Bursa
Parçalı Bulutlu
13°
enBursa Haber
Ersoy SOYDAN
Ersoy SOYDAN
ersoy.soydan@enbursa.com

Yerel medya-Bursaspor ilişkisi üzerine

29 Haziran 2018 Cuma, 00:04

Bursaspor'un Bursa kent yaşamında bu denli ön planda olmasında Anadolu'nun diğer kentlerine göre son derece güçlü olan yerel medyanın büyük rol oynadığı kabul edilmektedir. Köklü bir geçmişe sahip olan Bursa basınının Osmanlı döneminde İstanbul ve Rumeli'nin biraz gerisinde, Anadolu'nun ise bir hayli önünde olduğu kabul edilmektedir. Cumhuriyet döneminde de önemini koruyan Bursa basını asıl önemli hamlesini 1974 yılında yapmıştır. 11 Eylül 1974 günü Bursa ofset tekniğiyle ve bazı sayfaları renkli olarak basılan bir gazeteye sahip olmuştur. Yerel girişim ve İstanbul'da Günaydın gazetesini çıkaran Web Ofset ortaklığıyla 1950'den bu yana yerel basının lideri olan Hakimiyet gazetesi Bursa Hakimiyet adıyla yayımlanmaya başlamıştır. Ofset tekniğiyle basılan bu gazete spor alanında da ilklere imza atmış, ilk kez yurtdışına muhabir göndermiştir. Bursaspor'un ilk büyük yurtdışı başarısı olan Avrupa Kupa Galipleri Kupasında İrlanda'nın Fin Harps takımını eleyerek tur atlamış ve bu zafer Bursa Hakimiyet geniş bir biçimde yer alırken, İstanbul basınında yer bulamamıştır. 1983 yılında yayın hayatına başlayan ve ofset tekniğiyle basılan Hakimiyet Gazetesi Bursa yerel basınına hareket ve rekabet getirmiştir. Bu gazeteleri 1986'da kurulan Uludağ ve 1987'de kurulan Olay gazeteleri izlemiştir. (Akkılıç, 2006:43) Yerel basındaki rekabet Bursaspor'u da derinden etkilemiştir. Zira bir medya grubunun desteklediği kulüp yönetimini, diğer medya grubu kıyasıya eleştirmiştir. (Zencirkıran, 2011:166) Öte yandan bu gazeteler Bursaspor'un üzerinde Anadolu'nun başka hiçbir takımında görülmediği kadar baskıda yaratmıştır. Dört ofset gazete arasındaki rekabet ve reklam pastasından pay alma savaşına İstanbul'un ulusal gazeteleri büro açıp, özel ekler çıkararak eklenmiştir. Bursa basınının güçlenmesinde spor sayfalarının da büyük katkısı olduğu kabul edilmektedir. İstanbul gazetelerinin çıkardığı Bursa eklerinde de en geniş yeri, yerel haberlerin yanı sıra Bursaspor'un aldığı bilinmektedir.

1990'ların günümüze dek Bursa'nın güçlü gazetelerine sayısı ona yaklaşan yeni gazeteler eklenmiş, yazılı basına Olay TV, AS TV ve Line TV gibi televizyon kanalları ve onlarca radyo istasyonu eklenerek Bursa medyasını oluşturmuştur. Özellikle Bursa'ya yönelik yayın yapan televizyon kanallarındaki spor haberlerinde Bursaspor ana gündemi oluştururken, Bursaspor'un konuşulduğu spor programları geniş bir biçimde yer bulmuştur. Üstelik son yıllarda Bursaspor da kendi medyasını kurmuş, televizyonu, dergisi ve internet sitesiyle kendi iletişimini yapmaya başlamıştır.

Basında Bursa-İstanbul çekişmesi en çok spor haberlerinde yaşanmıştır. İstanbul basını Bursaspor'a neredeyse hiç yer vermezken, Bursa basını Bursaspor'a oldukça geniş bir şekilde yer vermiştir. İstanbul basınının spor haberlerini ve maçları verirken üç büyükler dışındaki takımlara yönelik ayrımcı tavrının da Bursasporluluk kimliğinin oluşumunda önemli bir role sahip olduğu kabul edilmektedir. (Zencirkıran, 2011:168-169) Bursa basını son kırk yılda ofset baskılı gazeteler, televizyonlar ve radyolarla büyük bir değişim yaşayarak İstanbul medyasıyla en azından bölgesel olarak yarışabilecek noktaya gelmiştir. Zaten Bursasporluların da İstanbul basınından bir beklentisi yoktur.

Bursaspor'un yerel basının tirajlarına doğrudan etki ettiği, halkı gazete almaya teşvik ettiği ve yerel basını besleyen unsurların başında geldiği kabul edilmektedir. Bu nedenle Bursaspor'la, Bursa yerel medyasının çok yakın ilişki içinde olduğu ve Bursaspor'un gelişiminde yerel basının büyük katkısı olduğu kabul edilmektedir. (Zencirkıran, 2011:281-282) 2010 yılında gelen mucizevi şampiyonlukta da Bursa yerel medyasının büyük destek verdiği ve kentte yaratılan sinerjide büyük rolü olduğu bilinmektedir. Ancak yerel basın özellikle de spor basını, gazetecilerin uyması gereken kuralları tiraj yada izlenme kaygısıyla çoğu zaman unutmaktadır. Bu nedenle Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin Hak ve Sorumluluk Bildirgesinde yer alan bazı önemli maddeleri hatırlatmak istedim.

Bildirgeye göre: "düzenli bir şekilde, günlük yahut süreli bir yazılı, görüntülü, sesli veya elektronik basın ve yayın organında, kadrolu, sözleşmeli ya da telif karşılığı, haber alma, işleme, iletme veya görüş, fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl işi ile başlıca geçim kaynağı bu olup, çalıştığı işletme ile ilgili yasalar karşısındaki konumu bu tanıma uygun olanlar gazetecidir." Ve "her gazeteci meslek ilkelerine uymalı ve uyulmasını gözetmelidir." Ayrıca "yayın organları yöneticileri; genel yayın yönetmeni yahut müdürü, yazı işleri müdürleri yahut sorumlu müdürler, sıfatları ne olursa olsun, kuruluşlarında görevli gazetecilerin meslek ilkelerine uygun hareket etmesinden sorumludur." Yani yerel medya yöneticileri gazetecilerin yaptığı hatalardan birinci derecede sorumludur. Elbette gazeteci; "bilgi ve haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüklerini ne pahasına olursa olsun savunur." Ancak "her türden şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtıcı yayın yapmamaya da özen gösterir". Gazeteci, "intihal (aşırma), iftira, hakaret, lekeleme, saptırma, manipülasyon, söylenti, dedikodu ve mesnetsiz suçlamalardan kesinlikle uzak durur. Gazeteci, her ne amaçla olursa olsun, tehdit ve şantaj gibi yöntemlerle mesleğini ve kendisini kullandırmaz, bunlara başvurmaz. "Ve en önemlisi Gazeteci, "ihtisas alanı ne olursa olsun öncelikle gazetecidir. Polis muhabiri, polis yahut sözcüsü, spor muhabiri kulüp yöneticisi yahut sözcüsü, herhangi bir partiden sorumlu muhabir onun üyesi yahut sözcüsü gibi davranamaz, yayın yapamaz." (*)

Bursaspor Dünyanın sayılı kent takımlarından biridir. Çünkü bir kent takımı olarak şampiyon olmuş nadir kulüplerden biridir. Ancak mahalle takımı da değildir. Yerel medyanın da artık bu gerçeği kavraması gerekir. Mahalle takımınızın kadrosunu kurabilir, yönetimini değiştirebilir, hatta yenildiğinde onları dövebilirsiniz bile, tabii ona da gücünüz yeterse (!) Ancak şampiyon olmuş bir kulüpte bunları yapamazsınız. Eleştiriyle hakaret arasındaki ince çizgi aşılmamalı, herkes haddini, hududunu bilmelidir. Yönetim kurulu üyeleri gazeteci gibi, gazeteciler yönetici ya da taraftar gibi, taraftar ise yönetici gibi davranamaz. Davrandığında ise sadece kaos çıkar, kulübün imajı da yakın dönemde de örneklerini gördüğümüz gibi yerle bir olur. Velhasıl gazeteciler meslek ilkelerine uymalı, uymayanda yerini sorumlu davranacak isimlere bırakmalıdır. Medya sahipleri de Bursaspor'dan elini çekmeli, kimin başkan olacağından tutunda aday olacakların önünün kesilmesine kadar uzanan oyunların içinde olmamalıdır. Bursaspor kentin en önemlisi markasıdır ve kimsenin oyuncağı değildir.

KAYNAKÇA

AKKILIÇ, Yılmaz (2006) Bursa Basın Tarihi Üzerine Bir Deneme, Bursa Defteri, Sayı:26, s.36-43.

ZENCİRKIRAN, Memet (2011) Beşinci Şampiyon Bursaspor, İstanbul:İletişim Yayınları.

(*) Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti.