Bursa
Açık
19.5°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Salgında bile acıma yok; koyun can, kasap et derdinde...

08 Nisan 2020 Çarşamba, 21:43

İşletmelerin faaliyetini geçici olarak durdurmasının üzerinden tam 3 hafta geçti ve bu sürede pek çok işletme satış ve üretim yapamadığı için personel maaşı, kira, elektrik, su, ısıtma gibi ana gider kalemleri başta olmak üzere büyük mali sıkıntı içine girdi. Kimi çekini ödeyemedi, kimi kredisini, kimi de borcunu ödeyemedi. Kiminin ürettiği malı elinde kaldı, kimi satış yaptı, ama üretim yapamadı.

Bu geçici durumdan en çok da etkilenen kesim KOBİ'ler oldu. Üretim ve satış çarkı dönmediği için birçoğu ya eleman çıkaracak ya da kepenk kapatacak. Evet, hükümet 18 Mart'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı 100 milyar TL'lik bir ekonomi istikrar paketini devreye soktu, ama maalesef daha üzerinden birkaç gün geçmeden bankalar aracılığıyla piyasayı rahatlatmayı amaçlayan paket bankalar yüzünden ulaşılamaz hale geldi.

Çünkü bankalar, buna kamu bankaları da dahil, hemen sert bir duruş sergilemeye başladılar.

SÜRECİ SABOTE EDİYORLAR

Daha önce defalarca yazdım. Bankalar hükümetin ekonomik istikrar paketini sabote ediyorlar diye... Bu süreçte kredisini, borcunu, çekini ötelemek ya da yeni kredi almak için bankalara başvuranlar önlerine konulan ağır şartlar nedeniyle elleri boş döndürülüyorlar diye...

Geçtiğimiz hafta kısmen 3 kamu bankası bu konuda biraz geri adım atarak, şartları hafifletti ama yine de kredi verme anlamında ince eleyip sık dokuyorlar. Onlar da müşteri seçiyor.

Süreçte durum o hale geldi ki bankalar krizi fırsata çevirmenin yarışı içinde mevcut kredileri ve borçları faizle ötelerken, yeni kredi başvurularında da öyle bırakın düşük faizle, 6 ay sonradan ödemeli kullandırmayı, limit kalmadı gerekçeleriyle de hem KOBİ'lere hem de orta ölçekli işletmelere ve şirketlere kapıları kapadılar.

Hatta müşteri seçmeye başladılar. Küçük şirketlere tanınan bazı ayrıcalıkları büyük şirketlere yönlendirerek daha büyük para kazanmanın içine girdiler.

Bankaların bu fırsatçılığı TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nu da kızdırdı ve yazılı açıklama yaparak veryansın etti:

"Buradan tüm bankalara seslenmek istiyorum; bu dönem karlılık düşünecek, şirket seçecek dönem değil. Hepimiz aynı gemideyiz. Reel sektör olmazsa bankacılık kesimi de olmaz. Devletimiz zaten riskin yüzde 80'ini üstleniyor. Tüm bankalarımızı, sıkıntıya düşen tüm firmalarımıza destek olmaya çağırıyorum"

Birkaç saat sonra aynı çağrıyı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da yaptı.

O da "Bu bir milli mücadele. Bu süreçte özel bankaları da aynı özveride bulunmaya çağırıyoruz."

Da...

Bakan Albayrak'ın bankalara başından beri sergilediği iyi niyetli ve samimi çağrısına rağmen bankalar yine bildiğini okumaya devam ediyor.

Bu duruma devletin BBDK nezdinde artık adı ne olursa olsun bir düzenleme getirmeden çözümleneceğini de sanmıyorum. Evet liberal ekonomide bu doğru değil. Ama içinde bulunduğumuz olağanüstü durumda ne doğru ki?.. Geminin içinde hepimiz varız.

Küçük işletmelerin, tüketicilerin kredi kartı borçlarını zamanında ödemeyenlerin hemen kartlarını kapattıkları gibi, gecikme faizini de hiç acımadan üstüne bindiriyor.

Tabii sadece bankalar değil, fırsattan istifade edenler. Telefon operatörleri, dağıtım şirketleri. Doğalgaz, elektrik, telefon, internet, cep telefonu faturalarının yaşadığımız bu zor günlerde ertelenmemesi bir kenara, tüm tüketiciler, zamanında ödeyemedikleri faturalara bir de anında gelen açma-kapama bedelleriyle zor duruma düşüyorlar.

Bu insanlar zaten iş yerini açamıyor, eve hapsolmuş durumdalar. Ya, hiç olmazsa açma-kapama bedellerini yansıtmayın. Koyun can, kasap et derdinde misali...