enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

Bursa'da CHP neden kaybetti, 'Mustafa' neden kazandı?

12 Nisan 2019 Cuma, 20:38

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Sözcü gazetesi Yazarı Deniz Zeyrek'e anlatıyor:

  • Potansiyel isimleri sordurduk. Listede en düşük tanınırlığı çıkan Ekrem İmamoğlu'ydu. 100 kişiden 16'sı tanıyordu.
  • Ekrem Bey, saha çalışmasını yürütürken, ben pek yanında görünmedim. Çünkü, sandık güvenliği komisyonu kurdum ve tek işim, işin mutfağında saha, sandık güvenliği ve görevlilerin eğitimi oldu.
  • Bugüne kadar aday ve il başkanının bu kadar uyumlu çalıştığı bir kampanya olmamıştır. 'İstanbul'da verilen her oya sahip çıkacağız' diye söz vermiştim. Bunu takıntılı bir şekilde yaptım.
  • Sandık görevlilerimiz, kat görevlilerimiz, 31 bin 186 sandıkta adamımız vardı. Sadece 17'si gitmedi, yerlerine yedekleri oturttuk. Onlara da hesap soracağım, geçerli mazeretleri yoksa ceza vereceğim.
  • İstanbul gönüllüleri vardı. Çok aktif çalıştılar. Bizim sistemden bağımsız bir program kurarak sadece büyükşehir belediye başkanlığı yarışının verilerini topladılar.
  • Kendimizi, kendi geleceğimizi değil, kenti düşünüyordum. En büyük motivasyonum buydu. Tarihe 'İstanbul'u AKP'den alan il başkanı' olarak geçmek bana bir ömür yeterdi.

***

Resmi olmayan sonuçlara göre, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu, Sözcü gazetesinden Özlem Gürses'e anlatıyor:

  • 31 bin 186 sandık var. Sadece 2 evrakımız eksikti, sonradan onu da tamamladık. O gece tüm sandıklardan evraklarımız elimizdeydi. Güçlü bir şekilde konuşmamın alt yapısı buydu.
  • YSK'dan takip ettik, partimizin kendi sistemi vardı. Üçüncü olarak da birbirini kontrol eden bir aplikasyon oluşturduk. Ve yine gönüllülerin içinde olduğu anlık sonuçları bize akıtan bir sistem kurduk. Bırakın AA'yı, vesaireyi, birbirini bile kontrol eden bir ortamı hazırladık.
  • Ve sandık başlarında bugün bile nöbet tutan gönüllülerimiz...Bu vatandaşlarımızın kimi gönüllü, kimi partimizin örgüt üyesi, kadını, genci, 80 yaşında bile sandık görevlisi olmak isteyen insanımız olduğunu biliyorum. Böyle masum, kendi haklarını korumak için büyük çaba gösteren bir heyetin inançlı başarısıdır sandık günü yaşananlar ve sonrasındaki takip...

***

Şimdi de CHP Bursa İl Başkanı Hüseyin Akkuş'un seçimden 3 gün sonra yaptığı açıklamaya bakalım:

  • CHP, Bursa'daki belediye sayısını 3'e çıkardı. CHP'li belediyeler tarafından yönetilen Mudanya ve Nilüfer'e Gemlik de eklendi.
  • CHP'nin Bursa il genelinde yüzde 27'ler dolayında bulunan oy oranı yüzde 47'ye yükseldi. 2017 Anayasa referandumunda Bursa'da 868 bin hayır oyu çıkmıştı. 31 Mart yerel seçiminde Büyükşehir Başkan Adayımız Mustafa Bozbey, 850 bin oy aldı.

***

Millet İttifakı CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey ise seçim gecesi kronolojik olarak şu açıklamaları yaptı:

  • Bize ulaşan sonuçlara göre, 9-10 puanlık farkla öndeyiz. Nihai sonuçta fark 11-12 puan olacaktır.
  • Sandıkların yaklaşık 3 bini açıldı, buna göre yüzde 50 oy oranına sahibiz, öndeyiz. Rakibimizin oy oranı yüzde 46. Aramızda 4 puan fark var. Bu fark açılacak.
  • Yüzde 2'lik farkla seçimin galibiyiz!

Bozbey, yüzde 2'den söz ederken, iktidar partisinin önünde kutlamalar çoktan başlamıştı!..

***

Peki, ne oldu, ne oldu da CHP Bursa'da kaybetti?

CHP, 16 milyonluk İstanbul'da 31 bin 186 sandığa sahip çıktı, ama 4 milyonu bile bulmayan Bursa'da 6 bin 841 sandığa sahip çıkamadı.

Öyle anlaşılıyor ki ne CHP Bursa İl yönetimi ne de Mustafa Bozbey, sandık görevi konusunda gerekeni yaptı. Bu konuda asıl görev elbette örgütündü.

Ne diyor Kaftancıoğlu: "Ekrem Bey, saha çalışmasını yürütürken, ben pek yanında görünmedim. 'İstanbul'da verilen her oya sahip çıkacağız' diye söz vermiştim. Bunu takıntılı bir şekilde yaptım."

Peki, Bursa örgütü kafaya neyi taktı?

Sandık görevlerini yerine getirmeyen partililerin gerekçesi neydi?

"17'si gitmedi, yerlerine yedekleri oturttuk, onlara da hesap soracağım" diyor Kaftancıoğlu.

Peki, Bursa'daki 791 sandık görevlisine kimse bir şey soruyor mu?

***

Mustafa Bozbey, ne anlattı Mehmet Ali Yılmaz ve Can Ertan'a?

"Seçim döneminde inanılmaz bir teveccühün yanı sıra bir tereddüt de vardı. İnsanlar 'Evet, oy vereceğiz, ama oylarımıza sahip çıkın' diyordu. Bu talebi sürekli İl Başkanına, İl yöneticilerine, İlçe Başkanlarına ilettik. Eğitimli, bilgili, her oya sahip çıkacak sandık görevlilerinin tayininin önemi üzerinde durduk. İl Başkanı, il yöneticileri, ilçe başkanları her defasında bize 'Hiçbir sorun yok, tamam' dedi, biz de olduğunu varsayıyorduk."

Böyle bir tabloda kuşkusuz kaybeden CHP Bursa İl Başkanı Hüseyin Akkuş, ilçe başkanları ve yönetimleridir...

6 bin 841 sandıktan 791'inde, başka deyişle toplam sandıkların yaklaşık yüzde 12'sinde bir tane bile CHP'li yoksa kaybedersiniz.

Kaybedersiniz, çünkü itiraz hakkınız olmaz!..

Sonra da genel başkan yardımcılarınız, milletvekilleriniz İstanbul'a nöbet tutmaya gider. Birinin de sosyal medyadaki onlarca "Ya Bursa?" sorusuna vereceği bir yanıt olmaz. Yüzleri de yoktur, çünkü ellerinde ıslak imzalı tutanak olmadıktan sonra, kimi kime şikayet edeceksiniz?..

CHP Bursa'da kaybetmiştir. Çünkü seçim başarısını ya da başarısızlığını referandum oylarıyla karşılaştırmazsınız. Bu olsa olsa, "Üç türlü yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan, istatistik" demektir!.. Bu kıyaslama kuyruklu yalandan daha büyüğüne sarılmak değil midir?

CHP Bursa İl yönetimi ve hatta genel merkezi, "İstanbul'da tanınırlığı en düşük adayla kazanırken, Bursa'da tanınırlığı herkesten daha yüksek adayla kaybetmeyi" nasıl açıklayacak?

***

Peki, Mustafa Bozbey neden kazandı?

851 bin 360 oy aldı. Rakibi Alinur Aktaş'tan 46 bin 932 oy daha az...

24 Haziran seçimlerinde CHP ve İYİ Parti'nin Bursa'daki oy toplamı 673 bin 628'di.

24 Haziran'daki 4'lü Millet İttifakı'nın Bursa'daki oy toplamı ise 696 bin 674'tü.

Yani Bozbey, sadece iki partinin adayı olarak, 24 Haziran'dan 154 bin 686 oy daha fazla aldı.

Her partiden 154 bin 686 oy...

"Ben Bursa'nın adayıyım" diyordu Bozbey...

Hakkı varmış!..

***

Peki, hiç mi hata yapmadı seçim sürecinde... Elbette yaptı...

Kendisine oy vermeye meyilli ya da sandığa gitmemeyi kafasına koymuş AK PARTİ ve MHP seçmenini etkisi altına alan "beka ve HDP" söylemine karşı etkili bir propaganda geliştirmedi ya da geliştiremedi. Yerelde kalmayı tercih etmek elbette bilinçli bir seçimdi, ama genel siyaseti böylesine etkileyen bu söylem karşısında 20 yıllık bir siyaset adamının daha net, kararlı ve ikna edici bir söylem geliştirmesi beklenirdi.

Meslektaşım ve çalışma arkadaşım Bülent Civanoğlu'nun tesbitidir, ki ben de katılıyorum:

İnegöl gibi sonucu belli olan, üstelik geniş bir coğrafyaya sahip bir ilçe yerine Yıldırım ve Gürsu gibi daha kolay sonuca ulaşabileceği seçim bölgelerine daha fazla mesai ayırabilirdi. Buradan yola çıkarak, bana kalırsa Bursa'da sonucu Osmangazi değil, Yıldırım belirledi bu kez. Kaldı ki CHP sandık sorununu çözmüş olsa Osmangazi'de de sonuç farklı olabilirdi.

Bütün bu analizleri uzatabiliriz. Ama ne kadar uzatırsak uzatalım, şu "utanç verici" sorulara yanıt bulmamız mümkün değil:

Çağdaş bir ülkede, demokratik bir ülkede, bir hukuk devletinde, nasıl olur da yurttaşlık ödevini yerine getirerek sandığa giden seçmenin oyu zayi edilir?

Sadece tek tek siyasi partilerin değil, devletin de sorumluluğu değil midir, o bir tek oya sahip çıkmak?

Çok mu safça bu sorular ya da çok mu...