Bursa
Açık
20.1°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Cuma hutbesinde 'istikrar' vurgusu

19 Haziran 2018 Salı, 13:38

"Bunca yüzyıllarda olduğu gibi bugün de milletlerin bilgisizliğinden ve bağnazlığından yararlanarak, binbir türlü siyasi ve kişisel amaç ve çıkar sağlamak için, dini alet ve araç olarak kullanmak girişiminde bulunanların, içeride ve dışarıda varlığı, bizi bu konuda söz söylemekten, ne yazık ki, henüz uzak bulundurmuyor. İnsanlıkta, din hakkındaki bilgi ve anlayış, her türlü hurafelerden sıyrılarak gerçek bilim ve tekniğin ışıklarıyla arınmış ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine, her yerde tesadüf olunacaktır."

Atatürk, ta 1927'de söylemiş bu sözleri...

Tam 91 yıl geçmiş yıl aradan...

Neredeyse koca bir asır...

Buna rağmen dinin siyasete alet edilmesi konusunda söz söylemekten hala uzak değiliz.

Maalesef...

***

Ramazan Bayramı'nın ilk günü, bir yakınımın cenaze töreni için İstanbul'daydım.

Cenaze namazı Kocamustafapaşa'nın meşhur Sümbül Efendi Camisi'ndeydi.

Malum, bayramın ilk günü Cuma günüydü. Ben de Cuma hutbesini can kulağıyla dinledim.

O gün hutbenin başlığı "Kulluk Bilinciyle Bir Ömür Geçirmek", konusu "Allah katındaki en kıymetli amel nedir?" sorusuydu.

Hutbe, "Bir gün Peygamberimiz (s.a.s.)'e, 'Allah katında amellerin en kıymetlisi hangisidir?' diye soruldu. Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle cevap verdi: 'Allah'a en sevimli gelen amel, az da olsa devamlı olanıdır.'" diye başlıyor ve şöyle devam ediyordu:

"Bu cevap, ibadet ve kulluğun, iyilik ve ihsanın bir denge ve düzene muhtaç olduğunu haber veriyordu. Rahmet Peygamberi, bu cevabıyla bizlere imanımızın tezahürü olarak Rabbimize ibadet ederken sadeliğe ve sürekliliğe dikkat etmemizi öğütlüyordu."

"Süreklilik" sözcüğünü burada özellikle "bold" yaptım.

Benim Sümbül Efendi Camisi'nde dinlediğim hutbede, "süreklilik" yerine "istikrar" sözcüğü defalarca kullanıldı!.. Yetmedi, ona bir de "güven" sözcüğü eklendi...

Her iki kavramı kimin seçim propagandası olarak kullandığı, malum...

Merak bu ya, yakınıma son görevimi yerine getirip Bursa'ya dönünce Diyanet İşleri Başkanlığı'nın internet sitesine girip baktım. Acaba, Diyanet'in hazırladığı ve Türkiye'deki tüm camilerde okunduğunu bildiğim hutbede bu "istikrar" ve "güven" vurgusu var mıydı?

İsteyenler Diyanet'in internet sitesinden girip bakabilir. Hutbede "istikrar"dan da "güven"den de söz edilmiyor. Başka deyişle bizim Hoca Efendi, fırsat bu fırsat deyip, veriyor ayarı...

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az...

***

Ve fakat, benim Hoca Efendi'ye söyleyecek bir sözüm yok...

Cumhuriyet'in kurucusu Atatürk'ün 91 yıl önce yaptığı tüm uyarılara rağmen bu ülkenin politikacıları dini siyasete alet etmekten vazgeçmedi...

Üstelik yakın tarihimiz her defasında bu politikanın çok acı sonuçlar verdiğini gösterdi...

Oy uğruna din hep malzeme edildi, cami hep malzeme edildi, hutbe hep malzeme edildi, ezan hep malzeme edildi...

Atatürk'ün bir asır öncesinden gelen uyarıları hep kulak ardı edildi...

Ve ne acıdır ki ilk kez bu seçimde CHP, "din" unsurunu bir seçim propagandası olarak kullanıyor...

***

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin seçim propagandasına nasıl başladığını anımsayın...

Hacı Bayram'da dua, Cuma namazı, ilk Meclis'te nutuk...

Neymiş efendim, Atatürk'ün izlediği yol buymuş...

Hadi canım sende...

***

"Hadi canım sende" deyince İsmet İnönü gelir, pek tabii akla...

Paşa'nın Uşak'ta yaşadıklarını ve verdiği dersi, "Demokrasi ve İsmet Paşa" adlı kitabında, Ali Rıza Akbıyıkoğlu şöyle nakleder:

"İsmet Paşa, 1966 yılında kısmi seçim yapılacak illeri geziyor, konuşmalar yapıyordu. Batı Anadolu'da Denizli, Uşak, Afyon ve Kütahya illerinde kısmi seçim yapılacaktı. Paşa, Denizli'de bir konuşma yaptıktan sonra Uşak'a gelmiş, büyük gösterilerle karşılanmıştır. Mevhibe Hanımefendi de bu geziye katılmıştı. Paşa, parti binasında bir süre dinlendikten sonra Cumhuriyet Meydanı'nda bir konuşma yapacaktı. İl parti teşkilatından bazı arkadaşlar, 'Paşam' dediler, 'Nurculuk propagandası bizim dışımızdaki bütün partiler tarafından açıkça yapılmaktadır. Bizi, CHP'lileri dinsizlikle suçlamaktadırlar. Lütfen siz de yapacağınız konuşmada Allah'tan biraz bahsediverseniz. Biz de bu dinsizlik suçlamasından kurtulmuş oluruz.' İsmet Paşa, hiç ses çıkarmadı. Az sonra meydanda halka hitap etti. Dini siyasete alet eden partilere ve politikacılara özellikle çattı. Konuşmasını 'Allahaısmarladık' sözüyle tamamladı. Parti binasına döndüğümüz zaman, İsmet Paşa, arkadaşlara tebessümle, 'Dediklerinizi yaptım! Beğendiniz mi?' dedi. Arkadaşlarım birbirine baktılar. Paşa, şaşkınlık gösterenlere şöyle dedi: 'Bana Allah'tan bahset dediniz. Ben de halka hitaben 'Allahaısmarladık' diye seslendim. Memnun kalmadınız mı?'"

***

Şimdi de Muharrem İnce, "Allah'ın izni, milletin isteğiyle..." diyor da başka bir şey demiyor.

Hatta, 15 yaşından beri Cumaları kaçırmadığını da öğrendik...

Öğrendik öğrendik de...

Bana ne...

Bize ne...

***

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayına ne zamandan beri ve nasıl Cuma namazı kıldığını anlatmak değil, din bezirganlarının marifetlerini anlatmak yakışmaz mı?