Bursa
Parçalı Bulutlu
29°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

TÜRGEV Başkanı Altun'dan çarpıcı tespit

28 Temmuz 2020 Salı, 21:05

Bu ülkenin hiç "derin" konuları yokmuş gibi, yine belli mihraklardan dilllendirilen"Atatürk'e lanet okundu, dil uzatıldı, hilafet isteniyor, saltanat gelecek" gibi hararetli tartışmaların odağında kaldık. Aslında hiç şaşırmadım ve benim gibi az buçuk siyaseti uzaktan da olsa takip edenlerin de beklediği bir şeydi. Çünkü Ayasofya'nın camii olarak yeniden ibadete açılması sadece bizim ülkemiz için değil, küresel bazda bir milad.

Bu hareketin hemen ardından böyle tartışmaların geleceğini de biliyorduk, bekliyorduk...

Öncelikle şunu ifade etmeliyim, bu ülkede toplumun yüzde 90'ını 86 yıl sonra Ayasofya'nın açılışındaki coşkuda birleştiren gönül bağındaki bir hareketin"bir rejim tartışması"na döndürülmek istenmesi bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.

2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi de, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişikliğini içeren referandum da hatırlarsak rejim tartışmasına döndürülmüştü.

Muhalefetin, Ayasofya karşısında kaybettiği siyasi duruşun telafisine yönelik beyhude çabalar olarak değerlendirmekle beraber arkasında büyük bir amaç taşıdığını ve hiç de öyle basit ve tesadüfi olmadığını düşünüyorum.

Çünkü bu tartışmalar doğrudan içerideki birlik ve beraberliğimizi hedef alan tehlikeli yaklaşımlar.

****

İşte bu noktada benim gibi düşünenlerin ve sosyal medya hesaplarından uyanık olmamız gerektiğini belirten muhafazakar camianın aklıselimlerin sayısının çokluğu da aslında gizli bir tehlikenin varlığını işaret ediyor.Bunların başında da sosyal medya hesabı üzerinden son iki gündür bir dizi paylaşımda bulunan Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı Başkanı(TÜRGEV) ve Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Fatmanur Altun'un geldiğini belirtmeliyim.

Fatmanur Altun'u bir süredir TV'lerdeki programlarından da takip ediyorum ve hiç öyle tribünlere oynamadan, siyasi ve toplumsal olaylara bakış açısısındaki "akılcı" yaklaşımı gerçekten takdire şayan.Özellikle kadına yönelik her türlü ayrımcılık ve şiddete karşı takındığı dik duruş ve ve hayvan haklarına karşı gösterdiği mücadele ruhu pek çok meselenin çözümüne de katkı sağlıyor.

Fatmunur Altun konuyla ilgili ilk paylaşımında önce bir sosyolojik tespitte bulundu:

"Türkiye'de dindar-muhafazakarlar son 18 yılda makul çoğunluğun sesi ve toplumun ortak hedeflerinin en güçlü savunucusu oldular. Toplumsal barışın ve huzurun ihya edilmesinde tarihsel roller üstlendiler. Bugün toplumun geniş ve asil gövdesini oluşturan ana unsurlardan biri olan dindar muhafazakarlar tarihsel bir eşiğin önünde duruyorlar."

Altun, devamında bu ortaya atılan tartışmaların hiç birinin tesadüfi olmadığının altını çiziyor:

"Ülkemizin birkaç asırlık makus talihini tersine çeviren adımların arka arkaya atıldığı, Türkiye Cumhuriyeti pasaportunun dünyanın en güçlü pasaportlarından biri haline dönüştüğü, tüm dünyayı kaosa sürükleyen, yüzbinlerce insanın ölümüne, hayatta kalanların da finansal olarak çökmesine neden olan büyük Koronavirüs salgınını dünyanın en iyi yöneten birkaç ülkesinden biri olarak adından söz ettirdiği, 'Mavi Vatan' bayrağının göndere çekildiği dünyada masumların sesi ve tarihsel haklarımızın savunucusu olarak yeniden güç kazandığımız bir dönemde içeride başlatılan hiçbir tartışmanın tesadüfi olmadığını düşünmemiz büyük önem taşıyor."

Son olarak da bu tartışmaların tuzak olduğunu belirtip uyarıda bulunuyor:

"Önümüze her gün atılan kavga konularına ve onları giderek fanatik ve rövanşist bir dille savunanlara, bizi toplumdan kopuk, marjinal bir dile hapsetmeye çalışanlara karşı uyanık olalım. Sosyal medya üzerinden çekildiğimiz tartışmalara, "bize tartıştırılanlar"a dikkat edelim. Bize ait olan ve toplum nazarında büyük teveccüh gören kuşatıcı dilimizi asla terk etmeyelim. Cumhurbaşkanımız liderliğinde kenetlenen bu toplumu hak ettiği yere taşıyalım. Bizi ayıranlara değil her zaman olduğu gibi birleştirenlere bakalım. Bir olalım, iri olalım, diri olalım.".

Çok doğru bir tespit.

Liderlerin sert usluplu, kutuplaştırıcı açıklamalarına karşılık TÜRGEV Başkanı olarak, kuşatıcı dil yaklaşımıyla sukunet ve güven telkin ediyor olması şu içinde bulunduğumuz siyasetin ayrıştırıcı döneminde hakikaten çok ama çok önemli.