Bursa
Çok Bulutlu
21.9°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

CHP'liler en çok Türkiye'yi düşünmeli, çünkü...

01 Şubat 2018 Perşembe, 20:34

CHP'nin bu hafta sonu yapılacak 36. Olağan Kurultayı üzerine düşünürken, ani rahatsızlığı nedeniyle kurultaya katılamayacak olan eski Genel Başkan Deniz Baykal'ın istifa açıklaması geldi aklıma.

Kaset komplolarının en büyük kurbanı Baykal, neler söylemişti istifa ederken?

Örneğin, hukuk ve ahlak dışı komplonun "siyaset yapmak" için imal edildiğini söylemişti.

Baykal'a göre, komplonun hedefi kendisi değil, onun ötesinde CHP'ydi.

Neden?

Yine Baykal'a göre, CHP neredeyse tek başına Cumhuriyete, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne sahip çıkıyor; sivil darbe, sivil dikta rejimlerine karşı mücadele ediyordu. Anayasa ve rejim kavgası veriyordu.

Baykal, açıklamasının sonlarına doğru da şunları söylüyordu: "Bu komplonun hedefi sadece ben değilim, aynı zamanda CHP'dir. CHP de bu kirli tezgahlar karşısında yolunu seçmek zorundadır. Benim istifa kararım, hem Türkiye siyasetini ve CHP'yi yeniden tanzim etmek isteyenlere bir imkan tanıyacak hem de CHP'ye bu komplo ile hesaplaşma fırsatı verecektir."

Sonrasını biliyorsunuz.

CHP bu kirli tezgah karşısında "Yeni CHP" diyen Kemal Kılıçdaroğlu seçeneğini işaretleyerek, yeni bir yol seçti.

Peki CHP, kendi iç dinamikleriyle böylesi bir değişimi sağlayabilir miydi? Bırakın CHP'yi, Türkiye kendi iç dinamikleriyle yeni siyaset inşa edebiliyor muydu? Kaset komplosuyla başlayan süreç nasıl bir CHP, nasıl bir Türkiye getirdi?

CHP'nin başında 8 yıldır Kılıçdaroğlu var.

Hindistan'ın kurucusu, siyasi ve ruhani lideri Gandhi'ye benzetilip "Gandi Kemal" denen, Melih Gökçek'in sinir bozucu tavırlarına karşı siniri alınmış gibi davrandığı için "sakin güç" diye anılan, yan yana gelip elini sıktığınızda Ecevit nezaketini hatırladığınız; ancak dik kafalı olduğu, görünenin aksine kimseyi dinlemediği, bu yüzden de A takımının sık sık değiştiği öne sürülen Kılıçdaroğlu...

Siyasette son 8 yılda bir arpa boyu yol alabildi mi CHP? Onca değişime, onca farklı söyleme, onca içi dolu projeye, onca sağdan soldan devşirme kadro yenilenmesine karşın yüzde 25'e kitlenen bir CHP mi hayal edilen? Baykal'ın deyişiyle, kirli tezgahlar karşısında nasıl bir yol seçti CHP? Örneğin, kaset komplosuna karşı ne yaptı, işi yargıya havale etmekten başka? Bu komployla hesaplaştı mı?

Sorular CHP'lilere elbette. Ama CHP'liler unutmamalı ki yanıtları tüm Türkiye'yi ilgilendiriyor.

Gelinen noktada yasal olarak yapmak zorunda olduğu bir kurultaya gidiyor CHP. Sonucu şimdiden belli kurultayın. O yüzden de herkes Parti Meclisi derdine düşmüş.

Bakıyorum da memleketin hali pür melali üzerine kafa yorup, o yüzden bu kurultayda şöyle olmalı, diyen yok. Oysa olmalıydı, olmalı.

Çünkü diyor ki bu Cumhuriyet'i kuran Atatürk:

"Yüzyıllardan beri Türkiye'yi yönetenler çok şeyler düşünmüşlerdir; fakat yalnız bir şey düşünmemişlerdir: Türkiye'yi!"

Sanırım Türkiye'yi yönetmek isteyenler, hatta "4 yıl yeter" diyenler de Türkiye'yi düşünmeli en çok...

Bir de Türkiye'yi ve partinizi kuran Atatürk'ü düşünün ey CHP'liler...