Bursa
Parçalı Bulutlu
10°
enBursa Haber
Demet Çoraklı
Demet Çoraklı

Kırmızı pabuçluların pembe izleri...

02 Kasım 2018 Cuma, 18:50

Bizim kuşağın en sevdiği renklerdi kırmızı ile mavi..

Örneğin, benim gibi pek çok kız çocuğu için ödüldü kırmızı pabuçlar..

Nasıl oldu bilmem ama sonraları o kırmızı, yerini pembeye bıraktı..

Dünya da çok değişti o günlerden şimdilere.

Algılar, alışkanlıklar değişti..

Doğanın dengesi değişti, yediklerimizin içeriği değişti, ilişkiler bile değişti.

Bu değişimler yenilikler getirdi; bilim, sanat, teknoloji yepyeni boyutlar kazandı.

Tüm bu değişimlerin vazgeçilmez odağı ise "insan" oldu hep..

Yüzyıllardır var olan yeryüzündeki insanın gelişiminin gerekçesi olan bu değişimler çerçevesinde; iyi niyet elçilerinin beklentisi ise odakta duran insan için barışın sevgi ile çoğalmasıydı. Yani daha az incinmek, daha çok sarılmak, sevgiyi çoğaltmak ve kalıcı barışı yeryüzünün her metrekaresine yaymak...

İstedik ki nefretin çoğaldığı bu dünya henüz soğumadan öncelikle incitmesek birbirimizi.. Hani "İncitme beni!" der gibi..

Bilir misiniz, Türkçe sözcüklerde "incitme beni" kanserin eşanlamlısı olarak geçer.

Oysa, kelime anlamı olarak kanser; bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla beliren kötü hücrelere denir. Bir başka değişle; vücudumuzun çeşitli bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile oluşan yüzden fazla hastalık grubudur.

Kanser can yakan olsa da; "incitme beni"dir eşanlamı.. Duyarlı bir ruhun hassasiyetindedir bu "eşanlam".

"İncitme!" der gibi, aynı duyarlıkla ilmek ilmek dokunan, kansere karşı duran bir bağdır pembe kurdele! Özünde yüreğe ince bir dokunuş vardır..

Çok sevgili Arzu Karataş benim için o "iki kelimeli" eşanlamın karşılığıdır, tıpkı pembe kurdele gibi..

Çünkü Arzu Karataş, yaşadığı kanser tanısının altından kalkabilen, mücadele eden, kanseri yenen yürekli bir kadın olarak; yaşadığı duygu durumunun içinde kaybolmaktan sıyrılıp çoğalmayı seçmiş bir kadındır. O, kendi benliğini yükseltmenin ötesinde, kanserle mücadele eden çok sayıda kadına, sesini duyurduğu her kadının vicdanına dokunmuş bir kadındır.

Öyle ki, yüreğini gözlerinin içinde taşıyan Arzu Karataş, 2014 yılından bu yana her yıl gücünü kadından alarak ilerleyen Pembe İzler Derneği'ni kurmuştur.

Dernek, meme kanseri başta olmak üzere tüm kadın kanserleri -yumurtalık, rahim, rahim ağzı kanserleri- konusunda toplumu bilinçlendirmekte ve maddi yetersizliği olan hastalara teşhis ve tedavi desteği de vermekte..

"Türkiye'de her yıl 71 bine yakın kadına kanser tanısı konuyor. Kadınlarda ilk on kansere bakıldığında meme kanseri birinci, rahim beşinci, yumurtalık kanseri yedinci, rahim ağzı kanseri onuncu sırada yer alıyor. Her yıl; 20 bin kadına meme kanseri, 5 bine yakın kadına rahim kanseri, yaklaşık 3 bin kadına yumurtalık kanseri, bin 500 kadına da rahim ağzı kanseri tanısı konuyor."

Başka bir deyişle "Pembe İzler", bu çok önemli mücadelede hastanın ve hasta yakınlarının omzundaki el olmayı hedeflerken; doğruyu anlatarak, uygulayarak farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Bunu olabildiğince yaygın hale getirmek için de birbirinden farklı, nitelikli ve kapsamlı projeler hazırlıyor.

Toplumların gelişmesi, zorluklarda bir araya gelerek tek yürek olmasında kadınların rolü tartışma götürmez bir hassasiyet taşıyor.

Yani dünün kırmızı pabuçlu kızları, bugün; yüreklerinde taşıdıkları pembe kurdelelerin bir yansıması olarak "pembe izler" sürüyor.

Çocukluklarında benimsedikleri umut ve sevinçle, bugünün insanına, yaşadıkları topluma inceden bir hassasiyet iliştirmek üzere...