Bursa
Parçalı Bulutlu
8.7°
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Bursa'nın Anayasası! Hazırlanmış ama onaylanmamış bir planımız var!

27 Ocak 2020 Pazartesi, 19:29

Çok uzaklara gitmeden, sadece 20. yüzyılda Türkiye'de meydana gelen depremlerin tarihçesine şöyle bir bakalım:

1939 Erzincan depremi... 7.9 büyüklüğündeki depremde 116 bin yapı yerle bir olur, 33 bin kişi ölür, 100 bin kişi yaralanır.

1942 Tokat Erbaa depremi... 7 büyüklüğündeki depremde 3 bin kişi yaşamını yitirir.

Bir yıl sonra... 1943 Samsun Ladik depremi... 2 bin 300 kişi ölür, 5 bin kişi yaralanır. 7.6'lık sarsıntı Taşova'dan Ilgaz'a kadar öyle geniş bir alanda hissedilir ki bölgedeki binaların yüzde 75'i yıkılır.

1966 Muş Varto depremi... Mart ve Ağustos aylarında ardı ardına meydana gelen iki depremin bilançosu yine ağırdır: Yaklaşık 2 bin 500 ölü, bin 500 yaralı...

10 yıl sonra... 1976 Van Muradiye depremi... 7.5 büyüklüğündeki sarsıntıya Kasım soğuğu eşlik eder. Donarak ölenlerle birlikte can kaybı yaklaşık 4 bindir.

Yaklaşık 20 yıl boyunca irili ufaklı sarsıntılarda doğa sürekli uyarır Türkiye'yi. Ta ki 1999'a kadar... 17 Ağustos Gölcük depreminde resmi kayıtlara göre, Kocaeli başta olmak üzere Yalova, Sakarya, İstanbul, Bursa, Bolu, Zonguldak ve Eskişehir'de 18 bini aşkın can kaybı vardır. Yaralıların, deprem sonrası hala bulunamayanların sayısı ise 20 binden fazladır.

Yaklaşık 3 ay sonra bu kez Düzce sallanır, 1999'da... 7.4'ten sonra gelen 7.2'lik depremde 710 kişi hayatını kaybeder.

Ve 2011 Van depremleri... 23 Ekim'de 7.2, 9 Kasım'da 5.6 büyüklüklerinde meydana gelen iki depremde kayıp sayısı 644'tür.

2020 Elazığ... 6.8'lik sarsıntı 41 can kaybı...

1999'a gelene değin yaklaşık 45 bin; 1999 ve sonrası ise 20 bini aşkın insanını depreme kurban veren bir Türkiye...

Tabiat ana, zaman zaman sallansak da toplum olarak sallamadığımız deprem gerçeğiyle bir kez daha yüz yüze gelmemizi sağladı.

Peki Elazığ depreminden sonra ne olacak?

Maalesef...

"Depreme ne kadar hazırlıklıyız?" sorusu, gündemimizi çok değil, sadece birkaç gün daha meşgul edecek. Depremin hemen ardından oluşan duyarlılık yerini kısa sürede günlük yaşam telaşına bırakacak.

Oysa yapılacak ilk ve öncelikli iş belli: Plan!.. Zira Bursa özelinde en temel eksiklik plansızlık!

Plancıların "Bursa'nın Anayasası" dediği 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, Gölcük depreminden önce hazırlanmış, 1998 yılında da onaylanmıştı. O tarihte ne Türkiye ne Bursa deprem gerçeğinin farkındaydı. Dolayısıyla planda afet ve deprem konusunda herhangi bir düzenleme yer almamıştı.

2011'de "Bursa'nın Anayasası" için bir kez daha düğmeye basıldı. 11 Nisan 2011 tarihinde Bursa Büyükşehir Belediyesi ile o dönemde tüzel kişiliğini koruyan Bursa İl Özel İdaresi bir protokol imzaladı. Plan çalışmalarına Bursa Büyükşehir Belediyesi, akademisyenler, akademik odalar, meslek örgütleri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu katıldı. Bursa'daki bütün kesimlerin asgari uzlaşısını kapsayan plan 2013 yılında tamamlandı. O dönemde planı onaylama yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndaydı. Ancak bakanlık onayı gelmedi. Onay yetkisi de 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerle birlikte Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne geçti.

Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Başkanı Engin Er'in deyişiyle "Onaylanmamış, ama hazırlanmış bir 100 binlik planımız var."

Planın hedef tarihi 2020. Yaşadığımız tarih 2020.

Başka deyişle revizyon, daha ötesi yeni bir plan şart!

Elbette kentin tüm paydaşlarının katkısıyla ve sadece kentin geleceği düşünülerek, hiçbir çıkar hesabına girişilmeden yapılması olmazsa olmaz koşul!

Ama daha da önemlisi o planın "Anayasa" olarak kalması, "Amayasa"ya dönüşmemesi...