enBursa Haber
Didem Çelik
Didem Çelik

EN ÖN: İyi ki vardınız... Ama varamadınız....

09 Ocak 2019 Çarşamba, 13:30

Sevgi... Adelet... Vicdan... Bu duygular mı bizi terk etti? Veya biz mi onları? Biz o duygulara ihanet ettik ya da onlar bizi bırakıp gittiler...

Şükür ettiğimiz sürece varız. Hayatta mutluluğu yakalamanın en önemli püf noktasıdır . Huzurlu olabilmek için, önce olanı kabul etmek gerekir. Arkasından özgüven, hayata hakimiyet, kararlılık ve başarı takip eder. Sıralı huylardır. Kişi önce, mevcut ile yetinebilirse hayattan korkmayacaktır zaten.

Şükür etmek, her zaman kişiyi pozitif düşünceye iter ve kendisinin olumlu yanlarını ortaya çıkarmasına yardımcı olur. Elimizde ki imkanların çokluğunu fark edince, özgürleşir, affedemediklerimizden uzaklaşırız.

Ruhumuzun özgürlüğü demek, yıkadığımız çamaşırın mis gibi kokusunu duymak, saçımızı tarakla tarayabilmek, kahvenin aromasını damağımızda hissedebilmek, ağacın yeşilini, şeftalinin rengini farkedebilmek, fikrimizi tartışabilmek, uyuyabilmek, merdiven çıkabilmek, nezle olabilmek, öğrenebilmek, öğretebilmek, konuşabilmek, düşünebilmek, narı bölebilmek, gülebilmek, affedebilmek, koyduğumuz hedefe ulaşabilmek, mek, mek ,mek...

O kadar çok ki... Teşekkür edeceğimiz çok konu var, yeter ki görmeyi becerebilelim. Dua ve şükür etmek affetmeyi kolaylaştırıyor. Kişiyi erdeme daha hızlı yaklaştırıyor. Affet ki, özgür kal... Affetmediğimiz sürece bağımlı yaşarız. Kolay olmadığı kesin, ama denemekle de kaybetmeyiz. Başta kendimizden başlamalıyız. Zamanında aldığımız kararlardan, seçimlerimizden, hatalarımızdan...

Bizi kıranları, hata yapanları, arkamızdan vuranları, dedikodumuzu yapanları, vermek istemediklerimizi bizden alanlar için bile teşekkür edelim. Hatta onları da sevelim. Çünkü hayatımıza girmeleri bizim seçimimizdi. Ama çıkmaları da... Herşey iyi iken, onlardan iyisi yoktu, e şimdi ne oldu? Kötü ya da huzursuz günler yaşanınca, iyileri yok mu sayacağız? Yok öyle birşey... Bu bir lüks ve kendimize hak görmeyelim. Mutluluklarımızı nasıl es geçeriz? Onlarda bizim seçimlerimizdi, yaşanmışlıklarımızdı. Ama rolleri bitmiş ve gitmişlerdi. Yaptıkları her zarar, bize tecrübe kazandırdı. Biz bu tecrübeleri onlar sayesinde kazandık. Ve onlar olmasa bunları hiçbir zaman öğrenemeyecektik. İyi ki varlardı. Bizler de, bizi kıranları onların bakış açısı ile değerlendirmeye çalışmalıyız. Bu da empati duygumuzu geliştirecektir. Mutlaka ikna olduğumuz olacaktır, olmadığımızda...

Çocukluğumuzdan itibaren, kimlere kırıldıysak, kızdıysak, hayatımızdan birşeyleri koparıp alanlar, herkesi tek tek ele alalım. "Sizi affedeceğim, kendinizi bana ikna edin, hepinizle iyi günlerim oldu, inkar etmek istemiyorum, sizler benim yaşantımı oluşturan gerçeklerimsiniz. Geçmişimsiniz. Dolayısıyla hayatımın herkes birer yapı taşını oluşturuyor." Diyerek başlayalım. Paylaşımlarımıza saygımız var ise, geçmişimize nankörlük edemeyiz. Bir laf vardır hani, "Dal rüzgarı affetmiştir ama kırılmıştır bir kere" bunu yıkabiliriz. Kırılan dalımızsa bile tamir edebiliriz. Çünkü affetmek özgürlüktür. Kırık dalla yaşamak, inanın affedip özgür kalmaktan daha zordur. Affedersek, ruhumuz serbest kalacak bir kere. Onları vicdan mahkememizde yargılayalım, sorgulayalım. Ve tek tek affedelim. Belki inanmıyorsunuz bu teze, aileniz bile istemeyebilir, inanmayabilir ama başarabiliriz. Zamanla göreceksiniz, sizi üzenleri iyilikle anacaksınız. Tebessümünüz, onlar için mevcut olacak.

Bir sabah kalkın ve "bitti" diye seslenin evrene.

Özgürlüğünüzü ilan edin. Tüm haklarınızı helal edin. Allah hepsinden razı olsun.

Şükür etmek, size affetmeyi sağlayacak. Çünkü o kadar zenginsiniz ki, zenginlikleriniz en küçükten en büyüğe farkındalıklarınız. Çıktığınız yokuşun, çektiğiniz fermuarın tadını çıkartın. Herkesi azat edin artık.

Sadece sevin ve yine olursa yine affedin. Çünkü onların kirliliğini yüreğinizde tutmayın, oraya yakışmıyorlar.

Şükür etmediğimiz her gün tesadüfen bitmiş bir gün demektir. Yaşadıklarımızın farkına varalım ve sahip olduğumuz olumsuzluklara bile teşekkür edelim. Çünkü onlar da bizim ve bir gün önemini kaybecek. Geçtiği zaman sadece tecrübeden öteye gitmeyecek.

Herşey bir dönem. İyikler, hüzünler hatta insan hayatı bile bir dönem değil midir? Takılmamak lazım olumsuzluklara. Yürümeye devam... Hayat, bir mücadele yarışıdır. Ama rakibiniz çok kuvvetli. Sizsiniz. Evet evet kendiniz. O'nu küçümsemeden, yapabileceğinin bir iyisini yapmalısınız. Ve kuvvetli bu rakip için, hemen teşekkür edin kaderinize.

Şükrediyorum, affediyorum öyleyse varım...

Yapılan tüm hatalara, tüm yanlılşlara, tüm bizi üzenlere inanarak ve içtenlikle diyebiliriz ki,

"İyi ki vardınız, ama

En Önce:

Bizim de affedilmeye MUTLAKA ihtiyacımız olacaktır. Tartışma ve kavga tek başına yapılmaz.