Bursa
Parçalı Bulutlu
21°
enBursa Haber
Demet Çoraklı
Demet Çoraklı

Bay Parkinson'u takdimimdir!

11 Haziran 2018 Pazartesi, 20:56

Tanıştığımızda, eve sessizce girip kendisine iyi bir koltuk seçmişti...

Bazı misafirlerin geldiğinden çok gittiği iyidir derler ya hani...

Bizde durum öyle olmadı.

Başlangıçta bir an önce gitmesine ikna olsak da, o kalıcıydı...

Dikkatli ve farkında iseniz gelişinin ayak seslerini duymanız mümkün mümkün olmasına da, söz konusu sevdikleriniz ise kabullenmesi zaman alıyor.

İkramlarını yaparken annenizin eli ara ara da olsa titriyor, ilk duyduğunuz andan beri tonunu, tınısını en iyi bildiğiniz sesin telefondaki ritmi yavaşlıyor, yüz mimikleri, gülüşü durgunlaşıyor, "Sanki ayağımın altında küçük toplar var, düşecek gibi oluyorum" diyor ve sıkça düşmeye başlıyorsa...

Düşüncenizi gözlerinizden okuyan, hani ciğerinizi bilen, her zorlandığınızda size çözüm sunan, evdeki her durumu onaran, idare eden annenizin hayat bulduğu bedenindeki değişimlerle karşı karşıya kalıyor, şaşkınlaşıyorsanız...

Ayak seslerini duyuyorsunuz demektir Bay Parkinson'un...

Derken, ikna olduğunuz bir nöroloğun tanısı ve takibi ile başlayan yeni bir sürecin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Beyin sapında özel bir grup sinir hücresinin kaybına bağlı olarak dopamin maddesindeki eksilmeden kaynaklanan Bay Parkinson size elini uzatıp şöyle söylüyor: "Artık birlikteyiz!"

Aniden gelen davetsiz misafirin anne evine nasıl yerleştiğini ve kendisi ile yaşamayı öğrenmeniz gerektiği gerçeği yüzünüze vuruluyor.

Yaşı ilerlerken hiçbir şeyin onu yormasını, üzmesini, engellemesini istemediğiniz annenizin içinde bulunduğu bu durum deneyim hanenizde dalgalanan yeni duygular yaşatıyor. Evinize gelip, en konforlu koltuğa oturan Bay Parkinson, sizi rutinin dışına çekerken; bazen annenizi uyutmuyor, geçmişte olanları unutturuyor, çabuk sinirlendiriyor, aynı şeyleri tekrarlatıyor, hayaller gördürüyor...

An gelip "Neler yapıyorum bazen anlamıyorum, ama üzmüyorum sizi değil mi?" dediğinde değişimin içindeki sevgi dolu varlığı tarifsiz bir hale bürünüyor.

Evlatlar anne, o ise deneyimli bir evlat oluveriyor!

Parkinson hastalığı teşhisi konulandan çok, hasta yakınlarının benimsemesi, alışması ve yönetmesi gereken bir durum. Çünkü, Parkinson hastasının tüm göstergeleri dikkate alındığında düzenli ilaç takibi başta olmak üzere, yaşam fonksiyonlarının devamı için yakınlarının koşulsuz yakın desteği şart.

Parkinson ile yaşayan aileler için hastayı takip eden bir nöroloji uzmanı doktorunun yeri çok ayrı. Hastada her an gelişebilecek huzursuz gece uykuları, yürüyememe, titreme, hayal görme, unutkanlık, düşme gibi durumları gözlemleme ve tekrarlanma durumlarında mutlaka doktora danışma ihtiyacı sıklıkla doğabiliyor.

Parkinson ile yaşamayı istemiyor elbette insan, ama evinize girdiyse onunla yaşamayı öğrenmeniz koşul halini alıyor.

Çocukluğumda yalnız kalmış ileri yaştaki komşulara hürmet edilir, yalnız yaşayanlara alışveriş yapılır, bir tabak da olsa evde pişen yemekten götürülürdü kapısına. Çocuk bilinci ile bu düşkünlüğü anlamaya çalışırken, elden ayaktan düştüğünü ifade eder, merakımı gidermek için de "yaşlı o evladım!" derdi büyükler...

Meğer "yaş almış" komşuların düşkünlüğüne sebep olanlardanmış Bay Parkinson!

Parkinson hastalarından şefkatinizi esirgemeyin lütfen...

Unutmayın, bir gün sizin de kapınızı çalabilir!

"Parkinson hastalığının belirtileri 40-70 yaşları arasında, sıklıkla da 60'lı yaşlarda başlıyor, erkeklerde kadınlara oranla biraz daha sık görülüyor. Dünyanın her yanında ve her türlü sosyo-ekonomik koşulda rastlanabilen hastalığın görülme sıklığı ülkelere göre farklılıklar gösterirken, 65 yaş üzerinde her 100 kişiden birinin Parkinson hastası olduğu göz önüne alındığında, ülkemizde yaklaşık 70-100 bin hastanın var olduğu kabul görüyor."