Bursa
Açık
19.1°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Tam da felek gülmeye başlamıştı!

26 Kasım 2019 Salı, 00:24

Şu CHP'liler, 1950'den beri "Neden tek başına iktidar olamıyoruz?" diyerek, faturayı hep ya merkez sağdaki partilere ya sözüm ona Atatürk düşmanları ile antilaiklere kesiyorlar ya. Son 17 yıldır da başlarına taş düşse Erdoğan'dan biliyorlar ya. Hiç boşuna karşı mahalleyi suçlamasınlar. Kendilerine baksınlar. İç kavgalarından millete sıra gelmiyor. Çünkü CHP'nin CHP'ye yaptığını kimse yapmıyor.

Hangi zaman ellerine bomba alıp atmaya kalksalar fitili hep ellerinde patlıyor. Ne güzel 31 Mart seçimlerinden sonra bir ivme yakalamışlardı. Peş peşe kaybettiği 9 seçimle bir rekora imza atan Kılıçdaroğlu'na güzelim felek tam da gülmeye başlamıştı. Durup dururken şu son iddia ile yine karıştılar.

Bursa'nın yeni nesil medyası enBursa.com'da cumartesi günü yayımlanan "CHP'nin işlerini de havale etmeyin" başlıklı yazımda, Gazeteci Rahmi Turan'ın "Beştepe'ye bir CHP'li gizlice çıkarak görüşme yaptı" iddiasının Erdoğan'ı, Cumhurbaşkanlığı makamını, devleti ve kurumları yıpratmaya yönelik CHP merkezli basit bir operasyonel haber olduğunu yazmıştım.
Nitekim öyle olduğu da ortaya çıktı.

Bu değerlendirmeyi yazdığımda, henüz Gazeteci Rahmi Turan çıkıp da "Bu kişi Muharrem İnce'dir. Cumhurbaşkanı ve Muharrem İnce doğru söylüyordur. Beni haber kaynağım yanılttı. Özür dilerim" açıklamasını yapmamıştı.

Sonrası çorap söküğü gibi geldi.

Rahmi Turan, "Haber kaynağımı açıklamam" dedi, çok geçmeden o ismi de açıkladı: Gazeteci Talat Atilla.

"O görüşmeyi yapan CHP'liyi aradım, ama telefonuma cevap vermedi" dedi. Sonradan adı gündeme gelen Muharrem İnce kendisinin Turan tarafından hiç aranmadığını söyledi.

Haberin Rahmi Turan'dan önce Yılmaz Özdil'e, o kabul etmeyince Uğur Dündar'a gittiği de ortaya çıktı.

Ayrıca iddia kaynağının Külliye değil, CHP içinde Kılıçdaroğlu'na yakın bir grup olduğu da anlaşıldı.

Muharrem İnce;

"Bu olay sonunda bana iftira atıldığı, kumpas kurulduğu bütün gerçekliğiyle ortadadır. Şimdi CHP yönetiminin yapması gereken partimizin içindeki o iftiracıyı bulup cezalandırmasıdır. O kişiyi bulmazlarsa aynı iftira ile kendileri karşılaştıklarında şaşırmasınlar" derken,
CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, "Kanıtın varsa konuş, yoksa sus. Dedikodun tamamen yalandır. Bu iddiayı kanıtlamazsan namertsin." diyerek, içerideki iktidar kavgasını kızıştırdı.

Yani sonuçta, bu operasyonel haberle hem iktidarın Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bir başka partinin iç işlerine karışmakla itham etmek isteyen, hem de Kılıçdaroğlu'nun karşısına çıkacak rakip adayı zan altında bırakmayı amaçlayan tuzak kurucular, kendi kazdıkları kuyuya kendileri düştü.

Şimdi çıksınlar bakalım o derin kuyudan.

CHP'DEN BİR VEFASIZLIK DA BOZBEY'E GELDİ

Dedim ya, şu CHP'lilerin CHP'ye yaptığını kimse yapmıyor diye. CHP Genel Merkezi bir yıl önceki koskoca Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce'ye böyle operasyonel haberle kumpas kurarken, Bursa'da da 20 yıl belediye başkanı olarak partiye ve kente emeği geçmiş, Büyükşehir Belediye Başkanlığını az bir oyla kaybetmiş, Mustafa Bozbey'i de bir kalemde delegelikten siliverdi.

Dün Yüksel Baysal yazdı. CHP'nin Özlüce'deki delege seçimlerinde Bozbey delege yazılmamış.

Baysal'a gönderdiği açıklamada "aday olmadım" türünden siyaseten bir cevap vermiş, ama yine de vefa anlamında onore edilebilirdi.