Bursa
Çok Bulutlu
25.4°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Tırmanışın da bir kuralı olmalı!

05 Aralık 2019 Perşembe, 00:27

Her kış Uludağ'da bu acı olayla karşılaşıyoruz. Dağcılar ellerini kollarını sallayarak geliyor, kafalarına göre istedikleri yerden tırmanış yapıyorlar. Dağa çıktıklarını sadece aileleri ve yakınları biliyor. Yetkililerin ve güvenlik görevlilerinin haberi bile yok.

Zaten kim tırmanıyor, kim kamp kuruyor, kim hangi sporsal faaliyeti yapıyor, iniyor mu çıkıyor mu, tırmanış rekoru kırarken, düştü mü, kalktı mı, kolunu bacağını kırdı mı?

Meçhul.

Herkes kendi kafasına göre takılıyor. Eğer bu tırmanışı gerçekleştirenlerden haber alınamazsa ancak o zaman güvenlik güçlerinin haberi oluyor, ki geçmiş olsun!

Bu sefer de bismillah.

Daha Uludağ'a kar taneleri düşmeye başladığında aynı acı olayla karşı karşıya kaldık. Zirve tırmanışı yaparken yoğun sisten dolayı kaybolan Mert Alpaslan ve Efe Sarp'tan pazar akşamından beri haber alınamıyor. Arama kurtarma ekipleri seferber olmuş durumda.

Günlerdir havadan ve karadan yapılan iz sürme çalışmalarında doğru dürüst bir ize rastlanmadı.

Eğer bu gençler "Biz dağcıyız zirveye tırmanacağız, şu şu güzergahtan gideceğiz. Rotamız bu" gibilerinden bilgi verselerdi, belki de bugün çoktan o mutlu sona ulaşmıştık. Şimdi sıcacık evlerinde aileleriyle çaylarını yudumluyor olacaklardı.

Elbette kimseye "Sen dağa çıkamazsın" denmez. Ama böyle de elini kolunu sallayarak, isteyen dağcı istediği yerden tırmanışa geçip de hem kendi hayatını hem de sonradan onları aramaya gelen kurtarma ekiplerinin hayatını tehlikeye atma sorumsuzluğunda olmamalı. Eğer dağcılık bir spor ise bunun tırmanma kuralları ve sınırları olmalı.

Neticede ortada spor da olsa bir can güvenliği riski var.

Ayrıca burası öyle yol geçen hanı da değil. Milli Park sınırlarıyla koruma altında. Kendi arazilerine geçerken köylülerden bile kapıda para alan Orman Bakanlığı, dağcılara da "Sen nereye tırmanacan, hele bi de kardeşim" diyebilmeli.

CEMALETTİN KANİ TORUN MU, MUSTAFA ÖZTÜRK MÜ?

Yüksel Baysal köşesinde yazmıştı. AK Parti'nin eski Bursa Milletvekillerinden Mustafa Öztürk, Ahmet Davutoğlu'nun kuracağı yeni partinin kurucular kurulunda yer alacak, diye.

Doğrudur. Çünkü 1.5 ay önce AK Parti'den istifa etmişti. Ahmet Davutoğlu'nun kuracağı parti için çalıştığını kendisi de açıklamıştı. Bursa kamuoyundaki beklenti de onun yeni partinin kurucular kurulu listesinde yer alması idi. Ancak 2 gündür kulislerden basına yansıyan kurucular kurulu listesinde Mustafa Öztürk'ün yerine Bursa'dan bir başka eski vekilin adı yer alıyor.

Cemalettin Kani Torun.

Sudan eski Büyükelçisi. Ahmet Davutoğlu'nun yakın kurmaylarından olduğu için onun Başbakanlığı döneminde 2015 yılı seçimlerinde listeye kondu ve Bursa'dan vekil seçildi.

Yani ithal vekildi. Doğal olarak da Bursa ile protokol ilişkilerinin ötesine geçemedi. Bursalı da zaten onu pek dert etmedi. Diğer ithal vekiller gibi sıradan geldi geçti. O yüzden nasıl ki bir buçuk ay önce AK Parti'den istifası şaşırtmadı ise şimdi de Ahmet Davutoğlu'nun kurucular kurulu listesinde yer alması hiç şaşırtmadı.

AK Parti için bilmiyorum ama Bursa kamuoyu için hiç kayıp değil.

Ancak, Bursa 'yı temsil anlamında Cemalettin Kani Torun mu yoksa Mustafa Öztürk mü derseniz, Mustafa Öztürk'ün bu kentin insanı olarak ondan daha ağır bastığını belirtmeliyim.