Bursa
Çok Bulutlu
5.3°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Bursa'nın kaçakla mücadele eylem planı neden uygulanamaz?

10 Ocak 2020 Cuma, 23:58

Bursa'yı DYP'nin yönettiği yıllarda öğrenciydim. Gazeteciliğe başladığımda ANAP vardı belediyelerde. Sonra DSP'li başkanlar geldi. Adalet ve Kalkınma Partisi de 2004'ten bu yana yerel iktidarı kaybetmedi. Yurtlarda da barındım, izbe öğrenci evlerinde de. Kiracısı olduğum bekarhaneler de çoğunlukla "güçlendirilmiş gecekondu" diyebileceğim kaçak binalardı.

Gecekonduya neden gecekondu dendiğini Fakir Baykurt'un romanlarıyla, gecekondunun toplumsal tarihsel boyutlarını İlhan Tekeli'nin makaleleriyle, gelmiş geçmiş iktidarların gecekonduyla sınavını da Ruşen Keleş'in kitaplarıyla öğrendim. Adı üstünde bir gecede inşa edilen kırık dökük yapılardı bunlar. Zamanla o bir gece bir aya, iki aya, üç aya uzadı; bir gecede kumu çimentoyu karıp betonu döken, sıvayı yapan ustaların yerini, koca koca beton kamyonları aldı. İşte ondan sonra gecekondu eskide kaldı, yerini kaçak yapı aldı. Oysa her ikisi de aynıydı. Her ikisi de yasal değildi. Her ikisinin arkasındaki temel olgu kırdan kente göçtü ve her ikisinin doğal sonucu çarpık ve plansız kentleşmeydi.

Muradiye'deki küçük bir hol, bir küçük odadan oluşan öğrenci evinin puslu penceresinden gördüğüm Bursa da aynıydı; Arabayatağı'ndaki yurdun bahçesinden çıkıp adım attığım Bursa da... Etibank Caddesi'ndeki rutubetli bekarhane de aynıydı, Gürsu'daki zemin kat sığınağım da... Velhasıl Bursa, korunamamış değil, korunmamış; düpedüz ihanet edilmiş bir şehirdi. Yemyeşil ve bereketli ovasında önce mantar gibi gecekondular bitmiş, ardından o gecekondular kaçak mahallelere dönüşmüştü.

Kaçak yapılaşmayla mücadeleyi adım adım uygulardı yerel yönetimler. Bazen bir balyoz gelir, duvar deler bırakırdı; bazen ekipler ikinci kat için bırakılan demir filizleri keserdi. Haklarını yemeyeyim, DSP'li başkanlar bu konuda son derece netti. Kaçak yapı rakamlarını sonrakiler gibi saklayıp gizlemez, açık seçik söyler, yapmayın etmeyin; yıkarız, derlerdi. Yıkarlardı da... DSP döneminde hemen her gün yıkım haberi yapardık. Hemen her gün bir mahallede kızılca kıyamet kopar, kaçakçıların gazabından biz de nasibimize düşeni alırdık. Öyle ki o gazabı bugün hala bedeninin bir parçası olarak taşıyan gazeteciler dahi vardır Bursa'da...

Uzun sözün kısası Bursa, kaçak yapı konusunda sabıka dosyası kabarık bir şehirdir. Kaçak karnesi hemen her dönemde aynıdır. İktidarlar değişir, belediye başkanları değişir, bürokratlar değişir, Bursa değişir, ama kaçak yapılaşmada "yapanın yanına kar kalır" anlayışı değişmez. Değişmez, çünkü gecekondudan oy devşirme anlayışı, evini kaçak inşa etme alışkanlığından çok daha köklü hale gelmiştir.

Bakın tarihlere... Ta 1948'lere kadar gidiyor. 1953'te var, 66'da var, 76'da var, 12 Eylül sonrası birer yıl arayla, 1983 ve 1984'te var, 86'da var... Aralarda yine var, en son 2018'de var... Karşımızda, 70 yılda 20'den fazla imar affı çıkaran bir siyasal anlayış var. Her biri öncekileri affeden, yenilerini yasaklayan yasal düzenlemeler bunlar...

Son af 2018'de çıkarıldı ve iki kez uzatılan süresi 15 Haziran 2019'da sona erdi. Yasanın süresi biter bitmez de Bursa'da kaçak yapılaşmayla mücadele akla geldi. Büyükşehir Belediye Meclisi, 23 Temmuz 2019'da oy birliğiyle aldığı kararla, kaçakla mücadele eylem planını kabul etti. Başka deyişle 15 Haziran'a kadar imar suçunun bağışlanmasıyla, yani sonuçlarıyla meşgul olan siyasi erk, bir ay sonra imar suçunun nedenleriyle uğraşma çabasına girişti.

Ünlü Kentbilimi Prof. Dr. Ruşen Keleş, "Kentleşme Politikası" adlı eserinde, "İmar affının çözüm olarak değeri nedir?" diye soruyor ve şu yanıtı veriyor: "... imar suçunun bağışlanmasında, sorunun, nedenleriyle değil, sonuçlarıyla uğraşma çabası vardır. Böyle olunca, her imar affı, yeni imar aflarının bir başlangıcı, bir nedeni olur."

İşte "İmar Barışı"nda özellikle Bursa'dan beklenen talebin toplanamamasının nedeni de Büyükşehir Belediye Meclisi'nin, dostlar alışverişte görsün misali - oybirliğiyle aldığı kararın uygulanmayacak olmasının nedeni de budur.

Geriye olsa olsa sağa sola siyaseten indirilen kepçeler kalır!

Umarım yanılırım!..

Keşke..