Bursa
Açık
18.2°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Piyasa malı maske ve dezenfektanlar ne kadar koruyucu?

16 Haziran 2020 Salı, 21:47

Korkulan oldu. Normal hayata dönüşle beraber virüs de kendini vaka sayılarındaki artışla göstermeye başladı. Bursa'nın da aralarında bulunduğu 44 ilde maskesiz sokağa çıkma yasağı geldi. Maskesiz sokağa çıkmanın cezası en yüksek hızdan radara yakalanma cezasının tam iki katından biraz fazla.

3 bin 150 Tl.

Da...

Zorunlu olan bu maskeler ile neredeyse su gibi kullandığımız şu dezenfektanlar ne kadar koruyucu?

Zira ortalık çeşit çeşit maske ve el temizliğine dair dezenfektandan geçilmiyor. Piyasada bildiğimiz tele bezlerinden yapılan ve marketlerde, eczanelerde bir liraya satılan tek katlı maskelerden tutun da, iki katlı, üç katlı maskeler olduğu gibi, dikişli dikişsiz maskeler, sentetik jarse kumaştan tutun da pamuklu kumaşa kadar, cerrahi maskelerden nano maskelere ve ultrasonik maskelere kadar pek çok yüz maskesi bulunuyor. Üstelik "virüs geçirmez" diyerek bildiğimiz bu ince ve kolayca yırtılabilir kumaştan yapılma maskeleri öyle fahiş fiyatlardan satıyorlar ki, kim ne tutturursa...

Ne kumaş özelliğinde ne de fiyat aralığında hiçbir standart yok. Meydan fırsatçılara kalmış diyebilirim.

Geçenlerde bir TV haber kanalında izledim.

TV kanallarında pek çok tartışma programına çıkan bir bilim adamı hocamız, bir keresinde canlı yayında şu bizim marketlerde bir liradan satışa sunulan beyaz tele bezinden yapılan tek katlı maskeyi eline alıp, üzerine su dökmüştü. Ve su alttan akarak gitmişti.

Hoca, bunun üzerine "Bu maskeler koruyucu özellikte değil, kumaşın dokusu sık olmalı, bunların gözenekleri çok büyük. Suyun akıp gitmesi gibi virüs de bu gözeneklerden rahatça girer ve çıkar" diyerek bunların riskli olduğunu söylemişti.

Bu bağlamda bir uyarıyı da Prof. Dr. Derya Uludüz yaptı. Bir TV kanalında "hiç maske bulamıyorsanız, temiz tülbenti veya fuları dört kat üst üste koyarak yüzünüze dolayın" diyerek, fulardan basit maske yapımını göstermişti.

Yine Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof.Dr. Mehmet Ceyhan da bir tartışma programında piyasada nano teknoloji adı altında satılan ve rağbet gören siyah maskelerin aslında virüse davetiye çıkardığını söyleyerek "Virüs riskini arttırıyor" demişti.

***

El temizliği başta olmak üzere ev, ofis, bina, işyeri, cami, okul, kreş, toplu taşıma araçları ve hastaneler gibi virüse karşı dezenfekte amaçlı kullanılan alkol bazlı jel ve sıvı solüsyonlar da aslında uzmanlara göre insan sağlığı açısından büyük bir tehdit durumunda.

Çünkü bunlarda alkol oranı yüzde 30'dan yüzde 90'lara kadar çıkabiliyor. Hatta bu konuda bir eczacı hanımla görüşmüştüm. Kendisi benim elimdeki mavi küçük jel dezenfektanını görünce "en doğrusu eli sabunla yıkamak, bunları her 10 dakikada bir kullanmak gerekiyor ki, piyasada ucuz olanlar bir süre sonra deride tahribata, yaralara ve kaşıntılara, kızarıklara yol açıyor" diyerek uyarmıştı.

Aynen öyle, bir yakınımın ellerinin üstünde kızamık gibi lekeler oluşurken, bir yakınımın da elleri bileklerine kadar aynen çamaşır suyuna daldırılmış beyaz kumaş gibi beyazlamıştı. Bugüne kadar belli bir standart kapsamına alınmayan bu ürünler sadece insan sağlığını tehdit etmekle kalmayıp, soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu ve toprağı da kirlettiği bir gerçek.

İşte bu tür şikayetlerin artması ve piyasada türlü türlü kimyasal içerikli ürünlerin satışa sunulması üzerine Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü yayınladığı bir genelge ile bu ürünlere "Biyosidal Ürün Ruhsatı" alma zorunluluğu getirdi. Yani bu ürünler insan sağlığını tehdit etmeyen içeriklerden oluşacak.

Aynı standart uygulamanın en kısa zamanda maskelere de getirilmesi gerektiğini buradan belirtmek istiyorum. Yoksa takma zorunluluğu getirilen maskelerin sadece yüzümüzü kapamamızdan başka bir anlamı olmadığı gibi virüse karşı da risk taşıyor.