

Yani dünya döndükçe umut fakirin ekmeği, ye Memet ağam ye!..