Bursa
Parçalı Bulutlu
24.8°
Cennet Yüzer Cankılıç
Cennet Yüzer Cankılıç

Partiyi çıkmaz sokağa sürükleyen kripto FETÖ'cüler mi?

14 Haziran 2020 Pazar, 00:43

Muhafazakar camianın çok yakından takip ettiği ve Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde de ayrı bir yere sahip olan Yeni Akit Gazetesi Yazarı Gazeteci Abdurrahman Dilipak'ın tespitleri, analizleri, özellikle de son iki yıldır çok sık yaptığı eleştirel değerlendirmeleri, muhalif olmaktan çok öte bir dosta uyarı şeklinde algılanır.

Altını çizdiğim cümlelerinden bazıları şöyle:

"Tayyip Bey'i bu hale getirenler Tayyip Bey'in etrafına kendi topladıklarıdır. Tayyip Bey'in yolda bulduklarıyla işler değişti, başta yola çıktıklarıyla böyle değildi - Birileri de kendi siyasi ihtirasları için onun etrafını kuşattı- AK Parti bütün suçu ötekilere yüklemek yerine kendi özeleştirisini yapsa böyle olmaz- Bazı dostlar bunu anlamak istemiyorlar. Gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar, kalpleri var hissetmiyorlar. Görmek istemeyenden daha kör, duymak istemeyenden daha sağır kim olabilir- İşler o noktaya geldi ki; inat, ihtiras ve biraz da kibir ve korku sebebi ile olsa gerek, birileri kendilerini öyle kapattılar ki, artık 'anlatsan da bir anlatmasan da...' Ama biz yine de görevimizi yapıp anlatmaya devam edelim. 'Durun kalabalıklar, bu sokak çıkmaz sokak' diyelim."

***

Bizim de bu yönde son dönemde sıkça "bu yol yanlış yol", "bu iş böyle yapılmaz" dediğimiz, eleştirilerimiz oluyor. Biliyorum ki, dostların hoşuna gitmiyor. Kızıyorlar. Her halukarda sağduyuyu korumak gerekiyor. Hiçbir siyasi koltuk ve makam baki değildir. Gün geldiğinde, o koltuktan indiklerinde aynı olgunlukla değerlendirmelerde bulunacaklarını az buçuk tahmin edebiliyorum.

Sanki bir el uzanmış, AK Parti'yi aşağıya doğru çekiyor. AK Parti yerelde ve genelde hiçbir dönem bu şekilde dar kadro siyasetine mahkum edilmemişti. Oysa, daha geniş kitleleri kucaklayan anlayışı vardı. Şimdi sadece seçmen ve halk bazında değil, kendi içinde bu davanın emektar yolcularını dahi ötekileştiren, dışlayan ve hatta onları bazı vurucu timlere kurban eden anlayış hakim.

AK Parti, hiçbir dönem bu kadar kendi içinde sen-ben ayrımına girmemişti. Hiçbir dönem yönetim kadroları, eş, dost, ahbap usulü yapılanmamış, yolsuzluk, rüşvet , adam kayırma, iş takipçiliği ve özel hayat iddialarıyla gündeme gelmemiş, hiçbir dönem siyasi ihtiraslara kurban gitmemişti.

Dilipak'ın da belirttiği gibi, AK Parti hiçbir dönem inat, kibir ve korku içine girmemiş, AK Parti belediyeleri rantçıların, büyük müteahhitlerin, partililerin rüşvetle iş yaptırdıkları yerler olmamıştı.

AK Parti hiçbir dönem bu kadar halktan kopuk bir çizgiye de gelmemişti. Mazlumun, garibanın, mağdurun kapısını 7/24 çaldığı parti idi. O kapılar kamu dairelerindeki gibi akşam mesaisiyle kapanır oldu. Şimdi partilere değil, Cumhurbaşkanına ulaşabilen şanslı. Oysa bu davanın yorulmayan lideri Cumhurbaşkanı kapılarınızı, tefonlarınızı ve gönüllerinizi halka kapamayacaksınız demiyor mu?

***

Aslında AK Parti'nin bugün yaşadığı sıkıntı 2011 yılındaki ilk kırılmadan kaynaklanıyor. Bugün FETÖ'nün planı olarak adlandırılan, o tarihte partinin bölgelerinde güçlü olan kanaat önderi durumunda ve ağabey olarak bilinen bakanları, milletvekilleri yerlerinden edilerek başka illerden ya aday gösterildiler ya da açığa alındılar. Bülent Arınç Manisa'dan Bursa'ya getirildi, Faruk Çelik Bursa'dan Şanlıurfa'ya gönderildi. Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın, Kayseri yerine Ankara'dan, eski Başbakan Binali Yıldırım'ın memleketi Erzincan yerine İzmir'den aday gösterilmeleri, FETÖ'nün güçlü isimleri bölgelerinde zayıflatma amaçlı siyasi hamle olarak algılanırken, hatırlanacak olursa o dönemde FETÖ'nün AK Parti'den vekil gösterilmeleri için Erdoğan'a 50 kişilik aday listesi verdiği gazete manşetlerinde yer almıştı. Ancak dönemin başbakanı bu tuzağı görmüş ve kırmızı kart göstermişti.

***

Bursa özelinde de Faruk Çelik'in Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı iken Şanlıurfa'ya gönderilmesi yerel ve genel yönetimlerce Cumhuriyet tarihinin en hızlı ve yoğun hizmet yağmuruna tutulmasını ve kentin ekonomik, sosyal alanda çıta atlamasına vesile olurken, Bursa o tarihten sonra bir daha 2002-2011 arasındaki hizmetlerin onda birini ancak görebildi. Bugün hala geldi, gelecek denen hızlı tren işte o tarihte, Çelik'in giderken anlaşmasını imzalattığı büyük ve sonrasında yarım kalan projelerden biri idi.

***

Son dönemde halk arasında da sıkça dillendirilen "Cumhurbaşkanımızın etrafı kuşatılmış, olaylar gerçek yüzüyle değil, etrafındakilerin çıkarları doğrultusunda kendisine aktarılıyor. Yanıltıyor" diyorlar ya, işte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın etrafının kuşatıldığı ikinci kırılma noktası da maalesef 15 Temmuz 2016 sonrası metal yorgunluğu gerekçesiyle yeniden yapılandırma döneminde gerçekleşti. Değişim ve yenilenme, eskilerin tasfiyesi ile kurumsal hafızanın zedelenmesini getirirken, ortaya yeni AK Partililer olarak adlandırılan dar kadro yapılanmasında içine kapanık siyaset anlayışını getirdi. Yazık ki AK Parti Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın omuzlarına binmiş yol almaya çalışıyor.

***

Neticede elimde belge yok, kanıtlayamam. Ama artık ben de siyasi yorumcuların yaptığı ve çoğu zaman uçuk komplo teorisi olarak nitelendirdiğim "Parti acaba kriptocu FETÖ'lerin kumpasında mı?" iddiasına kapılmıyor değilim. Bu yönde toplumu yönlendirmekle görevlendirilmiş gazeteci kisvesindeki kripto FETÖ'cüler ile ister bilinçli, ister bilinçsiz şekilde onlarla ittifak halinde olan partililer, maalesef ki partiyi çıkmaz sokağa sürüklüyorlar.