Bursa
Çok Bulutlu
22.2°
enBursa Haber
Esat Kaplan
Esat Kaplan
esatkaplan@enbursa.com

2018'de seçim olacak mı?

03 Ocak 2018 Çarşamba, 14:41

Eğri oturup doğru konuşalım.

Türkiye çoktandır "seçim sath-ı maili"ne girmiş durumda... Hem de 16 Nisan'dan beri...

Adına Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen, içeriği itibariyle tam başkanlık sistemini getiren Anayasa değişikliği paketine eklenen geçici maddede, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 27. Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 3 Kasım 2019 tarihinde birlikte yapılır" deniyor. Ancak hemen ardından bir de kayıt düşülüyor: "Meclis'in seçim kararı alması halinde..."

Yani Meclis, milletvekili genel seçimini erkene çekmeye dönük bir karar alırsa bir değil, iki sandık kurulacak; milletvekilleriyle birlikte Cumhurbaşkanı da seçilecek.

Ana muhalefetin ve Meclis dışındaki muhalefetin erken seçimi gündeme getirmesinin bir anlamı yok. Zira Meclis, erken seçim kararını, ancak iktidar alırsa onaylayabilir.

Sayısal durum bu...

Peki, iktidar erken seçim kararı alır mı? Alırsa hangi seçim için? Zira 3 Kasım 2019'dan önce Mart 2019'da bir de yerel seçim yapılacak.

Siyasette 24 saatin bile çok uzun bir süre olduğunu akıldan çıkarmadan mevcut manzaraya bakalım...

Siyaset biraz da iktidarın politikası gereği son derece gergin. Neden iktidarın politikası? Çünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gerilim politikasından hoşlanıyor, üstelik bunu iyi yaptığı da açık. Gerilim politikası tabanını daha da sıkılaştırıyor.

Muhalefet de buna karşılık veriyor elbette. "Sakin güç" yakıştırması yapılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 16 Nisan referandumu öncesi takındığı tavırla bugün arasında dağlar kadar fark var.

Devlet Bahçeli'nin ittifak söylemi, Cumhurbaşkanı'nın "Beraber yol yürüyeceğiz" açıklaması MHP'nin durumunu da ortaya koyuyor.

HDP ise köşeye sıkışmış vaziyette, olup biteni seyrediyor.

Gelelim İYİ Parti'ye. Meral Akşener, partiyi kurmadan önce, tıpkı Erdoğan'ın cezaevinden çıktığı ve Anadolu'yu karış karış gezdiği dönemdeki rüzgarı yakalamıştı. Ne var ki köprünün altından çok su aktı.

Böyle bir tabloda iktidar açısından yerelde ya da genelde erken seçim kararı almak ne kadar mantıklı?

16 Nisan sonrası parti yönetimi değişmiş, "sorunlu" belediye başkanları "sorunsuz" bir şekilde değiştiriliyor, ilçe ve il kongreleri yapılıyor, Eylül 2018 için planlanan büyük kongreyle genel merkez yönetimi bir kez daha revizyondan geçecek. Başka deyişle iktidar partisinde 16 Nisan'da başlayan değişim süreci henüz tamamlanmış değil. Öte yandan, Anayasa değişikliği sonrası 6 ay içinde çıkarılması gereken, ancak henüz Meclis gündemine bile gelmemiş olan uyum yasaları var. Özetle, iktidar henüz bir seçime hazır değil.

Daha kongreler tamamlanacak, uyum yasaları çıkarılacak, seçim barajı değilse de ittifak konusu netleştirilecek, başkanları istifa ettirilen belediyelerde durum düzeltilecek, kabine revizyonuyla seçim işlerini en iyi kotaran bakanlar işbaşına gelecek. Kısacası seçim için iktidarın zamana ihtiyacı var.

Madem öyle, neden "Türkiye 16 Nisan'dan beri seçim sath-ı mailine girdi", diyorum.

İki nedeni var.

Birincisi, herkes, Türkiye'nin gerçekten başkanlık sistemine geçip geçmeyeceğini merak ediyor. Önümüzdeki seçim bir anlamda referandumun "sağlama"sı olacak. Başkanlık sistemi ya gerçekten hayata geçecek ya da Türkiye'nin parlamenter sistemde kalmasını sağlayacak bir başkan seçilecek.

İkincisi ekonomideki durum... Evet, büyüme rakamları muhteşem filan ama... Asıl ekonomi, çarşıda pazarda, sanayi bölgesinde var olan durumdur bana göre. Gerisi istatistiktir ve bilirsiniz, "yalan, kuyruklu yalan ve istatistik" olmak üzere üç türlü yalan vardır.

Benim gözlemlediğim, piyasanın hiç de iyi durumda olmadığı, bir belirsizlik ortamı olduğu ve ekonomideki çarkların o belirsizlikte paslandığı.

İşte her ne kadar iktidar hazır olmasa da Türkiye'nin seçim beklentisi içinde olmasının başlıca iki nedeni de bunlar...