enBursa Haber
Demet Çoraklı
Demet Çoraklı

Affet Müslüm...

09 Kasım 2018 Cuma, 16:04

Bundan birkaç yıl önce kızım bir şarkı dinletmek istedi.

Henüz 14 yaşındaki bir kız çocuğunun, Müslüm Gürses'ten "Affet" adlı şarkısını dinlediğindeki heyecanı çarpıcıydı!

Neden bu şarkı diye sorduğumda "şarkıdaki duyguyu hissetmiyor musun?" diye sormuştu!..

İlk kez duyduğum bu şarkının etkisinde kalmak bir yana bunca yıl hiç dinlemediğim Müslüm Gürses'e karşı mahcubiyetle karışık şaşkınlık içindeydim.

Kulaklarımın pasını alan, sözleri ve ezgisi ile sağlam bir şarkıydı dinlediğim..Oysa yıllarca dinlemediklerim arasında olmuştu arabesk müziğinin öncüleri..

Zamanla Müslüm Gürses'in "Nilüfer", "Sensiz Olmaz" ve "Aşk Tesadüfleri Sever" şarkıları yerlerini aldı listemde..

Derken, içtenlikle söylenmiş bu şarkıların sahibinin, filmi yansıdı beyazperdeye...

Benzer duyguları yeniden yaşadım..

Beyazperdeye ustalıkla yansıtılan Müslüm'ün öyküsü; yaşamın gerçek yüzü, acının resmi ya da seçemediğimiz hayatın başrolünün özgün yansıması olarak nitelendirilebilir.

İzleyenlerin de fark edeceği üzere film; bu topraklarda doğan, büyüyen, ezilen ve babası tarafından hor görülenin vicdana inceden dokunuyor. Müslüm'ün hüzünlü yaşamında naif ruhunun ezikliğini, karanlığın içinde "müzik" ile bir çıkış noktası buluşunun dayanılmaz döngüsünü sunuyor. İşte bu döngüde; baba zulmünden kaçarken sığındığı Adana Halkevi'nde tesadüfi olarak tanıştığı bağlama ustası Limoncu Ali'den müzik derslerinin yanı sıra yaşam dersi almasının izleri sürülüyor.

Dikkat çeken noktalardan biri de şu ki; bilginin sevgiyle yoğrularak sunulduğu, halkı sanatla buluşturan halkevleri bir kez daha gün yüzüne çıkıyor. Yani, halkı eğitip millî birliğe ve ülküye yöneltmek amacıyla, 1929 Dünya bunalımının olumsuz etkisi sonucu ekonomi ve toplumsal şartların bir ürünü olarak Cumhuriyet yönetimini pekiştirmek amacıyla kurulan halkevleri gerçeği gözler önüne serilmiş oluyor.

Hatırlatmak isterim ki; Atatürk'ün "kültür sahamızdaki inkişafımızda (ilerlememizde) mühim bir vazife gören" sözleriyle betimlediği halkevleri, "Atatürk İnkılâbı prensiplerinin halk arasında yayılması, derinleşmesi ve kökleşmesi için kurulmuş kurumlar" olarak tanımlamıştır.

Öte yandan babası, yaşamında acının kaynağı olarak yer alırken, kitlelere müziği ve sesi ile hitap eden Müslüm'ün milyonların babası olması da çok çarpıcı geliyor insana...

Doğumundan itibaren, babasının açtığı yaraları sarmaya çalışan bir anne ile kurduğu bağ üzerinde yaşama tutunmaya çalışan temiz ruhlu bir çocuğun hissiyatını da dikkate almamız gerekiyor.

Müslüm'ün her insan gibi bu dünyada var olma çabası yadsınamaz, hele küçük bir mutluluk için pırıl pırıl bir duyguyla yüreğinin götürdüğü yere doğru koşması hiç yadsınamaz!

Birini anlayıp dinlemeden yargılamak modern insanda yerini bulmuyor kanımca. Bana göre, her şeye rağmen hayata tutunmanın çarpıcı öyküsünde kimilerince hata olarak betimlenen davranışların nedenini anlamak gerekiyor.

Bakın, yapılan bilimsel araştırmalara göre; sürekli fiziksel ve duygusal şiddete maruz kalan çocuklar, sevilmediklerini, değersiz oldukları hisseder ve öz güven kaybı yaşarlar. Ayrıca duygusal istismara maruz kalmışçocuklar akranları veya yetişkinler ile sağlıklı ilişki kurmada güçlük yaşar. Duygusal istismar en yaygın istismar türü olmasına rağmen en zor fark edilen, tanımlanan ve yasal olarak tanımlanabilendir.

Yine bilimsel araştırmalar göstermekte ki; "Duygusal istismar her ailede, her koşulda ortaya çıkabilmektedir. Çocuklarda duygusal istismar, zayıf zihinsel gelişim, ilişki kurmada güçlük yaşama, tehlikeli davranışlarda bulunma, madde bağımlılığı, akademik başarısızlık, öz güven eksikliği, öz değer düşüklüğü ile ilişkilidir. Duygusal istismara uğrayan çocuklar terapi görmediklerinde yetişkinlik hayatlarında farklı kişilere duygusal istismar uygulamaya meyilli oldukları da bilinmektedir. Duygusal şiddetle büyüyen çocuklar zamanında yapılan psikolojik destek (terapi) ile olumsuz etkilerinden kurtulabilir. Kurban olan çocuk için destek alınması ilk ve en önemli basamaktır."

Doğumundan ölümüne, hayat örgüsündeki dönüm noktaları ile Müslüm Gürses, karanlığın içinde fark etmeden tutunduğu müziğin içinde yoğrularak "Herkesin acısı, sevgisi kadar!" sözü ile toplumu mavi bir derinliğe çekiyor. Müslüm'ün yaşamı karanlığın içinde umudun varlığını anlatıyor..

Annesinde öğrendiği sevgiyi, müzik öğretmeninden aldığı bilgiyi, yapabildiği kadarıyla, tertemiz duygularla harmanladığı yaşamında izlemek ders verici olmasının ötesinde çokça öğretici..

Güney'in çocuğu Müslüm Gürses'i ayakta alkışlıyorum,

naif ruhunu hiç eksiltmediği,

tertemiz ruhunu iyi niyet kapılarına yönlendirdiği,

hepimize öğretici olduğu için..

Mahcubiyet ve hassasiyetle diyorum ki; "Affet.."

Işıklarda uyu ve sonsuz ol Müslüm..